Betül Soysal Bozdoğan
Betül Soysal Bozdoğan
betul.bozdogan@star.com.tr
Tüm Yazıları

İran'da ne umdular, ne buldular?

12. gününde ABD-İsrail ikilisinin saldırısıyla başlayan İran savaşını irdeleyelim.

Geçtiğimiz gün Trump sürpriz açıklamalarda bulundu ve İsrail için bu açıklamaların yönü değiştirilemezse; sükut-u hayal demek!

ABD Başkanı Donald Trump, İran'la savaştaki hedeflerine büyük ölçüde ulaştıklarını söyleyerek "Savaşın büyük ölçüde tamamlandığını düşünüyorum. Donanmaları yok, iletişim araçları yok, hava kuvvetleri yok." dedi.

ABD'li yetkililer, İran'ın uranyum zenginleşme kapasitesinin neredeyse tamamını yok ettiklerini iddia ediyorlar. Oysa bu iddia, daha önceki 12 gün savaşında da dile getirilmişti. Açıklama, bu minvalde güven vermiyor. İran'dan da teyidinin yapılması gerekmekte.

Beyaz Saray sözcüsü, "Şu ana kadar 5000'den fazla düşman hedefi vuruldu. İran'ın balistik füze saldırıları %90'dan fazla azaldı ve insansız hava aracı saldırıları yaklaşık %85 azaldı." ifadelerini kullandı.

Bağımsız ve güvenilir kaynaklara göre, İran'ın balistik füze depolarının şimdiye kadar dörtte birinin tüketildiğine dair güçlü bir kanaat var.

12 günlük savaşta ABD'nin kaybettiği asker sayısı 7 olarak açıklanmıştı. Ancak gerçek rakamın saklandığına dair tahmin yürütmek güç değil.

Reuters'a konuşan iki kaynak, İran savaşında şu ana kadar 150 ABD askerinin yaralandığını ifade etti.

Trump, çelişkili açıklamalarında işlerin kendileri açısından iyi gitmediğini ortaya koyuyor.

12 günlük savaşta, ABD hedeflerine ne kadar ulaştı? Detaylandıralım.

REJİM DÜŞMEDİ

ABD'nin savaştaki ilk hamlesi, İran'ın dini lideri Ayetullah Hamaney'i öldürmek oldu.

Bu hamle sonrası İran'da halkın rejime karşı sokağa çıkıp, rejimi devirmesi beklendi.

Esasen Trump, İranlı muhaliflere; "biz üstümüze düşeni yaptık, sıra sizde" dedi.

Peki ne oldu?

İranlıların çoğu, emperyalist saldırı sonrası iç işlerine müdahaleyi kabul etmedi. Rejime yönelik eleştiriler, ekonomik sıkıntılar ve daha fazla özgürlük talebi, dış müdahale nedeniyle halk tarafından askıya alındı.

Sokaklar rejime destek gösterilerine sahne oldu.

Ve Hamaney'den sonra yerine oğlu Mücteba Hamaney seçildi.

Bu aşamada İran'ın iç dinamikleri, sosyolojisi ve toplum refleksi ABD'nin planlarıyla birlikte hareket etmedi.

Sonuç olarak; ABD'nin rejim değişikliği planı tutmadı.

İÇ SAVAŞ SENARYOSU VE BÖLÜNME TUTMADI

İran'ın yumuşak karnı olan etnik ve mezhebi farklılıklar hepimizin malumu.

Diğer bir realite ise rejimi koruyan Devrim Muhafızları ve gönüllü sivil yapılardır. Bu yapılar oldukça güçlü görünüyor. Öyle ki, İran'ı bölme planlarına hizmet edecek yapıların, bu işe soyunması ciddi cesaret gerektiriyor.

Bir gün olursa çok kanlı olur. Bu basit bir mesele değil. Ve kısa zamanda sonuçlanacak bir olay da değil. Bunu İran'daki "Kürt terör grupları" da dahil tümü tahmin etmektedir diye düşünüyorum.

SAVAŞ BÖLGESELLEŞMEDİ

ABD-İsrail ittifakının bu savaşta istediği en iyi senaryo, savaşın bölgeselleşmesiydi.

Bölgede İran-Arap savaşının veya Sünni-Şii çatışmasının çıkması ve Müslüman ülkelerin on yıllarca savaşma ihtimalleri ve birbirlerini tüketmeleri İsrail ve ABD'nin en temel rüyasıdır. Böylelikle kendilerinin performans sergilemesine gerek kalmadan sahanın yumuşatılması ve Büyük İsrail için alan temizliğinin yapılması onlar için çok iyi olurdu.

