Cüneyd Altıparmak
Cüneyd Altıparmak
Tüm Yazıları

Kritik eşik, rapor açıklanıyor…

Bugün önemli bir gün. Dünyada olup biteni, çevremizdeki çemberi görmeden yapılan her yorum ya eksik ya da maksatlı. Evet, bugün Terörsüz Türkiye'de bir yol haritası belirleniyor. Bu yazının yayımlanmasından birkaç saat sonra komisyonda rapor oylanacak ve kamuoyu ile paylaşılacak. Nelere dikkat etmeliyiz? Bugün bu konuya değineceğim.

KAVRAM KARMAŞASINA DİKKAT

Metinde neler olacağını tam olarak bilmiyoruz. Ama en çok fırtınanın koparılacağı konu "umut hakkı" olarak ifade edilen mesele. Bu konunun "af" veya "doğrudan tahliye" imkanı olarak nitelenmesi, bu şekilde gündemleştirilmesi mümkün. Ama işin aslı öyle değil. Özellikle bu konuda Sayın Mehmet Uçum'un dediklerini iyi anlamak gerekiyor. İşin özeti orada zira.

UÇUM'UN DEDİKLERİ

Sayın Uçum'a göre umut hakkı kavramı aslında (hukuktaki teknik adıyla özel bir tür) "şartla salıverilme" imkanının verilmesi anlamına geliyor ve doğrudan tahliye hakkı sağlamıyor... Uçum, bu düzenlemenin Öcalan'a özgü bir yol haritası olduğu iddialarını reddederek, meselenin mevcut infaz rejiminde "kapsam dışı" bırakılan suçların (devletin güvenliğine karşı işlenen suçlar gibi) sisteme dahil edilmesi tartışması olduğunu belirtiyor. Bu ayrım önemli ve sistematik bir yaklaşım. Bir eksik parçanın tamamlanması demek aslında. Terörle mücadelenin eksik olan bir yönü.

OTOMATİK İMKAN YOK!

Ancak bu imkanın, yani şartla salıvermenin devreye girmesi otomatik değildir; ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası alanların en az 36 yıl, müebbet hapis alanların ise 30 yıl cezasını "iyi halli" olarak çekmesi şartı aranacak Uçum'un belirttiğine göre.

FETÖ VE DİĞERLERİ

Meclis'in iradesine işaret eden Uçum, FETÖ konusuna da ayrı bir parantez açıyor. TBMM'nin düzenlemeyi "münfesih (dağılmış) terör örgütü mensupları" ile sınırlı tutarak, FETÖ mensuplarını bu hakkın tamamen dışında bırakabileceğini veya mevcut yasalar gereği onların 2046-2056 yıllarına kadar cezaevinde kalmaya devam edeceğini hatırlatıyor. Zaten işin nirengi noktası da burada, kendi varlığını devam ettirme iradesi gösteren ile göstermeyeni ayırt etmek gerekiyor. Burada amaç, "feshi" özendirmek. Aksi halde PKK için öngörülen yolun diğer örgütlere hiçbir şey yapmadan teşmil edilmesi gibi bir sonuç çıkar ki hiç kimsenin muradı bu olamaz!

NİTELEME, TESPİT DEVLETİN!

Sürecin başından beri üç meselemiz var. Tespit, niteleme ve talep. Yani örgütün silah bırakmasının "tespit" edilmesi. Örgüte uygulanacak hukuki rejimin "nitelenmesi" ve son olarak Terörsüz Türkiye'ye dair talepler. Talepler konusunda hiçbir sınırlama veya kayıtlama yok. Bunu komisyon toplantı tutanaklarını okuyunca görmek mümkün. Ama iki hususta sınır var. Niteleme ve tespit devletin hakkı. Bunlara dokunmak mümkün olmayacak...

HIZLANMAK İÇİN...

Sürecin, Rapor sonrası normatif düzleme yaklaşacağı bir gerçek. Ama bunun için silah bırakmanın tam tespiti şart. Ortada Suriye bagajının olması bu meseleyi geciktirdi. Bir de yapının içinde ayak direyenler var pek tabii... Sürecin hızlanması için tüm "sosyolojik hazırlık adımlarını" devletten beklemek çok büyük bir sorun. DEM ve diğerleri bu konuda neler yaptı, neler yapacak rapordan sonra en çok sormamız gereken bu bence...

PEKİ RAPORDA NELER OLUR?

Aslında üç aşağı beş yukarı belli rapor. Bence şunlar kesin olacak:

1.Raporun girişinde, sürecin günlük siyasi çekişmelerden uzak, devletin ve milletin bekasını ilgilendiren bir "Devlet Politikası" olduğu vurgulanacak.

2.Çözümün yegâne ve meşru adresinin Türkiye Büyük Millet Meclisi olduğu teyit edilecek.

3.Sürecin kapalı kapılar ardında değil, şeffaf ve demokratik siyaset zemininde, Meclis denetiminde yürütülmesi gerektiği ilke kararı olarak yer alacak.

4.Silahlı örgüt mensuplarının silah bırakması, sınır dışına çıkması ve örgütün kendini feshetmesi sürecini yönetmek üzere bir mekanizma önerilebilir. Komisyon, belirleme görevinden, denetleme alanına geçebilir.

5.Belediye başkanlarının görevden alınması durumunda yeni başkanın belediye meclisi içinden seçilmesini sağlayacak yasal düzenlemeler gündeme gelecek.

6.Hukuk devleti ilkesinin güçlendirilmesi adına, AYM ve AİHM kararlarının bağlayıcılığının esas olduğu vurgulanacak.

7.Cezaevlerindeki hasta mahpusların durumu ve infaz rejimindeki eşitsizlikler insani bir perspektifle ele alınacak; ayrıca ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası alanlar için belirli bir süre sonra tahliye imkanının değerlendirilmesine dair yasal düzenleme önerisi getirilecek.

8.Kürtçe başta olmak üzere, Türkiye'de konuşulan farklı ana dillerin kamusal alanda kullanımı, seçmeli derslerin ötesinde ana dilde eğitim hakkının önündeki engellerin kaldırılması ve kültürel kimliğin anayasal güvenceye kavuşturulması gerektiği, eşit yurttaşlık temelinde ifade edilecek.

9.Toplumsal bir yüzleşme ve onarım mekanizması kurulması gerektiği belirtilerek; Cumartesi Anneleri ve Diyarbakır Anneleri gibi evlat acısı yaşayan tüm kesimlerin acılarının ortaklaştırılması, faili meçhuller ve zorla kaybetmelerle ilgili bir çözüm veya araştırma mekanizması gündeme gelecek.

10.Şehit aileleri ve gazilerin hassasiyetlerinin sürecin kırmızı çizgisi olduğu vurgulanacak; onların onurunu zedeleyecek hiçbir adıma izin verilmeyeceği gibi, özlük haklarının iyileştirilmesi ve sürece dair endişelerinin giderilmesi için sürekli diyalog mekanizmaları kurulması gerektiği belirtilecek.

Bir de Anayasa'ya dönük durumları ihtiva edecek rapor.

Bakalım başka neler olacak?