Yazarlar

Resul TOSUN

Resul TOSUN

rtosun@stargazete.com

İsrail’e güvenilmez!

Resul TOSUN tüm yazıları

Güvenilmez çünkü en büyük insanlık suçu olan işgali sürdürüyor. Sadece işgalle yetinmiyor sürekli Filistinlilerin hukukunu çiğniyor. 

Türkiye’den özür dilese de tazminat ödese de kuşatmayı kaldırsa da güvenilmez!

Taa işgali sonlandırıp Filistinlilerden de özür dileyerek zararlarını telafi edinceye dek!

Tabii ki Siyonizm’e destek veren her fert, her kurum ve her ülke de aynen İsrail gibi güvenilmezdir.

***

Peki öyleyse neden Türkiye, İsrail devletiyle görüşmeler yapıyor, ticaret devam ediyor ve anlaşmalar yapıyor?

Viran olası hânede evladu ıyal var’ denir ya, tıpkı onun gibi sadece Gazze’de bir buçuk milyon Filistinli sudan, gıdadan, elektrikten, sağlık hizmetlerinden mahrum şekilde hayat sürdürmek zorunda! Onların bu insani ihtiyaçlarını karşılamak için gereken yapılmalı da ondan Türkiye bu görüşmeleri sürdürüyor.

Diplomasi bunu gerektiriyor!

İkincisi, Siyonizm’e karşı olmak İsrail halkı ile ilişkileri askıya almayı gerektirmez. İsrail vatandaşlarının ticaret seyahat ve benzeri insani ilişkilerini sürdürmeleri başkalarına da Filistinlilere de haksızlık sayılmaz. (Unutmayalım bir milyon civarında Filistinli de İsrail vatandaşıdır.)

Ortada bir zaruret vardır.

İslami açıdan da ehl-i kitap ile ilişki kapsamında yanlış yapılıyor demek pek kolay olmasa gerek!

***

Gelelim Türkiye ile ilişkilerin normalleşmesi meselesine. Bu normalleşme mağdur insanların hukukunu koruma adına zaruret gereği atılan bir adımdır. Yoksa AK Parti iktidarda kaldığı sürece ne stratejik ortaklık ne eskisi gibi can ciğer kuzu sarması dostluk asla olmayacağı âşikardır.

Bu bir zarurettir.

Bu normalleşme hem Filistinlilerin hukukunu korumaya yönelik hem de Türkiye’nin elini güçlendirme bağlamında atılmış bir adımdır.

***

Gazze’nin bütün insani ihtiyaçlarının bir şekilde karşılanacak olması öyle küçümsenecek bir kazanım değildir.

Öte yandan ilişkilerin normalleşmesi sonunda İsrail doğalgazının Türkiye üzerinden dünyaya pazarlanması, bir taraftan Türkiye’nin ekonomik ve stratejik gücünü artırırken, öte yandan artık İsrail’in Türkiye’ye bağımlı hale gelmesi demektir.

Bu da Filistinlilerin hukukunu korumada ayrı bir argüman anlamına gelir.

***

Bir şey daha var. Kabul etmek gerekir ki 28 Şubat gibi olağanüstü haller dışında Türkiye sağcısıyla solcusuyla, liberaliyle İslamcısıyla daima Filistin davasının yanında olmuştur. Ama işgalden buyana Türkiye Filistin davasının tek ve en güçlü muhatabı hiç olmamıştır!

Bu dönemde ise Türkiye tek kurşun atmadan şımarık İsrail’e haddini bildirmiş, Filistin davasının en güçlü tarafı ve tek muhatabı haline gelmiştir. Filistin davasını kukla Arap yönetimlerinin elinden çekip almıştır.

Dolayısıyla İsrail’e özür dilettiren, tazminat ödettiren ve şartlarını kabul ettiren bir Türkiye vardır.

Eksikleri olabilir ama unutulmamalıdır ki Türkiye bu anlaşmayı Filistinlilerin görüşlerini ve onaylarını alarak yapmıştır!

Bu dış politika Türkiye’yi İslam ümmeti nazarında hak ettiği yere oturtmuş başarılı bir politikadır!

***

Türkiye’yi eleştiren Mısır yönetimine bir bakın. Filistinlilere İsrail’in yapamadığı zulmü yapıyor.

Gazze’nin hür dünya ile tek bağlantısı Refah sınır kapısıdır.

Mısır sadece Refah kapısını açık tutarak Gazze’nin bütün ihtiyaçlarını karşılayabilir. O ne yapıyor? Kapıyı kapalı tutmakla kalmıyor, bütün tünelleri yıkarak, su basarak, sınıra çelik duvar örerek engelliyor ve Gazzeli’nin can damarlarını kesiyor.

Türkiye ise Gazze’nin bütün ihtiyaçlarını karşılamak için İsrail’e baskı yapıyor ve netice alıyor!

İşte Sisi ile Erdoğan farkı ya da milli irade ile darbe farkı da burada kendisini gösteriyor.