Yazarlar

Halime Kökçe

Halime Kökçe

hkokce@stargazete.com

Kamuda çalışan penguenlere özgürlük!

Halime Kökçe tüm yazıları

Memur-Sen ve ona bağlı 11 sendikanın başlattığı fiili serbest kıyafet uygulaması, “devlet memurları bile türban takıyorsa insanlar için normal budur algısı oluşturmaya ve muhafazakar toplum inşa etmeye yönelik bir toplum mühendisliğidir.”

 

Az çarpıtarak yapılmış bir alıntı okudunuz. “Devlet memurları” yerine “dişi penguenler”i koyun alın size bir Mehmet Y. Yılmaz yazısı. Mehmet Y. Yılmaz mühim değil, mühim olan ‘normal’in ne olduğuna kimin karar vereceği? Zaten bütün beşeri sorunların temelinde bu yatıyor. ‘Normal’in ne olduğuna kim karar verecek? Bu hayati önemdedir, zira ‘normal’, ‘makbul’ olanın öteki adıdır.

Bir türlü ‘normal’ olamadık

Mesela kadın nüfusun yaklaşık yüzde 70’inin başörtülü olduğu bir toplumda paytak penguenlerin ya da “kamuda çalışan dişi penguenlerin” başörtülü olması kadar normal bir şey yoktur bana göre. Ancak günün birinde Mehmet Y. Yılmaz’ın biri çıkar da “dişi penguenler bile türban takmıyorsa, insanlar için normal budur algısı yaratmaya yönelik sistematik bir toplum mühendisliği söz konusudur” derse, işte o zaman da “normalin ne olduğuna kim karar verecek” sorusunu “türbansız penguenlerin” hakkı için sorarız.

Ama şimdi Mehmet Y. Yılmaz’ların yanı sıra “özgürlükçü aydınların” ‘normal’ine bir bakalım. Acaba türbanlılar onlar için ne? ‘Normal’ mi yoksa ‘a-normal’ mi?

 

Türkiye normalleşirken şüphesiz “türbanlı penguenler” de bu normalleşmeden nasibini aldı. Mesela, onları üniversiteye sokmamak, ikna odalarında beyinlerini yıkamaya kalkmak artık ‘normal’ karşılanmıyor, tersine birkaç Atatürk milliyetçisi meczup dışında geçmişteki bu yasağı savunan kalmadı. Onlar da esefle kınanıyor...

 

Üniversitedeki başörtüsü yasağına hiç amasız cephe alan “özgürlükçü-demokrat kanaat önderleri” arasında sıra kamuda kıyafet serbestisine gelince su koyverenler oluyor.

‘657’yi tesettüre sokma’

 

Şu günlerde PKK’ya verdiği akıllarla ve yeni çıkan referans kitabı “Türk Dış Politikası” ile gündemde olan Baskın Oran, milletvekili adayı iken yürüttüğü seçim kampanyası sırasında “türbanlıların normalleşmesini” ‘liberal bir şart’a bağlamıştı. “Ne zaman ki türbanlılar eşcinsellerin hakları için istiklal caddesinde onlarla omuz omuza yürürler, işte o zaman mesela hakim olabilirler.” Baskın Hoca’nın normalleşme prosedürü buydu. Hala da böyle mi bilmiyorum. Kamuda fiili kıyafet serbestisi eylemine belki de “657’yi şeriata uyarlama girişimi” olarak bakıyordur. Bakanlığın “süt bankası” teklifini, eleştirilecek onca şeyi varken, “İlk şeriat yasamız çıkıyor”diyerek eleştirdiğine göre...

 

Bundan evvel de Danıştay’ın başörtüsüyle avukatlık yolunu açan kararında ‘normal tartısına’ çıkartılmıştı başörtülüler. O zaman da kapısına “Başörtülüler giremez” tabelası asan İstanbul Barosu’nu değil de “nasıl demokrat olacağımızı” kendilerinden öğrendiğimiz kanaat önderlerimize kulak kabartmıştım. “Avukatlık bir kamu hizmeti olarak değerlendirilmeyebilir, ama türbanlılar için de kamu hizmeti bir temel haktır” dedikten sonra, “Genelkurmay Başkanlığı’nın Milli Savunma Bakanlığı’na bağlanmadığı bir ülkede” bizi kamuda kılık kıyafet özgürlüğü istemekten neredeyse hicap etmeye davet eden yazılar kaleme alındı. Bir de tembih geldi: Bu temel hakkı sizin gibi olmayanlarla beraber kullanacaksınız ha!

Velhasıl, hala özgür olamadık, hala ‘normal’ olamadık!

Belki Memur-Sen’in 12 milyon imza topladıktan sonra başlattığı kamuda kıyafet serbestisi eylemi vesile olur. Güçlü bir destekle devam ederse belki de gerçek anlamda ilk sivil itaatsizlik eylemi olarak da tarihe geçer. Şiddet içermeyen, kitlesel bir yasa ihlali... Tabii sonuçlarına katlanmak şartıyla!