

Ne olacak bu CHP'nin hali böyle...
Cumhurbaşkanı Erdoğan yanına Somali Cumhurbaşkanı Mahmud'u almış açıklama yapıyor...
"İmzaladığımız anlaşmalar çerçevesinde Somali'de bir uzay limanı kurmayı öngörüyoruz. 3 fazdan oluşan projenin ilk fazının projelendirilmesini tamamlayıp Türkiye Uzay Ajansı eliyle yapımına başladık. Projemizle uzay fırlatma ve uydu teknolojileri alanında önemli bir altyapı oluşturmayı hedefliyoruz."
Daha açıklamanın dumanı tüterken CHP'li Muharrem İnce klavye başına geçip mesaj atıyor. Türkiye'nin Uzay Limanı Projesi'ni eleştiriyor:
"Sudan'da tarım, Gine'de saray, Somali'de uzay limanı... Uzay limanını Türkiye'ye yapsan yörüngeden mi çıkıyorsun?"

Şimdi ne yazalım, ne diyelim inanın bilemedim! Hani şu açıklamayı CHP Genel Başkanı Özgür Özel yapsa bu kadar yadırgamam ama CHP'nin Cumhurbaşkanı adayı olan Muharrem İnce'nin seçim sloganı "kuantum"du...
Hatta Erdoğan'a yenilince de "Kek kuantumu yendi!" diye milletin seçimini alaya aldı... Millet Kütüphanesi'nde dirsek çürüten gençleri görmeden, Türkiye'nin kuantum bilgisayarı üretmesini önemsemeden yine üstenci bir bakış açısıyla milletin seçimini hor gördü... Aynı İnce şimdi çıkmış, "Somali'de uzay limanı... Uzay limanını Türkiye'ye yapsan yörüngeden mi çıkıyorsun?" diye yazıyor. Oysa tek yapması gereken azıcık okumak, izlemek, dinlemek...
Zira uzay limanları için dünyanın dönüş hızından yararlanmak, yer çekimi etkisinden kaçınmak, roket fırlatma maliyetlerini en aza indirmek ve olası roket düşmesi durumunda parçaların okyanusta parçalanması gibi bazı bilimsel mecburiyetler var. Bu yüzden de ekvator çizgisinde üs inşa edilmesi gerekiyor. Ama gel de bunu "Kuantum İnce"ye anlat. Zaten muhalefetin en büyük sorunu da bu aslında... Anlamadan, dinlemeden yargılıyorlar, hüküm veriyorlar. Hükümet 455 bin deprem konutu teslim etmiş. CHP Hatay İl Başkanı Hakan Tiryaki çıkmış, "Biz niye bir tane bile deprem konutu yapmadık!" diye CHP'li belediyelere sormuyor onun yerine "Hükümet anne ile kızına aynı binadan iki daire vermedi birisi başka sokakta oturmak zorunda kaldı" diye kendince eleştiri yapıyor. Ne diyelim Allah ıslah etsin...
"Ne işimiz var Libya'da, Somali'de" deyip tezkereye "Hayır" oyu veren bu zihniyetin "İsrail'in ne işi var Somaliland'de?" dediğini duydunuz mu?
Ama aslına bakarsanız, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın vizyonunu anlamasını beklemek CHP'ye de haksızlık etmek olabilir. Ne de olsa siyaset, vizyon ve ufuk meselesi...
Takdir milletin elbette.

