İstanbul Üniversitesi’nde neler oluyor?

Biz ailecek İstanbul Üniversiteliyiz. Okulumuzdaki her iş bizi ilgilendirir, çünkü İstanbul Üniversitesi mezunlarıyla birlikte önemli bir çevredir, camiadır. İlkin üç öğün yemek hadiseleri gündeme geldi. Çok uzun yıllar tek öğün servisiyle hizmet vermiş yemekhane, yakın zamanda üç öğünlü hizmete geçmişti. Ardından mali açıdan yükün artması sebebiyle tek öğüne geri dönülmüştü. İsabetsiz bir hareketti! Niçin hesap kitap etmeden bir yola çıktınız da ardından vazgeçtiniz. Hepimiz öğrenci olduk. Hele İ.Ü gibi tüm Anadolu’dan öğrenci alan geniş tabanlı bir üniversitede öğrencilerin mali desteğe ihtiyaç duyacakları gayet açıktır. Öğrenci milleti bu, gurbettedir, parası azdır hatta yoktur, öğrencilik kıt kanaatlik demektir. Bu ihtiyaçlar skalasında öğrencilere önce üç verip ardından bire düşürmek, elbette moral bozucudur. Ayrıca yemek eylemi yapanlara karşı uygulanan sert tavır da hiç hoş değildi. İstanbul Üniversitesi’nin ciddi bir halkla ilişkilere ihtiyacı olduğu açık...

Yemekhane eylemlerini müteakip İstanbul Üniversitesi öğrencilerinden bir kişi intihar etti. Kedili Kız Sibel Ünli kardeşimizin vefatıyla bir kez daha gündeme geldi, üniversitemizin yemekhane meselesi. Hatta iki olay sebep-sonuç babından birleştirildi. Öğrenci ve ailesi, yoksulluk, muhtaçlık üzerinden öylesine bir sert bir dille tasvir edildi ki... Hükümete karşıtlık yapacağız diyenler, zavallı küçücük, mahzun bir ölü bedenin üzerinde adeta tepindiler, dans ettiler. Kızcağızın babası en sonunda açıklama yaptı. Hekimliğe yeni atanmış ağabeyi, bizim durumumuz iyidir, vakti zamanında sosyal destek yardımı aldık ama artık almıyoruz açıklamaları yaptılar. Ne kötü bir durum! Taziyelerine mi yansınlar, kendileri hakkında çıkartılan açlıktan ölmek üzere olan bir aile söylentisine mi üzülsünler... Biz bu aileyi, defalarca öldürdük, defalarca denize attık... Kedili Kız Sibel Ünli’ye Allah’tan rahmet diliyorum. Ailesine sabrı cemil diliyorum. Hekim beye meslek yaşamında muvaffakıyetler diliyorum. Bizim ne kadar kötü bir dille onları üzdüklerimize takılı kalmasın, hayatına emin adımlarla devam etsin...

Bu sınavdan hepimiz sınıfta kalarak çıktık. Ne üniversitemiz, ne de üniversite ve hükümet tenkidi çıkartmaya ayarlı muhalif dil iyi bir sınav veremedik...

İRAN’IN CEVAPLAMASI GEREKEN SORULAR...

İslam aleminde işgale uğrayıp müstemleke olmamış 3 ülke vardır; Türkiye, İran ve Afganistan.... Afganistan 1979’dan beri ağır işgaller yaşıyor, mücadelesi halen devam ediyor. Peki Türkiye ve İran ne durumda? Beklenir ki İslam aleminin bu iki büyük ülkesi, İslami dayanışmanın ve himayenin öncüsü olabilsinler...

İranlı üst düzey komutan Kasım Süleymani, ABD’nin bir suikastı üzerine hayatını kaybetti. İran’ın dış politikada yürüttüğü mezhepçi tavırlarını eleştirmekle, bir suikastı alkışlamak birbirinden ayrı şeylerdir.

Türkiye’nin terörle mücadelesinde PKK, PYD, DEAŞ gibi terör örgütlerinden bahsederken, vekalet savaşları aracılığıyla kullanışlı birer zehirli karta dönüşen bu silahlı gruplara nasıl karşı çıkıyorsak... Nasıl ki; terörizmle dış politika yapılamaz diye isyan ediyorsak, her kime yapılırsa yapılsın suikastlere de alkış tutacak değiliz. Aynı ABD, geçmişte Saddam’ı da astırdı, bugün Süleymani’yi imha ediyor... Okyanus ötesinden Ortadoğu’ya nizam vermeye kalkan ABD’yi hesaptan çıkartarak, büyük resmi görmemizin imkanı yok...

Zihnimizi, dünya muktedirlerinin bizim için çizdiği Ortadoğu’nun kanlı çemberine hapsedersek, mezhep, meşrep, etnik çatışmalarda mahvolup gideriz. Bizim, mahkum edildiğimiz bu nefret çemberlerini kırmamız gerekiyor.

İran, İslam’ı bu kadar önemsiyor ise, nüfusu müslüman olan Türkiye ile ilişkileri niçin bu kadar gergin? Niçin siyasi tarihimizde muhafazakar kimliği bu kadar önde olan bir lideri, Erdoğan’ı, bu kadar karşı cephede tanımlıyor? İran’ın Bosna mücadelesinde, Afganistan Cihadında ve Kudüs cephelerinde görev almış bir üst düzey komutanı, suikaste uğramazdan evvel, Suriye’de ve Irak’ta ne yapıyordu? İran, kendi komutanı hakkındaki bu soruları niçin cevaplamıyor?

İslam kardeşliği sözleri Suriye kriziyle birlikte raflara kalktı.

İran’ın İslam alemine anlatması gereken çok şey var...