
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, dün Karar TV'de katıldığı canlı yayında itiraf gibi ifadeler kullandı.
"90.000 kişinin çalıştığı İBB'de mutlaka yolsuz, hırsız, rüşvetçi vardır." dedi.
Yine kaçak güreşiyor. Yine pişkinlik sergiliyor. Yine sokma akılla gidiyor...
Çünkü İBB ile ilgili soruşturma, birkaç kişinin hırsızlık, yolsuzluk ve rüşveti ile ilgili değil.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca, başlatılan soruşturmanın konusunu hatırlayalım: Eski İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu ve 99 şüpheli hakkında, "suç örgütü yöneticisi olmak", "suç örgütüne üye olmak", "irtikâp", "rüşvet", "nitelikli dolandırıcılık", "kişisel verileri hukuka aykırı ele geçirmek" ve "ihaleye fesat karıştırmak..."
Yani İmamoğlu'nun en yakınındaki bürokrat, işadamı isimlerin içinde olduğu büyük çaplı örgütlü suçtan bahsediliyor.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, İmamoğlu'nu savunurken, "kendi namusum kadar kefilim" dedi. Üstelik yolsuzluk soruşturmasında İmamoğlu ile birlikte ismi geçen İBB bürokratlarının hepsi için namusunu ortaya koyarak kefil oldu.
Özgür Özel'in namusunu ortaya koyması, daha öncede yazdım en büyük siyasî hatasıdır.
Gün gelecek bu namus meselesi yakasına yapışacaktır.
Özgür Özel'in unutturmaya çalıştığı ikinci büyük hatası da mezarlıkta rakı kadehi tokuşturmasıdır.
Video görüntüleri olduğu için bu sefil/rezil sahneyi inkâr edemiyor.
Bu rezillik de yakasını bırakmayacaktır.
Siyasette şahsî yanlışlar evet, siyasetçiyi yıpratır.
Ancak CHP'nin problemi daha büyüktür.
CHP, zihniyetiyle milletimize ve değerlerimize yabancıdır.
En son örneğini verelim. CHP'nin dış politikasını belirleyen Genel Başkan Yardımcısı Namık Tan, PKK/PYD/SDG'nin, Fırat'ın batısından süpürülmesine, Şara'ya laf çakarak Mazlum Abdi'ye mesaj göndererek şunu dedi:
"Teröristten devlet adamlığına dönüşme fırsatı tanınacaksa bu herkes için geçerli olmalıdır..."
Bu Namık Tan, biliyorsunuz Mavi Vatan'a masal diyen Türkiye'nin eski ABD Büyükelçisi emekli diplomattır.
CHP zihniyeti, milli meselelerde hep gayri milli duruş sergileyen bir dış politikanın savunucusudur.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Birlik Vakfı 40. Kuruluş Yıl Dönümü Programı'nda CHP gerçeğini bir daha hatırlattı:
"Biz, millî meselelerde güç birliği yapalım dedikçe maalesef muhalefette aynı hüsnü niyeti göremiyoruz. Türkiye'deki muhalefetin, milletin dertlerini dert edinmek, memleketin sorunlarına çözüm üretmek gibi bir alışkanlığı yok. Bilhassa iktidarın alternatifi olması gereken ana muhalefet partisinin böyle bir gündemi, kaygısı, tasavvuru, niyeti mevcut değil.
"Dünyada ne olup bittiğini, insanlığın nereye gittiğini, gençleri hangi tehdit ve tehlikelerin beklediğini takip bile etmiyorlar. Belediyeleri haraca bağlamış, rüşvetsiz selam dahi almayan bir avuç rant şebekesinin gündemine tamamen hapsolmuş vaziyetteler. Meselenin daha vahim tarafı şudur, alkolün, uyuşturucunun, kumarın yuvaları dağıttığı ortadayken bunlar çıkıyor, grup kürsülerinden kumarı meşrulaştırıyor, içkiyi özendiriyorlar. Mezar başında kadeh tokuşturmak gibi saçmalıkları savunuyorlar. LGBT denilen aile ve fıtrat düşmanı akımlara hamilik yapanlar yine bunlar. Sokak eylemlerinde öne sürdükleri gençler üzerinden prim toplamaya çalışanlar yine bunlar."
Devamını da bu haftaki Grup Toplantısında Devlet Bahçeli söyledi:
"CHP'nin işi gücü istismar ve inkârdır. Türk dünyasına ne kadar yabancı olduğu, Türk-İslam âlemine nasıl şaşı baktığı bizim nazarımızda bellidir, berraktır. CHP'nin mesleği ve meşgalesi her milli meseleyi bağlamından koparmak, ülkemizi ve Türk dünyasını ilgilendiren gelişmelere yabancı durmak ve uzaktan bakmaktır. Onların siyaseti, enternasyonal hezeyanla perçinlenmiş, bizim siyasetimiz ise milli ve tarihi mirasımızla pekişmiştir. CHP'nin muhalif siyaseti Türkiye'ye karşı kurgulanmıştır. Fırsatçılık, istismar ve ganimet avcılığı geçim kapısıdır."
CHP zihniyeti patlak lastikle giden köhne bir araba gibidir.
Eninde sonunda millete/devlete toslayacaktır.