İbrahim Güneş
İbrahim Güneş
Tüm Yazıları

“Meyhane jargonuyla siyasetçilik”

"Rakı 140 lira"

"Mazot 35 lira"

"Traktör bedava"

CHP Genel Başkanı Özgür Özel'in üç vaadini alt alta sizin için yazdım. Gerçi daha sonradan "Bedava traktörü biz heyecan olsun diye yazdık" deyiverdi...

Yani zaten traktör vermeyeceklermiş ama çiftçinin refah seviyesi öyle bir artacakmış ki traktör bedavaya gelecekmiş... Durumu böyle izah etti.

Nasrettin Hoca'nın tellere takılacak koyun yünleri fıkrası gibi.

Şimdi kafa bu olunca Özel'in CHP'den istifa eden Keçiören Belediye Başkanı Özarslan'a yönelik küfürlü satırlar içeren mesajları çok da şaşırtmıyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan bu duruma AK Parti Grup Toplantısı'nda dikkati çekti...

"Hakaret etmeden, küfretmeden, tehdit etmeden, mikrofonu yumruklamadan, önüne gelene sataşmadan da bu ülkede siyaset yapılabileceğini öğrensin. Affınıza sığınarak söylüyorum, meyhane jargonuyla siyasetçilik oynamaktan artık vazgeçsin" sözleriyle CHP Lideri Özel'e yüklendi.

Özel'de öyle bir öfke patlaması var ki gerçekten sinirleri laçka olmuş gibi davranıyor.

Kameraların karşısında yaka bağır parçalar gibi hareketler yağdırıyor. Gece yarısı kafa belli ki bi milyon Whatsapp'tan küfür yağmuru başlatıyor.

Üstüne CHP Grup Toplantısı'nda "Bozuk tohumla iktidara yürünmez" diye sözlerinin üstüne tüy dikiyor.

Açık söylemek gerekirse Baykal'dan sonra Kılıçdaroğlu ile başlayan irtifa kaybı, Özel ile iyice hızlanmış vaziyette...

Erdoğan bu konuyla ilgili "Görüyoruz ki; zaman değişiyor, dünya değişiyor, genel başkanlar değişiyor; ama 'CHP'de gelen gideni aratır' gerçeği asla ve asla değişmiyor. Biz, eskisini 'Oturduğu koltuğun hakkını vermiyor' diye eleştiriyorduk; yerine gelen, selefinden de kötü çıktı" sözleriyle eleştirdi.

Meselenin utanç verici bir başka boyutuysa kendilerine "Duayen gazeteci" diyen Uğur Dündar, Can Ataklı gibi isimlerin de hançeresini yırtarcasına bu ahlaksızlığı savunmaya çalışması... Hadi Ali Mahir Başarır, Veli Ağbaba gibi ikbalini CHP'de Özel'e bağlayan isimler kendini siper ediyor. Peki ya bu artık yaşını başını almış gazeteciler nasıl bu durumu savunabiliyor?

Bu savrulmanın son örneğini Meclis'teki kışkırtmada gördük.

CHP'li milletvekilleri Genel Kurul'da kürsüyü işgal etmeye çalıştı. Bakanlar Gürlek ve Çiftçi'nin yeminini önleme saldırısı püskürtüldü.

CHP'de "Helalleşme, Hesaplaşma, Küfürleşme" derken şimdi de yumruklaşma siyaseti gündemde...

Özetle bir yanda "Meyhane jargonuyla siyaset yapanlar" var...

Diğer yanda Mihalgazi Belediye Başkanı Zeynep Güneş gibi ömrünü millete hizmete adayan AK kadrolar... Takdir milletin elbette...

GÖZ TOMOGRAFİSİ

Başımdan geçen bir öyküyü sizinle paylaşmak istiyorum.

Malum yaş 50'yi geçince artık gözlük ihtiyacı ortaya çıktı.

Bir süredir gözlük kullanıyorum. Gözlükten de epey memnunum.

