Betül Soysal Bozdoğan
Betül Soysal Bozdoğan
betul.bozdogan@star.com.tr
Tüm Yazıları

İran'a yoğun saldırı ve Türkiye'nin hakkaniyetli duruşu

Günlerdir savaş gündemini takip ediyoruz.

ABD, "önce ABD" diyenlerin değil ABD içindeki "önce İsrail" diyenlerin elinde oyuncak oldu.

ABD içinde İran'a saldırı kapsamında kamuoyu desteği; yüzde 25 oranında.

Evangelist – Siyonist kliğin ana hedefi İran'ı bölmek. Mümkün olmuyorsa; İran'da rejimi değiştirmek.

Ve fakat şöyle bir realite var ki; Amerikan postalı İran'a girmeden rejimin değişmesi mümkün görünmüyor.

İran toplumunun büyük çoğunluğu emparyalist saldırıya karşı ekonomik sorunlar ve özgürlük kısıtlamalarına rağmen yekvücut oldu.

Gelinen aşamada kim daha fazla dayanacak? İran mı ABD-İsrail ittifakı mı? Savaş maliyetini üstlenme ve savaşın sonuçlarına katlanma bakımından hangi ülke daha direngen duruş sergileyecek, göreceğiz.

Savaşın sonucunu oluşturacak ana etkenlerden biri de bu!

KİM NE YAPIYOR?

ABD ve İsrail savaşın ilk gününde bir ilkokulu vurarak 160 kız çocuğunu katletti. Bu, meşru hiçbir nedeni olmayan savaşı daha da kirli hale getirdi.

ABD ve İsrail, İran'ın stratejik konumlarını hedef alıyor. Şimdiden yüzlerce sivil hayatını kaybetti.

Peki İran nasıl bir strateji yürütüyor?

İran, İsrail'e saldırarak ana fitne odağını yaralamak istiyor, Körfez ülkelerindeki ABD üslerini vurarak Arapların ABD'ye yönelik baskısını artırmayı hedefliyor. ABD'ye asker kayıpları verdirerek ABD iç kamuoyunda tepkileri yükseltmeyi amaçlıyor ve Hürmüz Boğazı ile ABD ekonomisinde enflasyonist etki oluşturma gayretine giriyor.

TÜRKİYE'NİN POZİSYONU

Sınır komşumuz olan İran'a yönelik saldırılar elbette Türkiye'nin teyakkuz halinde takip ettiği bir konu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın bu gibi kriz süreçlerinde serin kanlı biçimde konuyu değerlendirdiği bilinir. Risk analizi yapılır, ülke çıkarları teraziye konulur, medeniyet perspektifi masaya yatırılır, hakkaniyet, etik ve savaş hukuku bağlamında sonuca varılır ve pozisyon alınır.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, İran-ABD/İsrail savaşında ilkin halka güven telkin etti. Sayın Erdoğan, "Bölgemizdeki topraklar, kan ve gözyaşıyla ıslanıyor. Ülkemizi ve milletimizi bu tehlikelerden uzak tutabilmek için gerekli tüm önlemleri aldık" ifadelerini kullanarak halkımızın endişelenmesine gerek olmadığını vurguladı.

İran'a saldırı Türkiye açısından pek çok sonucu olabilecek bir olay. ⁠Güvenlik başlığı altında İran'ın toprak bütünlüğünün ve rejiminin korunması Türkiye için önceliklidir. Rejim değişirse İran, İsrail eksenine girer ki bu istenen bir şey değil.

Göç ve mülteci konusunda da 2017'den bu yana sınıra örülen duvarlar ve sınırın yüksek teknoloji ve askeri insan kaynağıyla korunması, sorun oluşmadan yapılandırılan önlemler olarak altı çizilmeli.

Enerji fiyatlarının artmaması ve/veya ticaret koridorlarında aksamanın olmaması da yine Türkiye için önemli başlıklar arasında.

Kaygı oluşturacak başlıklar bağlamında Dışişleri Bakanı Hakan Fidan açıklamalarda bulundu ve önemli mesajlar verdi. Sayın Fidan, "İran'ın stratejisi son derece yanlış. Körfez ülkelerinin büyük bir kısmı savaş çıkmaması için çok çalıştı. İran'ın hiçbir ayrım yapmadan Körfez ülkelerini bombalaması inanılmaz derecede yanlış bir strateji. Sınır güvenliğimiz iyi durumda. Suriye'deki olaylardan sonra İran sınırı boyunca duvarlar örüldü, sadece terörle mücadele ve kaçakçılık için değil, böyle bir durumda da sınır güvenliğinin ne kadar önemli olduğunu tekrar görüyoruz. İran'daki yeni liderlik, savaşı durdurmak için bir fırsat. Savaşın uzaması her türlü tavizden çok daha kötü bir sonuç getiriyor. İranlıların aşağılanmayacağı ama başkalarının da endişelerinin karşılanacağı bir denkleme gidilmesi lazım. Savaşın yayılma riski bizi endişelendiriyor. Saldırıya uğrayan ülkelerin cevap verme hakkını kullanması durumunda savaşın cephesinin iki taraflı genişlemesi konusunda bir değerlendirme var. Bu da bizim için ciddi bir problem" ifadelerini kullandı.

Türkiye, bölgede huzur, sükun, istikrar ve refah istiyor.

Her zaman olduğu gibi pozitif, yapıcı ve proaktif bir duruş sergileniyor.

Dileriz bölgenin yarını bugünden daha iyi olur.