
Batı, ısrarla bizim coğrafyamızda bir mezhep savaşı stratejisi üzerine çalışıyor.
El Kaide'yi üretti, DEAŞ'ı sahaya sürdü, entegrist Şii yapıları alttan alta besledi.
Ama başaramadı...
Hatta bu mezhep ve din savaşları stratejisi, er ya da geç dönüp kendisini vuracak.
Geçenlerde Amerikan basınında ilginç bir haber yer aldı.
Açık söyleyeyim, bana çok ilginç geldi.
The Free Press ve The New Republic gazetelerinin haberine göre Ocak 2026'da Pentagon Politika Müsteşarı ile Vatikan'ın Washington Büyükelçisi arasında kapalı kapılar arasında bir toplantı gerçekleşmiş.
6 Nisan tarihli haberde ABD tarafı Kardinal'e "Amerika Birleşik Devletleri'nin küresel ölçekte istediği her şeyi yapabilecek askeri kapasiteye sahip" diyerek açık açık tehdit etmiş.
Ve eklemişler...
"Kilise'nin tarafını buna göre belirlesin!"
GERGİNLİĞİN ZEMİNİ
Analizler, bu temasın arka planında Donald Trump yönetiminin "Donroe Doktrini" olarak adlandırılan yaklaşımının bulunduğunu aktarıyor.
Monroe Doctrine'nin güncellenmiş hali olarak sunulan bu yaklaşım, Latin Amerika ve İran hattında doğrudan müdahale zeminini genişleten daha sert bir çizgiye oturdu.
Bu süreçte Papa XIV. Leo, 9 Ocak 2026 tarihli konuşmasında doğrudan olmasa da konuya değinerek eleştirilerini dile getirdi.
Bu konuşma ile Pentagon'daki görüşme, Batı basınında aynı dosya içinde birlikte ele alındı.
AÇIKLAMALAR VE SONUÇ
Pentagon sözcüleri söz konusu haberleri "abartılı ve çarpıtılmış" olarak nitelendirdi.
Vatikan cephesi görüşmenin gerçekleştiğini teyit etti ancak içeriğe ilişkin sınırlı bir dil kullandı.
JD Vance konunun inceleneceğini açıkladı.
Süreç yalnızca açıklamalarla sınırlı kalmadı.
Papa'nın Temmuz 2026'da planlanan Washington ziyareti süresiz olarak ertelendi.
AVİGNON OLAYI NEDİR
Aynı haberde Pentagon yetkilisinin büyükelçiyi tehdit ederken "Avignon dönemini" hatırlattığını yazıyordu.
Konu ile ilgili küçük bir tarama yaptım...
14. yüzyılın başında IV. Philippe, Papalığa doğrudan müdahale etmiş.
Papa Anagni'de alıkonulmuş.
Ardından Papalık Avignon'a taşınmış.
Yaklaşık 70 yıl Roma dışında kalmış.
Üstelik Papalık makamının bu şekilde kullanılması tek de değilmiş.
19. yüzyılın başında Napolyon Bonapart da Papayı kontrolü altına almış.
Papa VII. Pius tutuklanmış.
Yıllarca Fransa'da tutulmuş.
Sonra...
1870'te İtalyan ordusu Roma'ya girmiş.
Papalık Devletleri ortadan kalkmış.
20. yüzyılda Benito Mussolini ve Adolf Hitler döneminde Kilise ile siyasal iktidar arasında yeni denge arayışları ortaya çıkmış.
TEOPOLİTİK ÇERÇEVE
Nevzuhur evanjelik Amerikan yönetiminin Avignon olayını hatırlatması boş olmasına boş da olayın alttan alta kaynayan bir teopolitik özellik taşıdığı da bir gerçek.
Ne mi diyorum?
Batı açısından mezhep gerilimlerinin ve Katolik dünya ile Yahudi çevreler arasındaki tarihsel kavganın bugünkü tezahürlerinden biri diyorum.
Abartılı mı geldi?
Hiç de öyle değil.
Pozitivist akılla, sözde seküler çerçeveyle açıklanabilecek bir dönemden geçmiyoruz.
Apokaliptik, mesiyanik inanışlar ile tarihsel hesaplaşmalar iç içe geçmiş durumda.
Siz siyasete perde deyin, ben sapkın inançlar diyeyim fark etmiyor.
Güç, Siyonist ideoloji etrafında kümelenmiş yapılarda yoğunlaşıyor.
Buna karşılık Katolik dünyada da Yahudi karşıtlığı yükseliyor.
Pentagon'daki o görüşmenin arkasında evanjelik perdeli Siyonizm'in Papa'yı tehdit dili bu.
Mezhep ve din savaşı öncesi taşlar döşeniyor yani.