Hasan Hüseyin ÖZ
Hasan Hüseyin ÖZ
hasan.oz@star.com.tr
Tüm Yazıları

Kürsü diplomasisi ve güç çatışması

İki gün önce burada basit ama kritik bir soru sorduk:

Yüksek Mahkeme tarifeleri iptal ederek Trump'ın elindeki "ekonomik sopayı" kırdıysa, sıradaki hamle ne olacak?

Dün gece Amerikan Kongresi'nde yapılan tarihin en uzun "Birliğin Durumu" konuşması bu soruya doğrudan cevap vermedi. Ama yönü gösterdi.

Konuşma boyunca Trump o bilindik üslubuyla Demokratların bıraktığı enkaza rağmen Amerikan ekonomisini ayağa kaldırdığını, altın çağ inşasını başarıyla uyguladığını tekrarladı.

"Yeniden Amerika" dedi yine sonra sanayinin geri döndüğünü, üretimin arttığını, ülkenin yeniden güç kazandığını anlattı.

İyimser tablonun içinde dikkat çeken başka bir ton da vardı.

Benim de iki yazıdır dile getirdiğim Yüksek Mahkeme'nin tarifeleri iptal eden kararını kürsüden yalnızca "talihsiz" ve "hayal kırıklığı yaratıcı" diye andı. İhtiyat Trump dilinde tuhaf duruyor gerçekten. Daha birkaç gün önce aynı kurum için kullandığı sert ifadeler hâlâ ortada duruyor.

Ne diyordu Trump sosyal medya hesabından Yüksek Yargı Mahkeme üyelerine...

Kucak köpekleri, ulusun yüz karaları, aptallar.

Aslında bu çelişkiler bir kırılmanın ifadesi bana göre...

Çünkü mesele yalnızca bir kararın eleştirilmesinden öte bir şeydi. Yani kuralların kendisinin bir sınır olarak görülmesiydi. Dünkü ihtiyatlı üslubu bu yüzden aldırış etmeyin.

Son dönemde sık sık tekrarladığı o "iyi çocuk olmak istedim" vurgusu bu yüzden önemli. Bu söylem, hukuka bağlılığın bir erdem değil, geçici bir sabır dönemi olarak anlatıldığını gösteriyordu. Yani mesaj şuydu: Kurallara uyuldu, denendi, ama artık yürütmenin hareket alanını daraltan bir çerçeveye dönüşüyorsa bu sabır sürdürülemeyebilir. Türk filmlerindeki o meşhur "tövbemi bozuyorum" repliğine ne kadar da benziyor değil mi?

Bu mantık da ihtiyat ilizyonuna inanmamamız gerektiğini anlatıyor bize.

Öteden beri dile getirip durduğum imparatorluk krizlerinde eşik de burası işte. Hukuk önce bir referans olur. Sonra bir tartışma konusu. En sonunda ise operasyonel bir engel.

Peki ekonomik araç yargı eliyle sınırlandığında geriye ne kalır?

Stratejik sertlik.

Daha keskin bir güç dili.

Daha az sabır.

Evet... Trump'ın tarihin en uzun Birliğin Durumu konuşması süre olarak rekor kırmış olabilir. Ama bazen uzun anlatılar, büyük bir hikâyeyi ayakta tutma çabasının beyhude işaretidir.

Malum, içeride sıkışan büyük güçler dışarıda sertleşir. Bu tarihsel bir refleks.

Diğer taraftan Washington'un yaşadığı mesele yalnızca tarifeler değil. Mesele, küresel liderlik iddiası ile iç kurumsal sınırlar arasındaki çarpışmadır.

Ekonomik başarı söylemi güçlü.

Ama kurumsal denge kırılgan.

Ve tarih bize şunu söyler:

Önce hukuk tartışılır.

Sonra kurumlar zorlanır.

En sonunda düzen yerini kaosa bırakır.

HEGEMONUN İÇ TIKANMASI

İki gün önce sorduğumuz o soruya dönersek; ekonomik sopası hukukla kırılan bir Washington, bu boşluğu doldurmak için stratejik sertliğe ve kontrolsüz hamlelere daha fazla asılacaktır. Bizim penceremizden bakınca görünen tablo şudur: Kendi yüksek yargısını "kucak köpeği" olarak kodlayan bir merkez, dünya sahnesinde artık bir "düzen kurucu" vasfıyla değil, sadece öngörülemez bir "güç kullanıcısı" olarak hareket edecektir.