Yazarlar

Halime Kökçe

Halime Kökçe

hkokce@stargazete.com

Kılıçdaroğlu halkı silahlanmaya mı çağırıyor?

Halime Kökçe tüm yazıları

Başkanlık sistemi mevzu bahis olunca muhalefet acziyetiyle yüzleşiyorlar. Millet başkanlık sistemine geçecek bunlar da seyredecek. Adları tarihe bir kez daha statükocu olarak geçecek! 

CHP Grup Başkan Vekili Özgür Özer yakın zamanda “yeni anayasa istemediklerini, anayasayı değiştirmeye gelmediklerini, mevcut Meclis’in bir kurucu meclis olmadığını, neden yeni anayasa yapmaları gerektiğini anlamadığı, halkın onları Meclise normal yasama işleri için gönderdiğini” falan söylemişti.

CHP’nin 2010’daki referandumdan bu yana yeni anayasa vaadinde bulunduğunu, bunu seçim beyannamesine de koyduğunu unutup “darbe mi oldu ki yeni anayasa yapalım?” mealinde laflar etmişti.

Çünkü kafa öyle. Yeni anayasa yapmak için darbe yapılmış, başbakan falan asılmış olması lazım...

Durduk yere “sivil anayasaya” ne gerek var!

Siyasete güvenmeyen, düşünce dünyası Kemalizmin sınırları kadar olan insanlardan daha iyisini beklemek fazladan ümit işte.

Son günlerde fakat pervasızlaştılar.

Anayasa değiştirmenin yolları anayasada sabit iken, yani Meclis’te 330 oya ulaşmak ve sonra referanduma gitmek gerekiyorken, Ak Parti, “367’yi bulsak da referanduma götüreceğiz” demiş iken ve tüm demokratik ülkelerde cari mekanizmalar bunlar iken, bir anayasa değişikliğine “Kan dökmeden olmaz” demek... Nedir bu Allah aşkına?

“Demokrasi korkusu, kifayetsizlik işte, yazıııkk” deyip hoş mu görelim bu korkunç ifadeyi.

Yoksa “önüne yatmak, altına yatmak” gibi laflarla konuşabilen bir insandan her şey beklenir deyip duymazdan, görmezden mi gelelim? Ne yapalım Allah aşkına?

Girdiği tüm seçimleri kaybeden ve bunu başarı olarak gören bir genel başkanı CHP’li vatandaşlar kendilerine layık görüyorlarsa yapacak çok şey yok. Ama rahmetli Necmettin Erbakan’ın askerin darbe yapma eğilimine atıfla söylediği “Kanlı mı olacak kansız mı?” lafı darbe sebebi sayılmış, parti kapattırmıştı, hatırlayın. Türkiye öyle günlerden bu günlere geldi.

Şimdi CHP’nin Genel Başkanı “Başkanlık sistemini bu ülkeye kan dökmeden getiremezsin” diyor.

Ne yapmaya çalışıyorsun? Halkı silahlı isyana mı çağırıyorsun?

Orduyu darbe yapmaya mı yoksa?

PKK’nın döktüğü kan kafi gelmedi mi?

 “Seni başkan yaptırmayacağız” diyen HDP’ye ödünç oy bile verdiniz; “Hendek kazan arkadaşlar” başaramadı mı?

FETÖ ile işbirliği de mi kifayet etmedi?

Teröristlerle empati kurdunuz, gene mi olmadı?

Kılıçdaroğlu, demokratik yollarla ilerleyecek bir sürece kan karışacağını söylüyor? 

Yeniden bir Gezi hayali kurmaktır bu. 

CHP’nin kaset çıkmazı

Başbakan Davutoğlu’nun görevinden ayrılmasına dair Kemal Kılıçdaroğlu ve HDP Eş Başkanlarının yorumlarına insan gerçekten hayret ediyor. Duyan da koltuklarını demokrasiye borçlu kişiler konuşuyor sanır.

Biri eli silahlı bir örgütü tarafından atanmış o makama. Bir canlı bombanın ardından “Biz bu yolda çok can aldık, çok can verdik” diyebilecek kadar cani bir insandan bahsediyoruz. Gençleri canlı bomba yapmak üzere örgütüne katan, dokunulmazlığı kalktığında bundan da ceza alacak olan biri...

Hapiste olması gerekirken Meclis’te esip gürlüyor. Davutoğlu’na yapılan darbeymiş!

Ya Kılıçdaroğlu’na ne demeli?

Oturduğu koltuğu kuryelik yaptığı Gülen Örgütü’ne borçlu olduğunu biliyor herkes. Bu ayıptan kurtulabilmenin yollarını arayacağı yerde 17-25 Aralık’tan sonra velinimeti olan bu örgütün siyasetteki eli, kolu, sözcüsü oldu. 

Şimdi önüne bir fırsat çıktı.

Söz konusu kasetleri kimin ona izlettirdiğini savcıya anlatabilir.

Bunu yapacağına “Erdoğan da ifade versin” diyor.

İyi ya işte, git savcıya anlat bildiklerini. Suçluyorsun ya Cumhurbaşkanı’nı... Onları da anlat. Bir yol aç bakalım, belki savcı onu da dinlemek ister.

Hele sen bir anlat bakalım, Cumhurbaşkanı’na kaset izletenlerin kimler olduğunu. O görüntüyü kayda alıp sonra da sana izletenleri...