Yazarlar

Resul Tosun

Resul Tosun

rtosun@stargazete.com

İslamcılık ve gözlük sorunu

Resul Tosun tüm yazıları

İslamcı tabirini başından beri tasvip etmedim. İslami literatürde mümin, müttaki, zahid, abid gibi vasıflar var ama İslamcı diye bir vasıf yok.

Kur’an da (Hacc,78) Allah’ın bizleri Müslüman olarak isimlendirdiğini çok açık bir şekilde belirtir.

Oduncu demirci gibi bir meslek ifade eden, o meslek üzerinden gelir elde eden bir şahsı çağrıştırdığı için ben başından beri bu İslamcı tabirini benimsemedim.

Galat-ı meşhur luğatı fushadan evladır gereğince kullandığım olmuştur ama bu kelimeyi asla sevmedim benimsemedim. Bu yüzden ben İslamcı değilMüslümanım.

***

Gerçi Müslümanım diyip İslam’ın gerçeklerine karşı çıkanların sayısı az değil ama bir insan kendisini Müslüman görüyorsa ona ‘sen Müslüman değilsin’deme hakkımız da yok. Yetiştiği ortam aldığı kültür onu o düşünce şekline sokmuş olabilir. O durumda Müslüman’a düşen onu din kardeşi bilip lisanı münasiple ikaz etmek, samimi olarak yarmak(nasihat)tır.

Efendimiz “Din nasihattır” buyurmuş yani karşıdakini dışlamadan düşman ilan etmeden kabul edilebilir bir yöntemle doğruyu anlatmak, tebliğ etmek, uyarmaktır din.

Kimi ham softaların yaptığı gibi dinsiz imansız kafir münafık diyip Müslüman olduğunu söyleyen birine karşı nefret dilini kullanmak doğru bir yöntem değildir.

***

Neyse mevzu bu değildi. Bazı meslektaşlarımız İslamcılığın öldüğüne bazı İslamcıların devlete ajanlık yaptığına dair yazılar yazdılar. Akabinde birilerini itham ettiler ve mevzu medyada tartışılır oldu.

Sağcılığın solculuğun yaygın olduğu dönemde İslam’ı savunanlara da İslamcı dendi. Makaleler, kitaplar yazıldı, konferanslar düzenlendi, toplantılar yapıldı. İslamcılık fikrinin temel kaynakları genelde tercüme eserlerdi. Bu eserlerin önemli bir kısmı Türkiye Müslümanlarının Osmanlıdan tevarüs ettiği  kültürel alt yapıyla barışık değildi. Selefilik adı altında vehhabilik öte yandan İslami devrim adı altında Şiilik gibi akımlar gençler arasında revaç bulmaya yüz tuttuğu için Müslüman alimler bu akıma karşı mesafeli idiler.

Lakin çağın sorunlarına da ikna edici cevaplar veremedikleri için yeni kuşaklar bu tercüme eserlerin etkisi altına giriyordu. İran İslam devrimi de Müslüman gençler üzerinde etkisini uzun süre devam ettirdi.

***

İslam’ın bir hayat nizamı olduğuna inanan Müslümanlar hem gündelik hayatlarını hem de siyasi ve ekonomik sistemin İslam’a göre şekillenmesi için kafa yordular, fikir ürettiler, tartıştılar.

Kabul etmek gerekir ki seksenlerden sonra gelişen dindarlaşma sürecinde bu çalışmaların rolü çok büyüktür. Müslümanlar özel hayatlarını dine uygun biçimde yaşamaya özen gösterdiler ve bunda bir hayli de başarılı oldular.

Bu dine yöneliş tesettür sektörü gibi faizsiz bankacılık gibi birçok sektörü de beraberinde getirdi. 

İslamcılık(!) çok sayıda iş kolunun ve sivil toplum örgütünün tesisine de kaynaklık etti.

***

MNP, MSP, RP ve FP’nin siyasi faaliyeti İslamcılığın siyasal hareketi olarak görüldü ve birçok siyasi mesele bu sayede tartışıldı. AdilDüzen söylemiyle bir siyasal sistem de gündeme taşındı. Adil düzen adı altında İslam’ın siyasal sistemi tartışılmaya başlandı. Bu tartışma olgunlaşmadan 28 Şubat süreci geldi ve bir silindir gibi üzerinden geçti.

28 Şubat süreci dindarların siyasi projesi için büyük bir hezimetti.

Ama dindarlar özel hayatlarındaki dine bağlılığı terk etmediler, direndiler.

Fakat,

1994 yerel seçimlerinden bugüne kadar dindarlar ilk kez önemli mevkilere seçildiler veya atandılar. Bu süreçte kimilerinin dini hayatlarında bir çözülme yaşadığı da bir gerçektir inkar edilemez.

Bu çözülme kişilerdeki insani özelliklerinden ve şahsiyetlerinden kaynaklanan bir çözülmedir.

Biz bunu dünyevileşme diye tarif ediyoruz.

***

Bu ve benzeri tezahürleri İslami düşüncenin seviye kaybetmesi olarak yorumlamak pek isabetli olmasa gerekir. Hele sorumluğu AK Parti’ye yüklemek pek insafla bağdaşmaz.

Çünkü AK Parti dini bir parti değildir, bir kitle ve hizmet partisidir.

Kaldı ki İslami düşünce seviye kaybetmek yerine aksine çok sayıda araştırma merkezi ve sivil toplum örgütü bünyesinde hem fikri olarak hem de fiili olarak sürekli gelişmekte seviye kazanmakta ve mesafe kat etmektedir.

Kendi dünyasının dışına çıkmayanlar bunu görmüyorsa sorun gözlük sorunudur.