Ahmet KEKEÇ
Ahmet KEKEÇ
akekec@stargazete.com
Yazarın Sayfası

Kılıçdaroğlu CHP’nin başında kalamaz

Önceki gün, “Kaset marifetiyle gelmişti. Kaset marifetiyle gidecek. Ama bu kendisine ait bir kaset olmayacak. Başkasının kasetiyle giden ilk ve tek genel başkan olarak hepimizi bir kez daha ters köşeye yatıracak” demiştim.

Açayım:

Buradaki “başkası”nın kim olduğunu bilmiyorum.

Oslo görüşmelerine ait tapeler sızdırıldığında, “Bundan en çok Erdoğan zarar görecektir” yorumu yapılmıştı. 

Zaten Erdoğan zarar görsün diye sızdırılmıştı o tapeler.

Erdoğan’ın terör örgütüyle müzakereye oturduğu, sonradan MİT Müsteşarlığı’na getirilecek Hakan Fidan’ın “Sayın Öcalan” demek suretiyle ne kadar büyük bir kabahat işlediği teşhir edilecek, böylece AK Parti’nin oy kaybetmesi sağlanacaktı.

Tam tersi oldu.

Toplumda, Erdoğan’ın Kürt sorununu bitirme konusunda kararlı ve samimi olduğu algısı oluştu.

Dolayısıyla Erdoğan kazandı.

Peki, kim kaybetti?

Kim olacak?

Elbette Kılıçdaroğlu...

Bu cümleden olarak, 17 Aralık girişimiyle birlikte ortaya sürülen kaset ve tapeler de, zarar görmesi beklenen kişilere değil, bundan fayda devşirmeyi uman Kılıçdaroğlu ve partisine kaybettirmiştir.

Hatırlayalım:

Kılıçdaroğlu, bütün bir seçim sürecini elinde kasetle dolaşarak geçirdi.

Grup toplantılarına tapelerle geldi.

Genel kurulda “kasetten parçalar” okudu.

Bunları yaparken, “Nedir bunların kaynağı? Bu dinlemeler yasal mı?” diye sormadı...

Kaset marifetiyle gelmiş bir genel başkana yakışan da buydu.

Nitekim, muhalefet avantajı ve kaset imkanıyla girdiği son seçimi de kaybetti.

Konu anlaşılsın diye bir kez daha tekrarlayalım:

MİT mensuplarının yaptığı özel görüşme faş ediliyor... Kılıçdaroğlu kaybediyor.

Erdoğan’a ait olduğu varsayılan telefon konuşmaları sızdırılıyor. Kılıçdaroğlu kaybediyor.

Bakan çocuklarına ait görüntüler dolaşıma sürülüyor... Kılıçdaroğlu kaybediyor.

Etrafa pıtrak gibi “montaj-şantaj” kasetleri saçılıyor. Kılıçdaroğlu kaybediyor.

Şaka gibi...

Daha önce de yazmıştım: 
Kılıçdaroğlu’nun bir “beceri” 
sorunu var.  

Daha doğrusu, “Kılıçdaroğlu” ve “beceri” sözcükleri iyi bir ikili oluşturmuyor...

Kağıt üzerinde yan yana dursalar da, ideal bir ikili sayılmazlar.  

Halkın büyük bölümü, SSK’yı yönetemeyen (yönetemeyen ve batıran) Kılıçdaroğlu’nun ülkeyi de yönetemeyeceği, devasa sorunlarımızın üstesinden gelecek beceriyi gösteremeyeceği düşüncesinde... Bu düşüncesini de sandığa yansıtıyor.

Bu yüzden “başkası”nın kasetiyle gidecek. Kaset sahibi olma becerisini gösteremediği için başkasının kasetiyle gidecek...

Soru şu:

Ekmeleddin İhsanoğlu’na kazandırmak isteyenler, Erdoğan’ı gözden düşürmek için yeni bir “kaset-tape” yayıncılığına girişir mi?

Bu soru şimdilik bir kenarda dursun, biz Prof. Hüseyin Yayman’a kulak verelim.

İhsanoğlu’nun adaylığına gönderme yaparak şöyle diyor Yayman: “CHP’de farklı bloklar var... Ulusalcı damar gittikçe güçleniyor. 10 Ağustos’tan itibaren Cumhuriyet Halk Partisi’nin yeniden bir iktidar mücadelesi devreye girecektir. Seçim sonucuna göre Cumhuriyet Halk Partisi’nde kurultay tartışmaları başlayacaktır. 10 Ağustos’tan sonra Kemal Kılıçdaroğlu Cumhuriyet Halk Partisi’nin başından ayrılmak zorunda kalabilir.”

Bence de öyle olur...

Erdoğan’ın kazanması durumunda CHP’de kadim kurultay tartışmaları başlar ve Kılıçdaroğlu gider.

Kasetçiye gelince...

İhsanoğlu’na kazandıramaz ama Kılıçdaroğlu’nun gidişini hızlandırabilir.