
Orta Doğu'da yeni bir realite söz konusu.
İran kan kaybediyor.
İran Suriye'den çıkmak zorunda kaldı ve şimdi de ABD ve İsrail ile savaşıyor. Hem bölgedeki nüfuzu zayıfladı hem de savaş nedeniyle en iyi ihtimalle on sene geriye gitti.
Bölgeye yerleştirilen kanser misali İsrail ise yayılmacı iddialarına devam ediyor. Gazze Soykırımı'nın ardından İran ve Lübnan'a saldırıyor.
Lübnan ve Gazze'de kalıcı olmak ve Suriye'den toprak koparmak için plan yapıyor.
Diğer taraftan da bölgesel hegemonya kurmak için kendisine yeni bir "öteki" ihdas ediyor.
Bu noktada eski İsrail Başbakanının "Türkiye, yeni İran'dır" söylemi Türkiye'yi ötekileştirme faaliyetlerinin başlatıldığını göstermekte.
İsrail eski Başbakanı Naftali Bennett'in sözlerini aktaralım. Bennett, "Bizi sevmeyecekler. Dünyanın İsrail'i seveceği yönündeki arzu gerçekleşmeyecek. İhtiyacımız olan şey düşmanlarımızın bizden korkması dostlarımızın bize saygı duyması ve herkesin bize ihtiyaç duymasıdır. Yaklaşık 3000 yıldır "bizi sevsinler" yaklaşımını denedik. İşe yaramadı. Yeni bir Türk tehdidi ortaya çıkıyor. Çok net olmak istiyorum: Türkiye ve Katar; Suriye'de nüfuz kazandılar, bölgenin her yerinde ve başka yerlerde de nüfuz arayışındalar. Buradan uyarıyorum: Türkiye yeni İran'dır. Erdoğan sofistike, tehlikeli ve İsrail'i kuşatmayı amaçlıyor.
Türkiye ve Katar sadece Suriye'de değil, Gazze'de de ön kapıdan ve her yerden nüfuz kazanıyor; yeni bir 'boğma halkası' oluşturmaya çalışıyorlar. Türkiye, Suudi Arabistan'ı bize karşı döndürmeye ve nükleer güç sahibi Pakistan ile birlikte düşman bir 'Sünni ekseni' kurmaya çalışıyor" ifadelerini kullandı.
Bennett'in bu söylemi, Batı medyasında yansıma buldu ve TV kanallarında tartışma konusu oldu.
İsrail'in faaliyetlerine baktığımızda; ABD medyasında çıkardıkları bu haberler ve tartışmalar bir şeylerin altlığını hazırlama çabasında olduklarını gösterir. Türkiye'yi izole etme ve yalnızlaştırma faaliyetleri bunun yanında İran'ın hal edilme sürecinde vakit kaybetmeden yeni bir "öteki inşası" söz konusu.
Suriye'de duvara toslayan İsrail, Trump'ın bir daha kendilerinin karşısında pozisyon alma ihtimaline fırsat vermek istemiyor. Trump ile Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın arasını açma çalışmaları da arka planda yürütülüyor.
Batı medyası ve kulislerinde koordineli faaliyetler mevcut.
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın son röportajındaki açıklamaları süreci analiz ediyor. Fidan, "İran'dan sonra İsrail, düşmansız yaşayamaz. Yeni bir retorik arayışında olduklarını ve Türkiye'yi yeni düşman ilan etmeyi amaçladıklarını görüyoruz. Bunu sadece Netanyahu'da değil, İsrail muhalefetindeki bazı figürlerde de gözlemliyoruz" ifadelerini kullandı.
Türkiye siyaseti, süreci çok iyi okuyor.
Türkiye'nin Gazze soykırımını ilk günden itibaren tüm dünyaya aktarması ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın dik duruşu, İsrail için bir tehdit mahiyetinde.
Türkiye, uluslararası arenada söylem geliştirirken kendi savunması adına da altın çağını yaşıyor.
Türkiye, cumhuriyet dönemindeki en bağımsız dönemine girdi.
Türkiye, bağımsızlaştıkça hedefe konuyor.
Türkiye, medeniyet tarihi, askeri donanımı ve halkının nitelikli kalitesi ve kodlarıyla birlikte bölgedeki en güçlü ve gelecek vadeden ülkesidir.
Türkiye'nin diplomatik kabiliyetleri, İsrail'in bölgesel savaş ve kaos planını bozguna uğratmıştır.
Türkiye diplomatik açıdan ve istihbari olarak sahada zaten İsrail ile kapışmaktadır.
Türkiye'ye bulaşan olursa tarihten silinir. Bu da böyle biline!