
89. vefat yıldönümünde milli şairimiz Mehmet Akif Ersoy, akademilerimizde, ilk ve orta öğretimlerde yeniden anıldı. Türkiye Yazarlar Birliği ve pek çok edebiyat ortamı, gündemini "Akif" olarak belirledi. Onun çağımıza neler söylediğini anlamak isteyenler elbette eserlerine bakacaklardır lakin en az şiirleri kadar İstiklal Harbi'nde gerçekleştirdiği hitabetleri, halka yönelik vaazları, adeta bir özgürlük meşalesi gibi yığınları arkasında toplamıştır...
Bu vicdanları ayaklandıran konuşmalarından birisi de Balıkesir'de Zağanos Paşa Camiinde gerçekleştirilmişti. Aynı dönemde, Balıkesir'de Hasan Basri Çantay tarafından çıkarılan SES Gazetesi, Balıkesir halkının, Kuvayı Milliye bilincinin, bağımsızlık aşkının gür sesi olmuştur...
Mehmet Akif Ersoy, Ses Gazetesinin ilk sayısına gönderdiği yazıda böyle sesleniyordu:
"Düşman sesi duymak istemezsen / Kardeş sesidir, uyan bu sesten; / Kalkınca görür ki aksam olmuş / Vaktiyle uyanmayan bu sesten"
Milli Şairimiz Mehmet Akif beyin 23 Ocak 1920 günü, Zağanos Mehmet Paşa Camiindeki konuşması da bugünkü Türkiye'mizin kurucu genetik şifrelerindendir...
Nitekim Akif'in geleceğini duyan halk, içi yanarak camiye koşmuştu...
Mehmet Akif Ersoy, o gün yaptığı konuşmasında; vatan sevgisinin imanın remzi olduğundan, birlik ve beraberlikten başka çıkış yolu kalmadığından, ye'se düşmenin haram olduğundan, ümitsizliğe asla düşmememiz gerektiğinden, şayet hep birlikte çalışılırsa başarının geleceğinden bahsetti. O güzel netice bağımsızlığımızdı, İslam alemine yaraşır haysiyet hali, ancak ve ancak bağımsızlıktı. Bunun için de birlik ve beraberlik şarttı...
Eğer millet olarak kendi yurdumuzda özgürce yaşamak istiyorsak; aramızdaki nifaka, şikaka, ayrılığa meydan verecek hareketlerden kaçınmamız gerekirdi. Akif'in; "Ya insan gibi yaşayacağız ya da esir olacağız" sözüyle dinleyen halk sarsılmıştı.
100 yıllık bir aradan sonra bugünkü durumumuzda da böyle gerekmektedir. Öyle değil mi?
Nitekim Zağanos Mehmet Paşa Camii'nde, namert düşmanın taarruzuna karşı, topyekun kadını, erkeği, genci ihtiyarı ile bu milli harekete hep birlikte omuz vermemiz gerekiyordu.
Akif'in, "Vatanın kurtarılması için mücadele etmek farz-ı ayın'dır" sözü yankılandı caminin duvarlarından.
"Balıkesir'in muhterem mücahitleri. Rumeli'yi baştan başa fetheden hep bu topraktan yetişmiş babayiğitlerdir. O kahraman ecdadın torunları olduğunuzu ispat etmelisiniz. Anadolu'yu savunma konusunda diğer vilayetlere ön ayak olmak şerefine eriştiniz.
Ey Balıkesirliler, güzel yurdumuzu çiğnetmeyiniz, müdafaanız meşrudur, sebat ediniz, yürüyünüz. İnşallah vatanımızın haysiyeti, istikbali, saadeti, ümranı ve refahı dünya durdukça korunur."
Halk, bu Cuma namazı vaazını heyecan içinde ve ağlayarak dinliyordu. Mehmet Akif, Allah'tan zafer ve yardım temenni ederek kürsüden indi. Yakın dostu Hasan Basri Çantay kendisine sarıldı musafaha ettiler, ikisinin de gözleri nemliydi.
O, herhangi bir şair değildi... Şiirleriyle halkı uyandıran, konuşmalarıyla özgürlük mücadelesini yönlendiren, inandığı davasında kararlı, adamlığından asla taviz vermeyen cesur bir dava insanıydı...
Onu rahmet duaları ve hasretle yad ediyoruz...