İstanbul’da tarihi dörtlü zirve ve mevcut uluslararası iklim

Türkiye ile ilgili haksız eleştirilerin uluslararası kamuoyundaki hegemonyasının kritik bir sürecin titiz bir şekilde sürdürülmesiyle kırıldığı bir atmosferde İstanbul, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ev sahipliğinde üç kilit ülkenin liderlerini bir araya getirdi. Bu satırlar kaleme alındığı sırada zirve henüz başlamamıştı ve liderlerin ikili görüşmeleri devam ediyordu. Ancak zaten Astana sürecinde birlikte mesai harcayan Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Almanya Başbakanı Angela Merkel’in zirveye önemli bir artı değer katacağı su götürmez bir gerçek. Zirvedeki dördüncü lider olan Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un zirveye daha ihtiyatla katılıyor görüntüsü verdiği de bir yorum olabilir. Özellikle zirvenin hemen öncesinde ABD Başkanı Donald Trump ile Macron arasında gerçekleşen telefon görüşmesinde Trump’ın, masada ABD ile Fransa arasındaki ortak yaklaşımı Macron’un temsil etmesi yönündeki önerisi, Elysee kaynakları tarafından Fransız basınına yansıtıldı. Geçen hafta zirve ile ilgili Ankara’dan gelen açıklamanın ardından hemen Elysee Sarayı tarafından yapılan açıklamada Macron’un “zirveye katılım konusundaki önkoşulları” yansıtılmıştı. Önkoşul olarak da zaten haftalardır Türkiye ile Rusya sayesinde yakalanmış olan İdlib’deki çatışmasızlık ortamı ifade edilmişti. Zaten çatışma olmadığı için Macron’un neden bunu önkoşul olarak ifade ettiği belirsiz olarak kaldı. Dahası Cumhurbaşkanımızın İdlib'de ateşkes için Tahran zirvesi ve sonrasında nasıl bir diplomatik çaba harcadığını bütün dünya adım adım izlemişti. 

Sorun net, çözüm net… Suriye’deki insani krizi de kapsayan şiddet ortamını sona erdirerek, ülkeyi yeniden Suriye halkının huzur içinde yaşayabileceği bir coğrafyaya dönüştürmek. 

Suriye’nin toprak bütünlüğü, terör gruplarının tehdidinin ortadan kaldırılması, anayasa çalışmaları öncelikli olarak masada liderlerin ele alageldikleri konular. 

Zirve çerçevesinde liderlerin ikili görüşmeleri de en az zirve kadar önemli sonuçlara yol açabilir. 

Bu arada, haftalardır Suudi gazeteci Cemal Kaşıkçı’nın Suudi Arabistan’ın İstanbul Başkonsolosluğu’nda vahşi bir şekilde katledilmesine ilişkin gelişmeler yansıyor. Soruşturma titiz bir şekilde sürerken, Cumhurbaşkanı Erdoğan riyasetinde Suudi Arabistan’ı her gün yeni itiraflar noktasına getiren bir strateji izleniyor. Bu süreç Türkiye ile ilgili olumsuz algı operasyonlarını boşa çıkardı. Ve Ankara bu atmosferde uluslararası her zemine daha güçlü bir şekilde adım atıyor.