AZICIK FRENE BASSAK
Geride bıraktığımız yılın muhasebesini yaparken, 2026 yılına dair pek çoğumuzun aldığı çeşitli kararlar, koyduğu hedefler var. Ben kendi adıma küçük bir tavsiyede bulunacağım. 2026 yılı israftan kaçtığımız, tüketimi azalttığımız, kendimize "Bu gerçekten ihtiyaç mı, istek mi?" diye sorduğumuz bir yıl olsun... Zira geçenlerde sosyal medyada bir kişi 4 bin liralık yemek fişini paylaşıp, eşi ve bebeğiyle yediği kazığın artık maliyetlerle izah edilemeyeceğini söylüyordu. Eleştirdiği restoranın sahibi "Senin takipçin az ben paylaşayım da evinde sevin" diyerek müşterisini aşağıladı. Üstenci bir bakış açısı ortaya koydu. Peki ama kendimize sormayacak mıyız? "Beğenmiyorsan gelme, paran yoksa haddini bil, kafama göre fiyat tarifesi koyarım" nobranlığını neden sineye çekiyoruz? Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, enflasyonu düşürmek için ağır bir mücadele içinde... Üstelik bu mücadele sırasında "Kötü bakan" olmayı dahi göze almış vaziyette. Öyle ki yakın çevresine "Enflasyon düşsün, ekonomi toparlansın ben iki üç yıl kötü olayım" serzenişinde dahi bulunuyor. Bu yönde adımlar atıyor. Bakın devlet kendisine dair de fedakarlık yapıyor. Vergi ve harçlar için yeniden değerleme oranı yüzde 25,49 olarak belirlenmişti. Bakan Şimşek enflasyonla uyumlu olması için bu oranı yüzde 18,95'e çektirdi. Bakan Şimşek, "Vergi ve harç ödemeleri vatandaşın lehine olacak şekilde ve enflasyon hedefiyle uyumlu artacak" mesajı verdi. Bu yüzden asgari ücretlinin, emeklinin yani toplumun dişini sıkan, geçim sıkıntısı yaşayan bölümünün vebali iyi kazanan, geçim derdi olmayanların da sırtında... Enflasyonla mücadeleye bu kesimin de destek vermesi gerekiyor. Zira toplum bilinciyle hareket edip toplumca kazanmak zorundayız. 2026'da azıcık frene basma zamanı, fahiş fiyatı dayatana tepki göstermek "Gelmiyorum o zaman" diyebilmek önemli... Fahiş kira isteyen ev, dükkan sahibine, kazıklamaya çalışan esnafa, hakkından fazlasını isteyene "Dur" diyebilmeyiz. Zira biraz gayretle işler yoluna girecek ben inanıyorum...
Hele ki 2021 yılındaki ekonomik, kaos, kriz senaryolarıyla ülkenin IMF'ye gitmesini tavsiye edenlerin tuzağına düşmemişken...

SAĞLIK OLSUN
Sağlık Bakanlığı'nın Merkezi Hekim Randevu Sistemi'nden 2025 yılında 388 milyon 95 bin 539 randevu alındı. Ülke nüfusunun 86 milyon olduğunu düşünürseniz 390 milyona yaklaşan randevu talebinin büyüklüğünü takdir edersiniz... İnsan bazı şeylerin kıymetini kaybedince daha iyi anlıyor. Sağlık gibi... Küçücük bir rahatsızlık yaşadığınızda ağzınızın tadı kaçıyor. Bu yüzden umarım 2026 yılı size her daim sağlık ve mutluluk getirir...
Peki konuyu nereye bağlayacağım...
Şimdi eski Türkiye yeni Türkiye kıyaslaması yapmayacağım.
Zira bu şekilde bir yere varmak mümkün değil.
Hele de ömrü boyunca AK Parti iktidarını görmüş gençler için eski Türkiye'yi anlatmak masal anlatmaktan farksız. Ama sizden ricam, lütfen gurbetçi akrabalarınızla bir konuşun bu meseleyi, benim yurt dışında özellikle de ABD'deki ameliyat masraflarına gücü yetmediği için Türkiye'ye gelip ameliyat olup giden tanıdıklarım var. İngiltere'de 7-8 saati bulan sürelerde acil serviste tedavi için bekleyenler var... Örnekleri çoğaltmak mümkün; muhalefetin sürekli gündeme taşıdığı kimi zaman sosyal medyadan uçak bileti paylaşıp "Türkiye bir doktor, hemşire kaybetti" diyenlerin pişmanlığına dair videoları izliyoruz... Elbette ülkemizde de her şeyin dört dörtlük olduğunu iddia etmek mümkün değil. Ama epey yol aldığımız da ortada...
Zira Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın bu konudaki bakış açısı tamamen insan odaklıdır... Erdoğan'ın "Büyük bir gururla ifade etmek isterim ki, insanı merkeze alan siyasetimizin en güzel örneklerinden biri sağlıktır. Göreve geldiğimiz ilk günden beri sağlığı temel insan hakkı olarak gördük" sözleri meseleyi özetlemektedir. Yani demem o ki sağlık olsun gerisi hallolur...