Resul TOSUN
Resul TOSUN
rtosun@star.com.tr
Tüm Yazıları

Kadınlar günüymüş!

İster komünist Rusya'nın Dünya Emekçi Kadınlar Günü'ne isterse ABD'nin New York kentinde sosyalist işçi kadınların hak talep ettiği güne dayansın, 1977'de BM Genel Kurulu 8 Mart'ın Dünya Kadınlar Günü olarak kutlanmasını kabul etmiştir.

Türkiye'de de 1921'lere kadar uzanan bir tarihi vardır. Sol kesimin tekelinde olan kadınlar günü BM kararından sonra tüm kesimler tarafından kutlanmaya başlamıştır.

Ne hikmetse kadınlar gününde hep seküler kesimin sesi yüksek çıkmış hatta feninizmin gösteri günü haline gelmiş, 2019'da gösterilerde ise Beyoğlu'nda okunan ezanı slogan ve ıslıklarla boğmaya çalışmışlar dolayısıyla bu gün kadın haklarını savunmaktan ziyade milletin değerlerine aykırı kesimin günüymüş gibi algılanmasına sebep olmuştur.

Muhafazakâr kesim bu güne pek ilgi göstermemiştir.

Çünkü Dünya Kadınlar Günü'nde her kesimdeki kadınların hakları gündeme getirilirken kılık kıyafet mağduru yüzbinlerce kadının uğradığı haksızlıklar bir türlü görülmemiştir.

Muhafazakâr dindar kadınlar sırf kılık kıyafetleri sebebiyle faşizan uygulamalarla hep mağdur edilmişler ama bu mağduriyetleri kadınlar gününün konusu hiç olmamıştır

Türkiye'de muhafazakâr kadınlar normal insani haklarına ancak AK Parti iktidarında kavuşmuşlardır.

Buna rağmen dünya kadınlar gününde sokaklarda toplanan bazı grupların, ,"Zıpla zıpla zıplamayan Tayyipçi", "Tayyip baksana, kaç kişiyiz saysana" ve "Tayyip kaç kaç kaç kadınlar geliyor" şeklinde Başkan Erdoğan'ı hedef alan sloganlar attılar.

Feminist Gece Yürüyüşü adıyla gerçekleştirilen yürüyüşte bir araya gelen bazı gruplar da, "Kutsal aileniz de aile yılınız da batsın" şeklinde slogan attı!

Her neyse sözü aslında dünyanın gözü önünde normal haklar bir yana yaşama hakları bile tehdit altındaki Gazze kadınlarına getirmek istiyorum.

8 Mart Dünya Kadınlar Günü'ydü ama dünya Gazze şeridindeki kadınları görmedi bile.

Neyse ki Enver Ataullah dostumuz Gazze'deki Kadın Bakanlığı'nın basın açıklamasını göndererek oradaki içler acısı durumu bize de hatırlattı.

Genel olarak Filistin'in tamamında, özel olarak da Gazze'de kadınlar çağdaş tarihin en ağır insani felaketinin tam ortasında 8 Mart'ı idrak ettiler.

Açıklamaya göre İsrail'in batı desteğiyle yürüttüğü soykırımda, 7 Ekim 2023'ten bu yana 21.193 kadın kocasını kaybetmiş.

6.020'den fazla aileden geriye bir kadın ya da bir çocuk kalmış!

2.700 aile ise geriye hiçbir ferdi kalmaksızın tamamen ortadan kaldırılmış ve nüfus kayıtlarından silinmiş!

Kocaların öldürülmesi veya tutuklanması nedeniyle, 21.193 dul kadın, kapsamlı bir ekonomik çöküşün ortasında kendilerini ve çocuklarını geçindirme sorumluluğunu taşır hale gelmiş!

Dahası, evleri yıkılan 350.000'den fazla aile başını sokacağı bir barınaktan yoksun durumda!

Gazze'de yerinden edilen 2 milyondan fazla Filistinlinin yarım milyonu kadınlardan bir milyonu da çocuklardan oluşuyor.

Son derece kötü insani şartlar altında yaşamaya çalışıyorlar.

Sağlık sisteminin çökmesi ve gerekli tıbbi bakımın eksikliği nedeniyle yaklaşık 107.000 hamile ve emziren kadının ciddi sağlık riskleriyle karşı karşıya olduğu tahmin ediliyor.

Dünya kadınlar günü itibariyle öldürülen kadın sayısı 12.500'ü aşmış!

Ayrıca, yetersiz beslenme ve sağlık sisteminin çökmesi nedeniyle hamile kadınlar arasında 12.000'den fazla düşük vakası kaydedilmiştir.

Bu savaş, bir veya her iki ebeveynini kaybeden 56.348 çocuğun yetim kalmasına sebep olmuştur.

Veriler ayrıca, zorunlu yer değiştirme ve aşırı izdihamdan kaynaklanan 2.142.000'den fazla bulaşıcı hastalık vakasını gösteriyor ki, bu şartlar orantısız bir şekilde kadınları etkiliyor.

Bu arada, yaklaşık 650.000 çocuk yetersiz beslenme nedeniyle ölüm riskiyle karşı karşıya kalıyor ve bu durum, en temel ihtiyaçlardan bile yoksun bir ortamda çocuklarını korumaya çalışan annelerin acısını daha da artırıyor.

Peki Dünya Kadınlar Günü'nde Gazze şeridindeki kadınları kimler hatırladı?

Batı dünyası bu felaketlerin sorumlusu olan terör devletini sonuna kadar savunurken hangi insan haklarından ve kadınlar gününden bahsedebilir ki?!

Batının çirkin yüzü son savaşla çok daha net olarak ortaya çıktı, BM yaşayan ölü mesabesinde de İslam dünyası yönetimlerinin acziyetine ve batıya teslimiyetine ne demeli?!

Batıya güvenerek yapılan duaların kabul edilmeyeceğini artık anlamanın zamanı geldi de geçti bile.

Yine de ne varsa sivil toplum örgütlerinde var, Tüm engellemelere rağmen çok zor şartlarda oraya yardım elini uzatmaya çalışıyorlar. Kadınlara destek oluyorlar, çocuklara kol kanat geriyorlar, mazlumlara yardım ediyorlar.

Allah onlardan ve onlara destek veren herkesten razı olsun!