Fadime ÖZKAN
Fadime ÖZKAN
fozkan@star.com.tr
Tüm Yazıları

Kabineye taze kan, CHP'ye agresyon!

Siyasetin ve diplomasinin nabzı Ankara'da hiç düşmüyor ama özellikle dün sıra dışı bir gün yaşadık. Kısa bir özet geçelim...

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın AK Parti grubuna hitabı... Verdiği önemli mesajlar... CHP Genel Başkanı Özgür Özel'in Keçiören Belediye Başkanı Mesut Özarslan'a gönderdiği küfürlü mesajlara tepkisi... "Meyhane jargonuyla siyasetçilik oynamaktan vazgeçin", "CHP'de gelen gideni aratıyor" demesi.

Dünkü toplantıyı sıra dışı kılan ise Eskişehir Mihalgazi'nin başarılı Belediye Başkanı Zeynep Güneş Akgün'ün yüz kadın arkadaşıyla birlikte şalvarlı ve bembeyaz tülbentleriyle katılması oldu.

Erdoğan'ın programı (uzunca bir zamandır SDG'ye statü, Öcalan'a "umut hakkı" isteyen) DEM Parti eş başkanlarını, sonra Yunanistan Başbakanı Kirkayos Miçotakis'i kabul etmesiyle devam etti.

BİR YANDA ÇİĞLİK-ÇİRKİNLİK, BİR YANDA LETAFET-ASALET

Her biri önemli gündem konuları lakin ben siyasetteki ak ile karaya odaklanmak istiyorum.

Bir yanda saflık, doğallık, çalışkanlık var, bir yanda çiğlik, çirkinlik, kokuşmuşluk var.

Hepimizi dibe, çukura, çirkine çeken tarafa Özgür Özel'in küfürlü mesajları da dahil, CHP medyasının koro halinde "aman da ne güzel küfrettiniz" diye tempo tutması da dahil.

16 yaşındaki kız çocuğuna gece 3 buçukta cinsel içerikli mesaj atan sübyancı CHP'li başkan da buna dahil, kendini Türkçeyi en güzel kullanan kişi diye lanse eden 80'lik Uğur Dündar'ın TV ekranında utanıp sıkılmadan küfürlü konuşması da dahil.

Bir de İYİ Parti içinden çıkan kötülük var malum.

Bilindiği gibi İYİ Parti kurucu üyesi Mehmet Emin Korkmaz sosyal medyadan Mihalgazi Belediye Başkanı Zeynep Akgün'ün bir fotoğrafını paylaşarak kendinden emin şekilde; üstünlük taslayarak aynen şunları yazmıştı:

"Eskişehir/Mihalgazi Belediye Başkanı'na bakın! Bu siyasal İslamcı şalvarlı kadının görevi ilçe yönetmek midir, yoksa ahırında inek sağmak mıdır? Mekanı şaşırmış olacak gariban, AK Parti'ye de böylesi yakışır. Ne günlere kaldık? Hakikaten katır mühürdar oldu arkadaş! Kargalara kalan dünya, belediye kimlere kalmış? Vallahi benim annem bundan İYİ yönetir. En azından kılığı kılık, tahsili var".

28 Şubat artığı kokuşmuş bir zihniyetin pusuda beklediğinin en somut, en taze hatırlatması oldu bu. Nefret suçunu işleyen İYİ Partili Korkmaz tutuklandı, partiden atıldı, telin edildi.

En güçlü cevap ise Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan ve AK Parti'den geldi. Erdoğan Başkan Güneş'e yönelik nefret suçunu lanetlerken, Anadolu insanına, örfüne, irfanına, kadınların inanç ve kılık kıyafet özgürlüğüne kuvvetli biçimde sahip çıktı.

AK PARTİ TABANI MUTLU-HEYECANLI

Epeydir beklenen kabine değişikliği dün günün ilk dakikalarında Cumhurbaşkanı kararnamesinin Resmi Gazete'de yayımlanmasıyla duyuruldu. Buna göre İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Akın Gürlek Adalet Bakanı, Erzurum Valisi Mustafa Çiftçi İçişleri Bakanı oldu.

AK Parti tabanında, cumhurun habitatında her iki atama da memnuniyetle ve heyecanla karşılandı.

