Yazarlar

Ahmet KEKEÇ

Ahmet KEKEÇ

akekec@stargazete.com

Kemal Bey’in elindeki kadın külodu

Ahmet KEKEÇ tüm yazıları

Herkes aptal, bir siz uyanıksınız... Şıpın işi çözdünüz bunun sahici bir “konuşma” olduğunu ve veryansın edip duruyorsunuz “İstifa etmelidir... Hırsızdır... Bir an önce gitmelidir...”

Birincisi alçak herifler, “diktatör”ilan ettiğiniz adama tadını çıkara çıkara “hırsız”diyorsunuz ve başınıza bir şey gelmiyor. Dün de söylediğim gibi, diktatörünüzün kıymetini bilin.

İkincisi, “Mahkeme kararıyla dinlenmedi ki, Fethullah Gülen’in konuşmaları hakkında yorum yapalım” diyorsunuz ama hangi mahkeme kararıyla dinlendiği meçhul konuşmaların üzerinde histerik çığlıklar atarak tepiniyorsunuz.

Ne cibilliyetsiz adamlarsınız siz...

Üçüncüsü...

Bir korkunuz mu var?

Niye “diktatör” ilan ettiğiniz adama, maaile, tetikçilerinizle, devşirme yazarlarınızla, “liberal postu” giydirdiğiniz faşistlerinizle saldırıp duruyorsunuz da, netameli alanlara hiç girmiyorsunuz?

Bu ülkede Başbakan’ın telefonları dinleniyor...

MİT’in, Genelkurmay’ın, Çankaya’nın kriptolu hatlarına giriliyor...

Dışişleri’nin şifreleri çözülüyor.

Başbakan’a “fiziki takip” uygulanıyor...

Burada bir problem görmüyor musunuz?

Başbakan’a fiziki takip uygulayanlar, üstelik, dünyanın her yerinde ağır suç sayılan bu cürümlerini “Başbakan Recep Tayyip Erdoğan isimli şahıs” ifadesiyle kayda geçiriyor...

Normal mi buluyorsunuz bütün bunları?

Bu ülkede bir “ulusal güvenlik sorunu” olduğu kanaatinde değil misiniz?

Her şey göründüğü ya da size gösterildiği gibi mi?

Her şey hırsızlık, yolsuzluk, uğursuzluk mu?

TÜBİTAK’taki rezillikler ilginizi çekmiyor mu? Çekmeyecek mi?

Erdoğan düşmanlığından öte bir cümleniz yok mu? Olmayacak mı?

Kriptolu hatlardan elde edilmiş konuşmaların hangi alanda kullanılacağını düşünüyorsunuz?

Bu bilgiler kimin ya da camianın işine yarayacak?

Hangi derde deva olacak?

Elde edilmiş bilgiler, sadece “elde edilmiş bilgiler” olarak mı kalacak?

Neden buraya ilişkin bir tecessüs geliştirmiyorsunuz?

Biri de çıkmış (bir siyasetçi, Atatürk’ün ve İsmet Paşa’nın koltuğunu işgal eden bir adam, kasetten çıkmış bir genel başkan), hakkında “gizlilik” kararı bulunan soruşturmanın tapelerini okuyor grup toplantılarında...

Kaç haftadır bunu yapıyor ve yüzü hiç kızarmıyor...

Efendim, bu konuşmalar mahkeme kararıyla dinlenmiş... Bunları konu etmekte bir sakınca yokmuş...

İyi de, senin konuşmaların da mahkeme kararıyla dinlenmişti, Baykal’a tuzak kuran “konsorsiyum”la özel görüşmeler yapıyordun. Üstelik bu temaslar iddianameye dönüşmüştü ve üzerinde gizlilik kararı bile yoktu. O zaman kıyametleri koparmıştın, “Bunlar nasıl savcılar, bunlar nasıl hâkimler! diye veryansın ediyordun...

Ne değişti?

Kaldı ki, grupta okuduğun tapeler, iddianameye bile dönüşmüş değil. Gizli olan, gizli kalması gereken bilgiler...

Hadi 17 Aralık sanıkları için bu ayıp cürümü işledin... İyi ettin.

Peki, Erdoğan’ın konuşmaları hangi mahkeme kararıyla dinlendi ki, bunu grup toplantılarına taşıyorsun?

Bunu hangi ilkeyle, hangi ahlakla, hangi sosyal demokrat umdeyle açıklıyorsun?

Başbakan’ın izlenmiş olmasında “yüksek güvenlik riski” görmüyor musun?

Dün Hasan Celal Güzel yazdı:

Kemal Kılıçdaroğlu, elindeki naylon kadın donunu Menderes’e doğru sallayan Yassıada SavcısıÖmer Altay Egesel’e benziyor.

Egesel, Menderes’i kamuoyunun parçalamasına terk etmekle kalmamış, birtakım hayali ve yüz kızartıcı suçlar isnat etmişti... “Bebek Davası, Örtülü Ödenek Davası, Topkapı Davası” maskaralıklarından sonra da, “idam” istemişti...

Egesel’in ruhu Kılıçdaroğlu’nda yaşıyor...

Pek yakışıyorlar...

Birileri hayret ediyor, “Niçin CHP hiçbir seçimi kazanmıyor? Niçin bu halk tarafından ciddiye alınmıyor?” diye.