Koalisyon yılları: Karanlık vesayet

Koalisyon vesayet demek. Neden mi? Gençlerin pek çoğunun hatırlayamayacağı, bizlerinse unutmak istediği olaylar var. 1984’ten bu yana 40bin üzerinde cana mal olmuş o karanlık yıllar... Bir yanda kalbimizi çatlatan bitmek bilmeyen şehit haberleri... Diğer yanda duyduğumuzda dudak uçuklatan tahammülfersa zulümler... 

1989 yılında Cizre Yeşilyurt’ta yaşanmış ve muhakeme literatürüne ‘’dışkı yedirme’’ davası olarak yansımış vak’a mesela... Köy halkı meydana dizilmiş, zorla insan dışkısı yedirtilmişti. İnsanın beynini zorlayan bir hadise ama yaşanmıştı işte. Ardından olay AİHM’ne kadar gitmiş, Türkiye ciddi bir tazminata mahkum edilmişti (1994)...

Berbat zamanlardı 90’lar... Türkiye için ‘’koalisyonlar dönemi’’ydi. 1991’den 2002’ye kadarki süreçte Türkiye tam 11 yıl içinde, 9 ayrı koalisyon hükümeti görecekti... Bu dönem, olağanüstü halin, sıkıyönetimin ve terörle mücadelenin en yoğun olarak yaşandığı bir geçitti... Al sancağa sarılmış şehit haberleriyle sarsılırdı canevimiz. Koalisyon dendiğinde biz, tüylerimizi diken diken eden işte o günleri hatırlıyoruz.. .  

***

26.6.1992 günkü Meclis Tutanaklarına göz atarken, Batman, Bingöl, Diyarbakır, Elazığ, Hakkari, Mardin, Siirt, Şırnak, Tunceli ve Van illerinde, 1979’dan beri kesintisiz devam eden olağanüstü halin dört ay daha uzatılması konusunda Meclis’e gelen tezkere civarında vekillerin yaptıkları tartışmaları yeniden okuma ve hatırlama fırsatım oldu. Hükümette DYP-SHP koalisyonu var. PKK terörü henüz 5000 cana mal olmuş. Koalisyon ortağı olduğu halde SHP’li Aydın Güven Gürkan’ın meselenin sadece bir güvenlik ve terör hadisesi olarak ele alınmaması, özellikle bölgede görev yapan askeri ve idari şahısların insan hakları ve vatandaşlık hukukunu hiçe sayan yaklaşımlarının önlenmesi gerektiği vurgusuyla yaptığı konuşmayı, bugünden bakınca kalbim burkularak okudum. Bu mevzuyu koalisyon protokolünde de imzaladıklarını, tek başına olağanüstü hal ilan etmenin ve güvenlikçi tezlerin yeterli olmayacağını meseleyi örtmekten başka işe yaramayacağını feryat ediyor SHP’Li Aydın Güven Gürkan... Ama bu feryadının hiçbir anlamı kalmıyor...

Çünkü koalisyon hükümeti var, çünkü her an yeni bir seçim startı gelebilir, çünkü partilerin kendi içlerinde yaşadıkları kongre telaşları da var, seçimden yeni çıkmış vekiller bu sıkletten yorgun. İçeride yolsuzluk iddiaları, dışarıda Azerbaycan’daki darbe girişimleri, Çekoslovakya ve Bosna’daki parçalanma derken hareketlilik son safhada 1992’de...        

Ve ‘’koalisyonlar dönemi’’ ismiyle Türkiye’yi karabulut gibi kuşatacak tüm 90’lar böyle sürüyor...

Türkiye’nin başını yukarı kaldırmasını istemeyen çevreler için koalisyonlar, tam anlamıyla bir VESAYET işlevi görüyor... Türkiye, koalisyonların birbirini yiyen iç çekişmeleriyle zaman kaybederken, dibe battıkça batıyor. Terör, mafya ve yoksulluk almış başını gidiyor. Bunların hepsi başımıza geçirilen koalisyon çuvalının altında gerçekleşiyor...

Koalisyonun ne demek olduğunu merak edenler Meclis Tutanaklarına bir baksınlar!  

***

Doksanlarda değiliz! Vatandaşlarına dışkı yediren devlet geride kaldı! Olağanüstü hal ve sıkıyönetim kalktı. Sadece kanuni, idari ve vatandaşlık hukukuyla sınırlı değil kazandıklarımız, eğitimden sağlığa, üniversitelerden ulaşıma, ekonomik teşvik ve desteklerle ‘’insan onuru’’ adına devasa hamlelere imza atıldı. Kürtçe üzerindeki prangalar söküldü. Faili meçhuller, asit kuyuları, işkence bitti... Ama terör ve güvenlik sorunu halen devam ediyor. HDP, 80 milletvekili ve 103 belediye başkanlığına rağmen şiddet ve terörle olan bağlantısından bir türlü kurtulamıyor. Adeta PKK’nın rehin aldığı bir yapı.

Ama başka bir şey daha var. Terörle kana bulanmış ateşe verilmiş bu hali, kendilerince ‘’kullanışlı’’ bir zemin olarak görüp ‘’koalisyon illa ki koalisyon’’ diye avaz eden siyaset dışı, medyatik bir kuşak var. Doğan Medyası ve Cemaate bağlı yayın organları, var güçleriyle koalisyon dayatması yapıyorlar siyasilere... Türkiye’yi 1991/2002 arası süren o karanlık koalisyonlar tüneline geri postlamak mıdır niyetleri? Oslo’dan itibaren gerek yerli istihbarat gerekse yerli siyaset odaklı tüm barış müzakerelerini ve girişimleri dinamitlemiş bu yapı, şimdi de kalkmış PKK/HDP güzellemesinde birbiriyle yarışıyor. Bayrağa sarılmış Mehmetçik tabutunu, seçim sandığı olarak sunacak kerteye düşmüş... Üstelik dışarıda da Türkiye aleyhtarı lobicilik faaliyetlerinden hiç hız kesmeden... Bir yandan da Koalisyon dayatmasıyla...

Evet dayatma! Milletin ensesinde çöreklenerek dökülecek kandan medet uman bir vesayet korosuyla karşı karşıyayız.      

Koalisyonların bizi götüreceği yer açıktır. Üzerine koalisyon postu giymiş yeni vesayetleri istemiyoruz. Kendi dertlerine düşmüş koalisyonlarla, yeniden o karanlık günlere, geri dönmek istemiyoruz...