Ancak artık sanki mercekte 0,25'lik bir güncelleme yapma zamanı gelmiş gibiydi. Özel bir hastaneye gittik. Özel sağlık sigortamız olduğu için tüm işlemler normalde ücretsiz. Ancak doktor bey muayene sırasında "Şu testi yaptırın gelin" dedi...

Bankoya gittik.

"Size göz tomografisi yazılmış. 2 bin 900 lira ekstra ödeme var" denildi.

Ben duruma itiraz ettim.

Buna neden ihtiyaç duyulduğu bile açıklanmadan neden ben böyle bir test yaptırıyorum vs gibi bir durum oldu.

Uzatmayayım.

Doktorumuz "İstemiyorsanız yaptırmayın. Ama o zaman ortalama bir numara yazıp veriyorum" deyip reçeteyi verdi.

Gözlüğü yaptırdık. Ancak yeni gözlük eskisinden daha kötü oldu. Uzak mesafeyi bulanık görme, baş ağrısı ve bulantı vs oldu.

Ben eski gözlüğüme döndüm. Bir süre sonra da aynı hastaneye bir kez daha gittim.

Bu kez ilk gözlüğümü yazan beyin kapısını çaldım.

Doktor normal muayeneyi yaptı.

Harfleri okuduk.

Ardından sadece 0.25'lik bir değişim var.

"Yeni reçetenizi yazıyorum. Hayırlı olsun" deyip bizi uğurladı.

Ne bir "Göz tomografisi" istedi, ne de başka tetkikler...

Özetle kimseyi zan altında bırakmadan şunu söylemeye çalışıyorum.

Özel hastanelerin hele de özel sağlık sigortası olan hastalara yönelik tavrı biraz farklı oluyor...

Ve en azından benim zihnimde çoğu zaman bu tetkikler gerçekten gerekli mi sorusu beliriyor.

Bilmiyorum sizler de böyle düşünüyor musunuz?

Şimdi "Göz tomografisi" parasından kurtulduk belki ama yaptırdığımız gözlük de çöpe çıktı... Yani öyle ya da böyle o parayı ödemiş olduk.

Şimdi "Bu hak mı?" sorusunu siz vicdan terazinizde tartın cevaplayın lütfen...

MEHMETÇİK ALMANYA'DA

Görüntüleri izlediniz mi bilmiyorum?

Mehmetçik NATO tatbikatı için Almanya'da öyle bir gövde gösterisi yaptı ki, Avrupa medyası manşetlerine taşıdı... "TCG Anadolu" ile 2 binden fazla askerle yaptığımız çıkarma için "Viyana'dan sonra ilk kez bu kadar Türk Askeri geldi" yorumları yapıldı.

Benim asıl gururlandığımsa aynı zamanda SİHA gemisi de olan "TCG Anadolu"dan çıkan yerli ve milli araçların o gıcır gıcır haliydi. Hey gidi günler hey ABD'nin, Almanya'nın, bilumum Avrupa ülkelerinin çıkma, çakma, ikinci el satış, hibe araçlarından üstünde ay yıldızlı bayrağımızı gururla taşıdığımız kendi araçlarımıza geçmek kolay olmadı elbette ama oldu...

Bugün Avrupa Birliği'nden Türkiye'ye yönelik süngüsü düşmüş gibi ılımlı mesajlar geliyorsa, düne kadar ambargo uygulayan Kanada gibi ülkeler şimdi iş birliği zemini arıyorsa hep bu yüzden...

Elbette bu konu için sayfalarca yazı yazılır.

SAVTEK'in bu ayki sayısı başlı başına bu meseleyi ele alıyor. Size bir itirafta bulanayım mı, Avrupa'daki bu değişim kadar beni keyiflendiren bir başka mesele daha var... "İHA-SİHA mı yiyeceğiz?" diyen tayfanın da artık sesinin kesilmiş olması...

Yazıyı güzel bir haberle tamamlayalım...

TPAO, Libya'nın 17 yıl aranın ardından hidrokarbon arama ve işletme ihalesinde, biri açık deniz biri de karada olmak üzere 2 sahayı kazandı.

"Ne işimiz var Libya'da?" diyordu birileri...