Yazarlar

Halime Kökçe

Halime Kökçe

hkokce@stargazete.com

Kalpaklı Ata-Türk bayrağı

Halime Kökçe tüm yazıları

Yavaş yavaş memleket normallerine dönüyoruz. Sıcaklar bastırdı, okullar kapandı, eylemciler de iyi bir tatili hak etti! “

Gezi Parkı eylemselliği” vesilesiyle sol aydınların anti-emperyalist jargonu (bir süreliğine de olsa) terk etmiş olmaları onlar adına bir kazanım. Bunu da bir kenara not edelim; ilk kullandıklarında hatırlatırız fakat!

Sosyal bilimcilerimizin kifayetsizliğini de görme vesilesi oldu “Gezi eylemselliği”. Eylemin kitleselleşme kabiliyeti göstermesinin nedenleri üzerine sağlıklı analizleri yapılacaktır, umarım. Fakat sol gözlüklerle bakınca resmin diğer yarısının görülemediğini anlamış bulunuyoruz.

Fransa’da çok vakit geçirmiş olmanın yan etkisi olsa gerek; vandalizmin, olur böyle şeyler denilerek normalleştirildiği yerde polis şiddeti için faşizm kolluk gücü yorumu yapıldı.

Toplumsal olaylarda vandalizm kaçınılmazdır, biber gazı yiyen eylemci taş da atar molotof da; polis hoş görmelidir, öyle mi?

Ne yazık ki böyle polisler henüz analarından doğmadı. Sadece Türkiye’de değil -yakın zamanda gördük- ne İngiltere’de ne Brezilya’da ve dahi dünyanın hiçbir yerinde.

Akillerin günahı neydi?

Ve tabii bayrak olayı; henüz üzerine konuşan bir Türk büyüğü görmedim ama Başbakan Kazlıçeşme’de “ellerinizdeki o bayrakları pencerelerinizden asın” deyince İstanbul’un en güzide semptlerindeki evlerden sallanan bayraklar Atatürk’ün kalpaklı resminin nakşedildiği bayraklarla yer değiştirdi. Bak Allah’ın işine!

Hatırlayınız... Bayrak, akil insanlara karşı yürütülen protestolarda demirbaştı. Akil insanlar heyetlerinin arkasından kaldırım taşı fırlatanlar bayrağı da akillerin gözüne gözüne sokmaya çalışıyorlardı; vatana ihanet ediyorsunuz sloganı eşliğinde.

Akil heyetlerini her gittikleri yerde protestolarla karşılayan İP-ADD-TGB-CHP doğal ittifakı “Gezi eylemselliği”nde ambülansın arkasına takılan fırsatçı taksicisi olsa da eylemin kitleselleşmesi onlar sayesinde oldu ve aynı ittifak bu sefer Abdullah Öcalan posterinin altında varolabildiler, rivayet o ki Öcalan posteri taşıyanlarla kalpaklı Ata-Türk bayrağı taşıyanlar birlikte halaya durdular.

Tuhaf değildi bu, çünkü uzunca bir süredir bozulan yapılan bütün ittifakların ana fikri “Tayyip Erdoğan olmasın da ne olursa olsun”du. Zaten BDP içinde de AK Parti olmasa biz CHP ile ne güzel anlaşırız diyen bir kanadın olduğu sır değil. Çünkü ideolojik bir kardeşlik söz konusu. Nasıl ki CHP Türkleri beyazlaştırdı onlar da Kürtleri beyazlaştırmak istiyor.

Kötüler için kötü haber

Neyse ki “Gezi Eylemselliği”nin AK Parti’nin çözüm sürecini rafa kaldırmasına yol açacağını heyecanla bekleyen “kötüler” için “kötü haber” tez geldi: Çözüm sürecini normalleşme aşamasına geçirecek yasal düzenleme paketi BDP’lilerle yapılan görüşmenin ardından son şeklini aldı. Bakanlar Kurulu’nda görüşüldükten sonra Meclis gündemine sunulması bekleniyor.

“Çekilme, normalleşme ve silahlara veda” şeklinde aşamalandırılan sürecin ikici etabı olan “mevzuatın gözden geçirilmesi” bu. Sadece çözüm sürecinin gereği olarak bakmamak gerek buna. Demokrasinin derinleşmesi için de elzem adımlar bunlar.

Kimi gazeteci arkadaşlar “Farkında mısınız, Hükümet Gezi’den sıkıştığı için çözüm sürecine sarıldı ve bir şeyler yapacak” türünden sosyal medya incileri paylaşıyor. Sanırsınız süreci başlatan hükümet değil.

Üstelik “Gezi eylemselliği” devam ederken Adalet Bakanlığı bir taraftan da bu işlerle ilgileniyordu.

Saçmalamanın bu kadarına eyvallah. Peki “hükümet masayı devirdi devirecek” yorumu yapan orta sıklet tarihçilere ne demeli?

İşi daha da ileri götürüp Hükümet’in masayı devirmek için Gezi’yi tırmandırdığını söyleyenleri...

Fikir değil haset serdeden ne çok insan var. Hasetleri hemen anlaşılıyor, sureti haktan bile olamıyorlar.