
İran meselesi ülkemizi yakından ilgilendiriyor.
İran; sınır komşumuz, otuz milyon Türk nüfusa sahip ve tarihinde Türk damgası mevcut.
İran'ın başına gelecek her kötü şey ülkemizi direkt olarak ilgilendirir. 90 milyon nüfusuyla oldukça kalabalık bir ülke ve kötü bir akıbette ilk göç adresi Türkiye olur. Bu bağlamda şakaya gelmeyecek bir konu ve dikkatle takip edilmesi gereken bir coğrafya.
Öncelikle şunu çok net söylemeliyim ki; İran'ın mezhepçi yayılmacı dış politikasının karşısındayım. İran'ın mezhepçi ve propagandacı tarzından çok rahatsızım. Ülkemizdeki İrancı profillerden de acayip irrite olurum.
ELİ KANLI İRAN!
İran, İslam coğrafyasında her zaman bir sorun kaynağı olmuştur. Azınlık psikolojisinden kaynaklı olabilir; Sünnileri ikna edilmesi gereken bir potansiyel olarak görür. İran'ın eli kanlıdır, günahı ise çoktur. Tam 47 yıldır sürdürdüğü yayılmacı politikayla Lübnan, Irak, Suriye ve Yemen'de İran ile bağlantılı örgütleri beslemiş ve milyonların katlinde vebale girmiştir.
Gelinen aşamada Şii Hilali Projesi çökmüş ve ülke içinde devlet itibarı zayıflamış durumdadır. ABD ve İsrail saldırılarında yenilgi alan İran, yıllardır Sünnileri hakimiyeti altına almak için boşa harcadığı serveti ve başarısızlığı halkına anlatmakta güçlük çekiyor.
İRANLILAR NEDEN İSYAN EDİYOR!
Dış politikada çuvallamış ve itibarı zayıflamış bir devlet yapılanmasında içerideki arazlara katlanmak artık daha zor İranlılar için.
Ülke kaynaklarını doğru kullanamayan rejim, yoksulluğun önüne geçebilmiş değil. İran ekonomik olarak tahmin edebileceğinizin daha da kötüsünde bir seviyede yaşıyor.
Ve özgürlükler bağlamında halkı tatmin edecek bir seviye yakalanamaması, sokağa çıkanlar için bir motivasyon kaynağı.
REJİMİN ÇABASI ŞİMDİLİK YETERSİZ!
İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan göstericilere "sizi dinlemeye hazırım" dedi ve tansiyonu düşürmeye çalıştı.
Diğer taraftan rejim, ülkenin her tarafına yayılmış protestoculara yönelik çok sert müdahalede bulunuyor. Ölü sayısı beş yüzün üzerine çıktı. Görüntüler çok hararetli. Bir de İsrail kaynaklı odakların yapay zekayla yapıp servis ettiği görüntüler var, sürecin tansiyonunu daha da artırıyor. İsrail ve ABD odaklı provokatörler de devrede. Kaldı ki sadece İran'da değil Türkiye de dahil dünyanın pek çok merkezinde aynı frekanstan harekete geçtikleri çok açık. Gazze'deki soykırıma susan ve İran'daki sözde özgürlük hareketi için pozisyon alan sözde sanatçılarımızı da bir kere daha not ettik.
Bu arada İran'da rejimi destekleyen milyonlar da yürüyüş düzenlediler.
Rejimin şu dakikadan sonra çok iyi bir strateji ve reformla halkın karşısına çıkması gerekiyor. Kapsamlı ve yol haritası olan bir yaklaşım, belki tansiyonu düşürebilir ama inandırıcı olmak kaydı şartıyla.
Aksi halde rejim büyük bedeller ödemek zorunda kalacak.
Şu şartlarda rejimin devrileceğini sanmıyorum. Ama gösteriler, öncekilerden daha kuvvetli geldi.
Rejimin artık köklü bir reformdan başka şansı kalmadı. Bakalım bu öngörü ve kabiliyeti ortaya koyabilecek mi?
ABD-İSRAİL VE PEHLEVİ
ABD ve İsrail İran'daki protesto gösterileriyle yakından ilgileniyor.
Trump, protestoculara, "devlet kurumlarını ele geçirin" çağrısı yaptı.
İran dışındaki gösterilerin tamamında İran'ın 1979 öncesindeki bayrağı ve İsrail bayrakları beraber dalgalandırılıyor.
ABD ve İsrail, rejim değişsin istiyor.
ABD'nin amacı; İran'ı Rusya ve Çin'den uzaklaştırmak.
İsrail'in amacı ise; Büyük İsrail'e giden yolda hedefteki bir Müslüman ülkeyi daha ortadan kaldırmak ve coğrafyayı kendi eksenlerine eklemlemek.
Bu kapsamda adaylarını da ilan ettiler. İran'daki devrik şahın oğlu Rıza Pehlevi bu süreçte İran'a dönmek için can atıyor. Siyonistlerin kuklası olmak için sabırsızlanan Pehlevi, Batı'da Batılı yaşam tarzıyla hayat süren bir aparat. Peki Pehlevi'nin İran'da bir karşılığı var mı? Hayır.
ABD, İran'da ne yapacak? Bir darbe mi veya bir askeri saldırı mı? Niyeti rejim değiştirmek olsa da İran, Irak'a benzemez. Venezuela gibi bir ülke de değil, İran. Bu bağlamda ABD, ütopik hayaller kurmasa iyi olur.
İSRAİL VE "ÖTEKİLERİ"
İran'ın karışması en çok da İsrail'i sevindirdi. İran'da rejim değişir ve İsrail eksenine katılırsa Büyük İsrail'e giden yolda hedef olarak geriye iki büyük ülke kalır; Türkiye ve Pakistan.
İsrail, düşmansız ve ötekisiz yaşayamayan bir vampir gibi. Kan içmeden hayatta kalamıyor. İsrail gibi hukuksuz ve kuralsız bir yapının etki alanını olabildiğince kısıtlı hale getirmeliyiz. Son dönemde dünya çapında yaşadığı itibar kaybını, ABD'nin olası İran müdahalesiyle kapatmaya çalışabilir.
ABD, İsrail ve İran ilişkileri, Türkiye için de çok mühim bir başlık.
İran'ın kendi dinamikleriyle ayakta kalabilmesi için İran yönetimine feraset, akıl ve iz'an diliyorum.