Gürlek'i Türkiye gayet iyi tanıyor zaten. İmamoğlu suç örgütü dosyasını ve İBB yolsuzluk usulsüzlük soruşturmasını yürütürken gösterdiği kararlılık, iddianamenin somut verilerle (tanıklar, itirafçılar, banka hesapları, HTS kayıtları, MASAK raporları gibi delillerle) titiz şekilde hazırlanmış olması iş yapış tarzına dair en iyi referans sayılabilir. Bakan yardımcısı olduğu dönemden Ankara'ya da Adalet Bakanlığı'nın çalışma masasına yabancı değil zaten.

Yeni İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi ise kamuoyunun daha az tanıdığı bir isim olduğu için daha büyük merak uyandırdı. Önceki görev yerlerine ve Erzurum Valisi olduğu döneme dair şahitlikler, video kayıtları, sohbet gruplarında anlatılan hatıralar Çiftçi'nin çalışkan, inançlı, merhametli, ferasetli biri olduğunu ortaya koydu. Bunlar güzel hasletler.

YENİ ADALET BAKANI CHP'Yİ GERDİ

Atama kararları AK Parti ve cumhurda ne kadar memnuniyet yarattıysa muhalefet cephesini o kadar rahatsız etti. Gece geç saatlerde bile bilhassa İmamoğlu'nun sürdüğü CHP tarlasında hoşnutsuzluk hat safhadaydı.

CHP Genel Başkanı yine yeni bir öfke patlaması yaşadı. Bir önceki geceyi kötü geçirmişti zaten. CHP'den istifasını önleyemediği Keçiören Belediye Başkanı'na öfke kustuğu, uzun küfürlü mesajlar attığı ortaya çıkınca salı günü tüm mesaisini bu pisliği temizlemeye ayırmıştı Özgür Özel.

Üstüne bir de Akın Gürlek "bombası" gelince yine tehdit diline başvurdu CHP lideri. "Bakanlık onu kurtaramaz, çatır çatır yargılayacağız" dedi.

Kamu görevlilerine tehdit ve hakaret CHP sporu haline geldi maalesef. Özgür Özel, Gürlek'e daha önce de Başsavcılık görevi dolayısıyla hakaret ettiği için yaptığı açıklama siyasette de medyada da heyecan yaratmadı. Özel'in açıklamalarına "vaka-i adiye" gözüyle bakıldı.

Ama CHP bununla yetinmedi. Meclis için hazırlandılar.

Bakanlar ise devir teslim sonrası Anayasa'nın 106. Maddesi gereği Meclis Genel Kurulu'na yemin etmek için geldiklerinde dişlerini ve yumruklarını sıkmış bekleyen CHP'lilerle karşılaştılar.

KÜRSÜYÜ İŞGAL, ANAYASAYI İHLAL, MAHMUT TANAL

CHP'nin niyeti Akın Gürlek'in yemin etmesini engellemekti. Kürsüyü işgal ettiler.

AK Parti Grubu Anayasal sürecin tamamlanması için CHP'nin hukuk tanımazlığına geçit vermedi. Bakanların etrafı sarıldı, kürsüde yemin etmeleri sağlandı.

Fakat olan oldu. CHP'nin demokratik teamüllerle bağdaşmayan tavrı çirkin görüntülere sebep oldu. Parti içindeki çalkantı ve başıbozukluk, Özgür Özel'in şahsında somutlaşan öfke kontrol sorunu ne yazık ki Meclis Genel Kurulu'na da sirayet etti.

Olan Mahmut Tanal'a oldu. Her sokak olayında, her polis karşıtı şiddetli "eylemsellikte", vaktiyle FETÖ iltisaklı hadiselerde, LGBT gösterilerinde boy gösteren ve açık ki siyasi kariyerini sokak performansına borçlu olan Mahmut Tanal için durum farklı sonuçlandı. Osman Gökçek'e doğru ağız dolusu yükselen Tanal'ın bir anda yere serildiği görülüyor videolarda. Akşam haberlerine ise epey hırpalanmış olarak çıktı ne yazık ki.

İç barışın, toplumsal huzurun, demokratik olgunluğun arandığı ve amaçlandığı bir süreçte CHP yönetiminin tüm stratejisini Ekrem İmamoğlu'nun yargıya intikal eden yolsuzluk iddialarından muaf tutulması şartına bağlaması Türk siyasi hayatını basit ve çirkin bir vasata mecbur ediyor.