

Baskın saldırı yap.
Hamaney ve kurmaylarını öldür.
İç savaş çıkmasını bekle, destekle.
Rejimin devrilmesini izle...
ABD ve İsrail'in İran'a saldırırken aklından geçenler üç aşağı beş yukarı bunlarmış gibi görünüyor.
Ancak işaretlere bakılırsa evdeki hesap çarşıya uymadı.
Öncelikle baskın bombardımanın şokunu İran çok hızlı atlattı; misillemelere başladı. Hem de sadece çoklu cephe saldırısı şeklinde şoke eden bir reaksiyon göstermeyi başardı...
ABD-İsrail, İran'da bölünme bekliyordu. Saldırılar, İranlıları şimdilik birleştirmiş gibi görünüyor...
İşin bir başka boyutu da savaşın bu şartlarda ne kadar sürdürülebilir olduğu. İran'dan, "Biz bazı istisnalar hariç şimdiye kadar stoklardaki 1991 yapımı, eski teknoloji ürünü füzeleri kullandık. Yüksek teknoloji ürünü olanları daha sahaya sürmedik" şeklinde açıklamalar geliyor.
Buna karşılık ABD'nin Güney Kore'deki füzeleri dahi geri istediği haberleri bir sıkışmışlık halini gösteriyor. Zira ABD füze stoklarını yenilemekte zorlanıyor. Bu süreçte en azından İran Dışişleri Bakanı Arakçi'nin açıklamalarından anladığımız, Rusya ve Çin'in de Tahran yönetimine arka çıktığı yönünde... ABD basını Eylül 2026'ya kadar savaş sürebilir haberleri paylaşıyor. Yine savaşa dair dikkat çekici bir tespitte bulunan İsrailli Gazeteci Yazar Alon Mizrahi, ABD'nin bırakın Orta Doğu ülkelerini ABD üslerini korumakta dahi zorlandığını yazdı. Ayrıca bu üslerin yeniden onarılması, silah envanterinin güncellenmesi büyük bütçeler istiyor. Trump'ın şimdiden 50 milyar dolarlık ek savaş bütçesi almak için Kongre'de lobi faaliyetlerine başladığı öne sürülüyor. Yani özetle evdeki hesap çarşıya uymamış gibi görünüyor.
Zaten son günlerde İsrail'in Demir Kubbesi'nin delik deşik olduğunu da görüyoruz. Bu yüzden Siyonist akıl yeni oyunlar peşinde... Suriye'de yapamadıklarını şimdi İran'da yapmak için bir kez daha Kürtleri piyon olarak sahaya sürmek istiyorlar. ABD ve İsrail askerlerinin yerine Kürtler ölsün istiyorlar. Irak First Lady'si Shanaz İbrahim'in "Kürtler kiralık silah değildir" mesajı bu açıdan önemli zira aynı mesajda Suriye'de düştüğümüz tuzağa bir daha düşmeyeceğiz iması da var... Bu yüzden önümüzdeki günlerde sahte bayrak operasyonu yani İsrail'in sabotajları, kışkırtmaları şaşırtıcı olmayacaktır. İki şüpheli örnek var birisi Nahçıvan'a yönelik kamikaze drone saldırıları, İran'ın savaşı kuzeye yaymasının kime ne faydası var sorusu ortada duruyor. Aynı şekilde Kıbrıs'ta bulunan İngiliz üslerinin kamikaze dronelar ile hedef alınmasının ardından Londra'dan gelen "Dronelar İran'dan gelmedi" açıklaması da manidardır. CENTCOM komutanının İran dronlarının kopyasını yaptık açıklamasını da buraya not düşelim...
Bu süreçte dikkat çeken en ilginç görüntülerden biriyse Beyaz Saray'dan geldi. Oval Ofis'teki ayinde papazlar Trump'ın savaşı kazanması için dua etti. Meseleyi bir din savaşına çevirme çabası mı var sorusu hala ortada durmaktadır...

ÖZEL İLGİ İSTİYOR
CHP Genel Başkanı Özgür Özel'in açıklamalarını duyunca insan gerçekten bir şaşırıyor... Zira Özel, Orta Doğu'da füzeler, kamikaze dronelar, bombalar uçuşurken, hükümetin aldığı ve almaya çalıştığı önlemleri eleştiriyor. Savaş bahanesiyle savunma sanayi fonu için kaynak oluşturmaya çalışmasına tepki gösteriyor.
Önce Özel'in, sözlerini buraya yazayım...
"Bu iktidar şimdi savaş çıkacak sesini çıkarma diyor. Onlara inanmayın. Savaş çıkarsa bu memleketi biz koruruz. Savaş falan çıkmayacak"
Şimdi gel de Özel'e kulak ver; öncelikle savaş çıkarsa biz koruruz diyor peki ama neyle? Düne kadar SİHA'larla maket diye dalga geçen, KAAN için kalorifer peteği benzetmesi yapan, Deniz Topu üreten mühendislerle tenis topudur o diye dalga geçen CHP zihniyetiyle bugünlere gelmek gerçekten mümkün müydü? Hatırlayın eski CHP Mersin Belediye Başkanı Vahap Seçer, heykel açılışında ne diyordu: "Bunların medeniyetten anladığı tank, top, tüfek, İHA-SİHA silah, medeniyet bu mu?" Sonra biz CHP'li Seçer'in örnek gösterdiği medeniyetin ne olduğunu Gazze'de gördük.
Bir de Özel'in "savaş çıkmayacak" sözüne nasıl itibar edelim, zira kendisi Esad Suriye'de bavulu toplamış kaçarken, "Gidin Esad ile konuşun, sorunları çözün" diye akıl veriyordu. Özel'in "Füze testlerinden balıklar ürküyor, turistler korkuyor. Yapmayın" açıklamasıysa tam bir fecaatti...
Gerçi CHP'de bir füze alerjisi olduğu da ortada...
Özel'in selefi Kılıçdaroğlu da "S-400 hava savunma sistemlerini niye aldık, kim bize saldıracak?" diye soruyordu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan ise 2004 yılında savunma sanayisine yatırım yapılması talimatını veriyordu. En son TSK'daki iftarda söylediklerini buraya not düşeyim...
"Şayet 'füze testi yapmayın, balıklar ürküyor' diyenlere kulak kabartsaydık, elbette bunların hiçbirini başaramazdık. Hep söylüyorum ama bugün bir kez daha altını çizerek söylüyorum. Millet olarak ebedi yurdumuz olan bu topraklarda huzur ve barış içinde yaşamak istiyorsak, caydırıcılığımızı sürekli artırmak zorundayız."
Her zaman söylediğimiz gibi takdir milletin elbette ve millet de aslında gerçekleri görüyor. İnsan, Erdoğan'ı seçip, CHP'yi yıllardır iktidardan uzak tutması da bu yüzde olmalı diye düşünmeden edemiyor. Akıl okumak mümkün değil bu yüzden de bu iddiamı ispatlayamam elbette ama ben bugünlerde CHP'ye oy vermesine karşın, ideolojik körlük içinde olmayan bir kitlenin de yastığa başını huzurla koyarken "iyi ki Erdoğan var" diye düşündüğünü düşünüyorum. Siz ne düşünüyorsunuz?