Yazarlar

Yiğit BULUT

Yiğit BULUT

yigitbulut@stargazete.com

Kılıçdaroğlu’na sorular

Son dönemde çıkışları, geri adımları ve destek verme-vermeme arasındaki ince çizgideki kalışları ile çok tartışılan Kılıçdaroğlu’na bir Türk vatandaşı olarak bazı sorular sormak istiyorum;

1- Suriye’ye karşı Türk Devleti ve Milleti birlikte durma noktasına geldiğinde, bu ülkeyi kuran parti olduğunu iddia eden CHP, neden destek vermedi?

2- Bir parti özellikle muhalefette ise ve “güçlü olduğunu” iddia ediyorsa, “erken seçim yapma” fikrine neden destek vermez? Bir parti seçimden kaçar mı?

3- Türkiye’nin tehdit altında duruşuna destek vermezken, Küresel Sistemin Türkiye’ye dayattığı Derviş’e neden her zaman sahip çıktınız? Daha açık yazayım; Derviş’i yani “küresel finansal sistemin Türkiye’yi para karşılığı teslim almaya” gönderilen bu arkadaşı neden partiye ve siyasete davet ettiniz? Bu mu sizin BİRLİK-BÜTÜNLÜK hatta SOL parti olma anlayışınız! “Küresel-Finansal tetikçilere” teslim mi olmak!

4- Bugüne kadar küresel-yerel yerleşik yapılardan hangisine karşı tavır aldınız? “Türkiye’deki yerleşik yapıyı” karşınıza almak pahasına vatandaşı korumak adına ne söylediniz, ne yaptınız? TÜSİAD; TOBB; FAİZ LOBİSİ; BANKALAR veya diğer güçlü yerleşikler hakkında “tek cümleniz, tek eyleminiz” var mı?

5- Başbakan defalarca “faiz lobisine ve bu finansal örgütlenmeye yönelik açıklama yaptı, eyleme geçti, geçirdi”! Bakanlar aynı yönde adımlar attılar, en son Zafer Çağlayan “tefecilik yapan bankalar var” dedi, “SOL şeritte hız yapacağız diyen” sizlerden böyle tek bir açıklama geldi mi? Faiz ile ilgili tek bir “çizik atmışlığınız” var mı! Yoksa sizin de “yönetimine karıştığınız” yüksek faizden nemalanan bankanız mı var?

6- Başbakan Erdoğan “IMF’den başlayarak, rating kuruluşları ve içerideki yerli bankalar” dahil olmak üzere “YERLEŞİK YAPI ve uzantılarına” yönelik her adımı attı, geri çekilmedi, gerektiğinde “hedef olmayı” göze aldı! Sizin bugüne kadar “IMF, rating kuruluşları veya Türkiye’yi krize sokmaya çalışanlara” karşı bir tek sözünüz var mı! Bıraktım “söz söylemeyi” siz hala “küresel sistemin adamı Derviş’i çağırmaya” uğraşıyorsunuz, bu mu sol anlayışınız!

7- TÜSİAD sınırı aştığında Erdoğan’dan en sert tepkileri aldı. Sizlerin “TÜSİAD hakkında” hatalarını yüzlerine vuran tek bir “harfiniz” var mı! YOKSA “halka değil bize kaldı” deyip, haksız yere yönetime karıştığınız bankanızdan mı korkunuz var!

8- Türkiye’deki “yerleşik medya düzeni” ile aranız hiç bozuldu mu! Sizi destekleyen “medya baronlarının” vatandaş aleyhine attıkları adımlara hiç “DUR” dediniz mi! Bırakın DUR demeyi, hiçbir medya patronunu eleştirdiniz mi!

9- Son Kurultay sırasında ve sonrasında her fırsatta “sert, çok sert sola kırdık” diyorsunuz, “iş kazaları olup, onlarca insan öldüğünde-yandığında-toprak altında kaldığında” ağzınızdan tek kelime çıktı mı? Patronlara laf söylemeye korkan “sert sol” gibi bir anlayış olabilir mi?

10- İçeride yerleşik” medya-finans-askeri oligarşi” gibi iç içe geçmiş bir yapıya karşı durmadınız, son dalgada dışarıdan içeriye doğru oluşan tehdit dinamiği içinde yine TBMM’de yoktunuz! Bu duruşu Türk Halkına nasıl açıklıyorsunuz?

Sevgili dostlar, Kılıçdaroğlu ve ekibinin “güçlü-kaliteli-sorgulayıcı muhalefet yapmalarını” bir Türk vatandaşı olarak samimi olarak istiyorum. Güçlü ve kaliteli, muhalefetler kendini daha sık sorgulayan İKTİDAR’ı yaratır ve karşılıklı olumlu bir etki ortaya çıkar. Bu isteğime ve gerçeğe rağmen üzülerek şunu da görüyorum; bugün CHP “yerleşik düzen ve sistem ile” iyi geçinmeyi hedef-amaç edinen bir yapıya sahip ve maalesef sokaktaki algılama “SİSTEMİN ADAMLARI” noktasına gelmiş durumda!

Sonuç: Bu ülkede SOL, üzülerek görüyorum ki; “yerleşik düzen’in beslemesi” halinde yoluna devam ediyor. Daha acı yazayım belki daha net anlaşılır; “küresel finansal yapı” ve son olarak BAAS rejiminin döküntülerinin edindiği evlat tadında bir SOL partimiz var! Şimdi bu arkadaşların başlarını ellerinin arasına alıp sormaları lazım; biz, ESED’le, Derviş’le, iç-dış yerleşiklerle, medya baronları ve finansal dinamiklerle kol kola nereye gidiyoruz!

Son söz: Bu soruları eleştirmek için değil, yapıcı bir şekilde katkıda bulunmak ve bu hareketin nereye gittiğini sorgulamak isteyenlere katkı yapmak için yazdım! Bu ülkenin bir siyasi partisi “vatan toprağına bomba düştüğü gün TBMM’de destek vermek için yerini almıyorsa, ne zaman alır” sorusu bu yazıyı yazmamın ana sebebi... Her şey ortada, gerisi size kalmış...