
Son günlerde gelen üç ayrı yüksek yargı kararı gündeme dair yeni tespitler ortaya koyuyor. Anayasa Mahkemesi, Yargıtay ve Kamu Denetçiliği Kurumunun verdiği üç farklı karar var ama kaygı tek: Adaleti tesis etmek!
Bugünkü yazımızı KHK'lıların, emeklilerin ve ev sahiplerinin gündemine ayırdık...

KHK'LILAR DÖNER Mİ?
Bu konu bu aralar yoğunlukla tartışılıyor. Özellikle Terörsüz Türkiye sürecinin bir kısmını da teorik olarak bu konu ilgilendiriyor. Zira PKK iltisaklılarının da ihracı söz konusu. Hal böyle olunca, bunlara belirlenecek rejimin, diğer örgüt bağlantısı sebebiyle ihraç edileceklere yansıyıp yansımayacağı minvalinde kalıyor konu. Pek tabi bu yasamanın gündemi. Ve "kendini fesheden" örgütler ile halen "ben varım" diyenler arasında bir ayrım olacağı çok net!
Yargıda ise hali hazırda durum farklı seyrediyor. 13 Mart'ta AYM, KHK'lıların durumuna dair bir dizi karar verdi.
Anayasa Mahkemesi 20/11/2025 tarihinde B.K. (1), 25/9/2025 tarihinde S.U. (2) ve 20/11/2025 tarihinde S.B. (3) başvurularını karara bağladı. AYM'nin bu kararları önemli. Zira Genel Kurul kararı olduğu için ilkesel mahiyet taşıyor!
BU KARARLAR NE DİYOR?
Mahkeme aslında iki net şey söylüyor.
Birincisi: İhraç işlemleri tek başına hak ihlali sayılmaz. Devlet, olağanüstü şartlarda sadakat ilişkisini esas alarak bu tür tedbirler alabilir.
Ama ikinci ve daha kritik nokta şu: Eğer bu işlemler somut delile ve yeterli gerekçeye dayanmıyorsa, işte o zaman hak ihlali doğar. Bu kararlarda ihraç gerekçesini yeterli buluyor mahkeme!
Ayrıca AYM, ceza yargılamasında beraat etmiş olmanın idari değerlendirmeyi otomatik olarak ortadan kaldırmadığını da açıkça ortaya koyuyor. Yani kişi ceza almamış olsa bile idare açısından "irtibat" değerlendirmesi yapılabileceğini kabul ediyor.

KDK'DAN SGK'YA TAVSİYE: EŞİTSİZLİĞİ GİDER!
Bir yanda kamu görevinden çıkarma tartışması... Diğer yanda sosyal güvenlik sistemi. Konular farklı ama mesele aynı: Adaleti sağlamak!
Kamu Denetçiliği Kurumu'nun 4 Mart 2026 tarihli kararı, emeklilik sistemimizin en tartışmalı başlıklarından birine doğrudan temas etti. Daha önce de bu konuyla ilgili bir rapor hazırlamıştı Kurum (4).
Aynı prim gününe, aynı kazanca ve aynı şartlara sahip iki sigortalıdan yalnızca birkaç ay geç emekli olanın daha düşük maaş alması, hukuken mümkün ama vicdanen izahı güç bir tabloyu ortaya koyuyordu. Bu konuda mevzuat düzenlemelerinin kaynağı yasa değil alt metinlerdi. Nihayet biri bu konuyu doğru bir mecraya taşıdı.
KDK, SGK'nın mevcut mevzuata uygun hareket ettiğini teslim etmekle birlikte, ortaya çıkan sonucun açık bir hakkaniyet sorunu yarattığını net biçimde tespit etti bu kararı ile. Bu karar, sistemin ürettiği eşitsizliğin artık görmezden gelinemeyeceğinin açık bir ilanı. Artık mesele tartışma değil, düzenleme meselesi.
Sorunun temelinde ise seyyanen artışların ve ek zamların aylık bağlama sistemine yeterince yansımamasının yattığını tespit etti. Bu nedenle Kamu Denetçiliği Kurumu, çözümün yargıdan ziyade yeni bir mevzuat düzenlemesinde olduğunu vurgulayarak idareye açık bir çağrı yaptı desek yeridir...
EV SAHİBİNE İYİ HABER!
Hepimizi ilgilendiriyor kiracı ile ev sahibi ilişkileri. Bizim değilse de binamızdaki, yakınlarımız arasındaki bu soruna bir yönüyle müdahil oluyoruz. Yasalar ve içtihatlar kiracıdan yana şeklinde bir yaklaşım var. Pek tabi mali koşullar altında kiracı dezavantajlı konumda. Barınma da bir hak. Bu dengede yürüyor her şey. Ancak Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, Resmi Gazetede yayınlanan bir karar verdi(5).
"İLİŞKİNİN ÇEKİLEMEZ HALE GELMESİ"
Olayda ilk derece mahkemesinin, davayı "ihtiyaç nedeniyle tahliye" kalıbına sıkıştırarak reddetmesini yerinde bulmuyor Yargıtay. Burada tartışılması gereken hususun sadece ihtiyaç değil, ilişkinin çekilmez hale gelmesine de bakılmalı diyor.
Yargıtay'a göre yerel mahkemenin, ortada "ilişkinin çekilemez hale geldiğine dair" iddia varsa bunu görmezden gelmemesi gerekiyor...
Ekonomik sorunlar, ağır hastalıklar, güven ilişkisinin sarsılması ya da mücbir sebepler... Hayatın olağan akışı içinde ortaya çıkan ve taraflardan birine "artık bu sözleşme sürdürülemez" dedirten her durum, doğru değerlendirilmek zorunda.
Bu kararın pratikte anlamı şu: Artık mahkemeler sadece "ihtiyaç var mı?" sorusuna bakamayacak. "Bu ilişki sürdürülebilir mi?" sorusunu da sormak zorunda kalacak. Bu da kira uyuşmazlıklarında daha derin bir inceleme döneminin başladığını gösteriyor.
(1) B. No: 2023/38927
(2) B. No: 2023/57158
(3) B. No: 2023/46215
(5) https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2026/03/20260312-32.pdf