Millet, FETÖ'nün “sevinç çığlığını” duymak istemiyor…

“Cihat Yaycı, Türk Silahlı Kuvvetlerinde önemli görevler üstlenmiş, değerli, vatanperver bir askerimiz. Kendisi kıta sahanlığı deniz yetki alanları, Mavi Vatan kavramı gibi konularda geçmişte güzel çalışmalar yaptı. Türk Silahlı Kuvvetlerinin de her kurumda olduğu gibi kendine göre bir kurumsal hiyerarşisi var. Oradaki disiplin kuralları çerçevesinde yürütülen çalışmalar var. Bir bürokratın, askerin bir göreve getirilmesi ne kadar normalse bir görevden alınması da o kadar normaldir. Bunlarla ilgili tartışmaların çok farklı yerlere çekilmesi doğru değil..”

Kamuoyu tarafından merakla beklenen ve “Erdoğan yönetimine yakışan” açıklama, Başkanlık sözcüsü İbrahim Kalın’dan bu cümleler ile geldi. (23.Mayıs.2020-NTV canlı yayını)

Açıklama, içinde barındırdığı kadirşinaslık ve derleyip toparlayıcı kimlikle, istifası millet nezdinde derin üzüntü oluşturan (E) Tümamiral Cihat Yaycı konusunda Külliye’ye dönük soru işaretlerini dağıttı. Gelişmenin, TSK’nın “kurumsal işleyişinden” kaynaklandığını, görevi devlet kurumlarının iç işleyişini sağlıklı olarak koordine etmek olan Başkan’ın takdir ettiği bir komutan için hazırlanmış kararnameyi imzaladığını anladık.

Konunun Külliye’ye dönük yönü açıktır, uzatmamak uygun olandır.

Ama değerlendirmemiz gereken başlıklar var…

· FETÖ KAMPANYASINA YOL AÇAN SIZINTI…

Yaycı, kaçak FETÖ hesaplarından “gidici” olduğunu “müjdeleyen”(!) kampanya sonrasında istifa etti. Bu, FETÖ’nün kripto unsurlarının devletin içindeki varlığını sürdürmesi, yurtdışına düzenli olarak istihbarat aktardığını göstermesi bakımından önemlidir. FETÖ, Milli Savunma Bakanlığı koridorlarında Yaycı’ya dönük tepkinin olduğunu aylar öncesinden biliyordu ve bu istihbaratı, kendine asimetrik üstünlük sağlamada kullandı!..

Konu, günlük akışın içinde şöyle bir konuşup geçemeyeceğimiz önemdedir. FETÖ’nün özellikle TSK bünyesinden kalıcı olarak temizlenmesi hedefinde yürütülen çalışmaların kamuoyunda şeffaf olarak tartışmamız gerekiyor.

15 Temmuz 2016 ihaneti, TSK’nın antibiyotik tedavisi ile tedavi edilebilecek enfeksiyon taşımadığını, bazı uzuvlarının kangren olması nedeniyle kesilip atılması gerektiğini gösterdi.

Savunma Bakanı Hulusi Akar’ın Genelkurmay Başkanı olarak mesai paylaştığı generallerin yarısı, vatana ihanetten adalet önünde hesap verdi!..

Böyle bir deneyimden sonra önce de ifade ettim,(1) TSK’nın bünyesinde yaşanılan bütün gelişmeler, terfi ve emeklilik işlemleri, demokrasimizin güvenliği açısından da hayati önemdedir.

İki de bir önümüze konulan “devlet aklı” soyut bir kavramdır, kim tarafından geliştirilir, nerede şekillenir, tarifi yok.

Beka, gerçeklerin tartışmasına ve “akılcı sentezlere” sırtını dayamak zorundadır.

· EMPERYALİST İŞBİRLİKÇİLERİNE MANEVRA ALANI…

Başkan Erdoğan’ın IMF politikasındaki kararlı duruşu, sözcü Kalın’ın France 24 söyleşisindeki "S-400 ile ilgili olarak, planlar aslında daha önce planlandığı gibi gidiyor. Yeni tip koronavirüs nedeniyle gecikmeler oldu ancak prensipte daha önce olduğu gibi S-400 ile ilgili anlaşmamıza bağlıyız" sözleri, anti-emperyalist/bağımsızlıkçı politikanın kararlı süreceğini gösterdi.

Bu, ekonomik baskılar üzerinden “taviz” bekleyen emperyalist işbirlikçileri açısından tabii ki kötü haberdir.

Erdoğan, Irak-Suriye-Libya hattında emperyalizmle tarihi hesaplaşmanın lideri. 100 yıllık planların bozulduğu bir dönemde, tabii ki, onu, zorlama tartışmalardan uzak tutmak zorundayız.

Hiçbir kurum içi hesaplaşma ve şahsi hedef, yaşadığımız bu çok hassas günlerde Başkan’ın üstünde önem taşıyamaz.

Bakın, Yaycı olayından sonra kendine manevra alanı vehmeden FETÖ, Amerikan-siyonist ittifaktan aldığı talimatla kumpas davalarında üç yıl hapis yatırdığı (E ) Tümamiral Cem Gürdeniz’in de üzerine gitmeye başladı.

Hedefleri, Libya’da kazanılan büyük başarıyı gölgelemek, “Mavi Vatan” kavramını hırpalayarak Doğu Akdeniz’de Türkiye’yi durdurmaktır.

İzin verilemez…

(1) https://www.star.com.tr/yazar/orduda-tasfiye-bir-amerikan-gelenegidir-yazi-1539576/