12 günlük süreçte gördüğümüz sahte bayrak operasyonları bölge ülkelerini birbirine düşürmek içindi.

Olaya Türkiye'yi ve Azerbaycan'ı da çekmek istediler. Suudi Arabistan ve tüm körfez ülkelerinin de dahil olduğu çok büyük bir savaş hayal ettiler ama olmadı.

Siyonist ve Evanjelist çetenin oyunu, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın güçlü diplomatik refleksi tarafından bozuldu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan ile İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan telefonda görüştü.

Türkiye İran'a yönelik kendini net ifade etti. Bakan Fidan, İranlı mevkidaşı Arakçi'ye, Türk hava sahasının ihlal edilmesinin kabul edilemez olduğunu belirtti. Arakçi: "Türk hava sahasına yönelen füzeler İran kaynaklı değil. Konuyla ilgili geniş kapsamlı araştırma yapılacak" ifadelerini kullandı.

Azerbaycan ve İran arasında iletişim ve diyalog sağlandı. Nahçıvan'daki İHA kriziyle tırmanan gerilim yerini temasa bıraktı. Bakü, Tahran'a insani yardım gönderdi ve iki lider arasındaki telefon diplomasisi, Kafkaslar'da yeni bir cephe açma girişimlerinin karşılık bulmadığını gösterdi.

Türkiye'ye atılan iki füze ve Azerbaycan'a gönderilen İHA'ların Devrim Muhafızları emir komuta zincirinin dışında bireysel inisiyatiflerle yapıldığı düşüncesi öne çıkıyor.

İran istihbaratı, son günlerde İsrailli 30 casusu yakaladı.

Bu bağlamda bölgesel savaş çıkması adına İran'daki ajanların faaliyetlerini asla göz ardı etmemek lazım.

EKONOMİK GÖSTERGELER MESAJ VERDİ

İran Hürmüz'ü kapattı. ABD, İran'da petrol tesislerini vurdu.

Küresel petrol fiyatları aşırı iniş çıkışlar yaşıyor ve dalgalanma uç boyutlarda.

Gemi trafiğinin durma noktasına geldiği Hürmüz Boğazı'na ilişkin Trump, "Dünyaya enerji ve petrol akışını sürdürmeye odaklanıyoruz ve terörist bir rejimin dünyayı rehin almasına ve küresel petrol arzını durdurmaya çalışmasına izin vermeyeceğim. İran bunu yapmaya kalkışırsa, çok daha sert bir şekilde karşılık görecek." diye konuştu.

Trump'ın bu savaşta başarması gereken ekonomi başlığı da gözlerden kaçmamalı. Bakalım diğer devletlerin baskısına ne kadar dayanabilecek?

SAVAŞ SÖNÜMLENDİĞİNDE BEKLENEN GELİŞMELER

İyi senaryoda, savaşın kısa sürede bitmesi, iki tarafın da kendince zafer ilan ettiği bir sürecin yaşanmasıyla olur.

Kısa vadede savaş sönümlenirse buradan bölgenin hayrına iyi gelişmeler çıkabilir.

İlki; hava savunmasında yalnız kalan körfez ülkeleri ve Suudi Arabistan, ABD'ye mesafe koyup Pakistan ve Türkiye gibi ülkelerle ortak savunma hatları oluşturma talebinde bulunabilirler. Bölgesel güvenlik mimarisi değişebilir ve yeni ortaklıklar doğabilir.

İkincisi; Zayıflayan İran ideolojisi, bölgede güç boşluğu oluşturuyor. Bu boşluğu Türkiye doldurabilir. Bu bağlamda "tarih, Türkiye'yi çağırıyor" diyebiliriz.

KÖTÜ SENARYO

Bu yazıdaki yazıp çizdiklerimiz İsrail için kabus gibi bir şey.

İsrail'in planına göre; büyük bölgesel savaş çıkacak, kendileri kazanacak, Mesih ilan edilecek, 3. Tapınak inşa edilecek ve Krallık ilan edilerek 1000 yıllık hakimiyetleri başlayacak!

Ama bir türlü olmuyor.

Peki oldurmak için ne yapabilirler.

Bu senaryoları düşünmek bile istemem ama söz konusu soykırımcı İsrail ise her şey olasıdır.

Savaş uzar, uzatılır.

Netanyahu nükleer silah kullanabilir.

Sahte bayrak operasyonlarına ve fitne faaliyetlerine devam eder...

Eğer buradan bir başarı yakalarsa bölge zaten patlamaya hazır bomba gibi. İşte o zaman durdurmak çok zor olabilir.