
Küresel ticaret yolları, uluslararası krizler nedeniyle büyük bir türbülanstan geçiyor. En kadim söylemlerden biri olan "Yol medeniyettir" sözü, bugün yüksek hızlı tren raylarında, akıllı liman terminallerinde kısaca lojistik ağların tamamında yeniden şekilleniyor.
Küresel ticaretin toplam hacmi 30 trilyon dolar seviyesini aşmış durumda. Ne var ki uluslararası ticari taşımacılık, giderek daha da riskli hale gelen rotaları sorguluyor.
Büyük bir kısmı Rusya'da bulunan Kuzey Koridoru, savaşların ve yaptırımların gölgesinde her geçen gün zayıflamakta; Güney Koridoru ise Süveyş Kanalı'ndaki tıkanıklıklar ve Kızıldeniz'deki güvenlik krizleri nedeniyle emniyetini büyük ölçüde yitirmektedir. Küresel ticaretin zorlu bir tercihe mecbur edildiği böylesi bir atmosferde; alternatif ulaşım koridorlarıyla denize aşırı bağımlılığı azaltma arayışı hız kazanıyor.
Asya'dan yola çıkan bir yükün Avrupa'ya ulaşması Ümit Burnu üzerinden yaklaşık 45 gün, Güney Koridoru üzerinden ise 35 gün sürerken; Modern İpek Yolu olarak adlandırılan ve ülkemizden geçen, Uzak Doğu'yu Batı Avrupa'ya bağlayan Orta Koridor, bu süreyi 18 günün de altına düşürüyor. Netice itibariyle Süveyş Kanalı merkezli krizlerin tetiklediği yeni güzergah arayışında Orta Koridor'un her geçen gün daha fazla öne çıkması tesadüf değil.
Peki Türkiye bu tablonun neresinde?
Bilhassa 2053 Ulaştırma ve Lojistik Ana Planı vizyonumuz kapsamında; Marmaray, Bakü-Tiflis-Kars Demiryolu Hattı ve Orta Koridoru besleyen tüm projelerimizle, geleceğin ticaret haritasını bugünden şekillendiriyoruz. Yapımına başladığımız Kars-Aralık-Dilucu Demiryolu Hattı ile beraber Nahçıvan geçişi, Zengezür Koridoru çalışmalarını da Orta Koridor'un kapasitesini artırmaya yönelik önemli yatırımlar olarak yakından takip ediyoruz.
Ülkemizin liman altyapısını güçlendirmeye, uluslararası taşımacılıkta güvenilir bir aktarma merkezi olma hedefiyle yatırımlarımızı kararlılıkla sürdürmeye devam edeceğiz.
Kuzey-Güney ve Doğu-Batı ticaret koridorlarının kesişim noktasında yer alan ülkemiz, jeopolitik avantajları fırsata çevirecek bir dönüşüm yaşıyor. İzmir, Mersin ve İstanbul, İzmit Körfez başta olmak üzere limanlarımızda gerçekleştirilen kapasite artışları ve modernizasyon projeleri; demiryolu ve karayolu entegrasyonuyla desteklenen lojistik altyapımız, bu dönüşümün temel taşlarını oluşturmaktadır.
Özellikle Marmara Bölgesi'ndeki limanlar, Avrupa ile Orta Doğu arasında kritik bir lojistik üs olarak öne çıkmaktadır. Bunun yanı sıra Çin'in "Bir Kuşak Bir Yol" Girişimi kapsamında, ülkemizin Orta Koridor üzerinden sağladığı bağlantılar Asya-Avrupa hattında yük taşımacılığında stratejik bir rol üstlenmektedir.
Karadeniz'de artan ticaret hacmi ise Rusya ve Ukrayna kaynaklı tahıl ve enerji taşımacılığıyla daha da önem kazandı. Türkiye'nin deniz ticaretindeki rolü artık yalnızca bir transit ülke olmanın ötesine geçerek; uluslararası lojistik ve gemicilik sektöründe büyüme potansiyeli yüksek, belirleyici bir aktöre dönüştü. Güçlü liderlik ve liyakatli temsiliyet kavramları bu nokta asla göz ardı edilemez. Zira liderlik ve temsiliyet gücü düşük olan ülkeler, küresel ticaret ağında dikkate alınmaz.
Dünyanın büyük lojistik dönüşümüne kayıtsız kalmadan, Güçlü Türkiye'nin geleceğini ulaştırma hamlelerimizle inşa etmeye, dünyayı ülkemize bağlamaya kararlılıkla devam edeceğiz.