Mustafa SABRİ BEŞER
Mustafa SABRİ BEŞER
mustafa.beser@star.com.tr
Tüm Yazıları

Millî Eğitim Bakanlığına İslam teklif ediyorum!

Millî Eğitim Bakanlığına teklifim açıktır ve bu teklif bir slogan değil, eğitim dilindeki bir çelişkiyi gidermeye dönük somut bir düzenleme çağrısıdır.

Yıllardır "Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi" dersinin içeriğiyle adı arasında ciddi bir mesafe bulunuyor. Dersin adında "kültür" ve "bilgi" vurgusu öne çıkarken içerik salt kültürel bir tanıtım düzeyinde kalmıyor.

İçinde "kültür" geçiyor ama müfredat aynı esaslar üzerine kurulu değil. İçinde "ahlak bilgisi" var ama program "terbiye" inşa etmeye çalışmıyor.

Yıllardır bu mesafeyi görmezden geliyoruz. Öğretmen sınıfa giriyor, iman esaslarını anlatacak ama ders adı "kültür".

Veli, çocuğunun bu dersten hangi zihinsel ve ahlaki çıktıları edinmesini beklemesi gerektiğini bilemiyor.

Ölçme değerlendirme de kavramın muğlaklığı yüzünden dağınıklığa mahkûm kalıyor.

Benim itirazım tam burada başlıyor.

İsim, bir dersin vitrini değil istikamet cümlesidir. Ad doğru kurulmazsa içerik güçlü olsa bile etki eksik kalır.

Bir asırdır eğitim sistemimizde kavram kargaşası operasyon aracı olarak kullanıldı. Tevhid-i Tedrisat denildi, birlik değil kökten koparma yapıldı. Harf devrimi denildi, milletin dedesiyle torunu arasına set çekildi. Laiklik denildi, dinin kamusal alandan silinmesi kastedildi.

Şimdi de "kültür" deniliyor, dinin özü olan iman esasları saklanmış oluyor!

İyi güzel de bu derste verilen şey salt kültür mü? Hayır azizim!

Bu derste verilen şey imanın şartları, Allah'ın varlığı, birliği, sıfatları, meleklere, kitaplara, peygamberlere, ahirete, kadere iman.

E bunlar "kültür" başlığına sığar mı?

Bu derinlik "kültür" kelimesinin arkasına gizlenirse, öğrenci neyin peşinde olduğunu anlayamaz. Öğretmen neyi öğrettiğini net söyleyemez. Veli neyi beklediğini bilemez.

Gençlik ekseninde inanç değerleri bu kadar karmaşıklaşmışken, "Hangi dinin kültürü?" diye sorsak sarih bir cevap bile bulamayız.

Tarihî tecrübemiz de bu netliği destekler. Medrese geleneğinde isim ile içerik arasında güçlü bir uyum vardır. Darülhadis hadis öğretir, darülkurra kıraat öğretir, darülhüffaz hıfz öğretir.

İsim omurgayı korur, yöntem ve materyal zamanın ihtiyacına göre yenilenir.

Biz bugün içerikte var olan omurgayı isimde gizleyerek kendi elimizle bir kavram sisi üretiyoruz, sonra da gençlerin inanç krizlerine, seküler savrulmalarına, deizme kaymasına, anlam kopuşlarına şaşırıyoruz.

Şaşırılacak bir durum yok, dil bulanıksa hedef de bulanıklaşır.

Bu nedenle "Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi" ders adının "İslam İnancı Esasları ve Terbiyesi" olarak güncellenmesini teklif ediyorum.

Bu değişim iki şeyi aynı anda yapar. İnanç esasları ile bilişsel hedefleri adlandırır. Terbiye ile duyuşsal ve davranış boyutunu adlandırır.

"Terbiye" kelimesi kritiktir. Sadece bilgi aktarımı demek değildir. Karakter inşası, davranış dünyasına yön verme, ahlakı hayata geçirme demektir.

Şimdi birileri diyecek, "İsim değişikliği neyi değiştirir ki?"

Çok şey değiştirir azizim.

Velinin beklentisini netleştirir. Öğretmenin ders dilini güçlendirir. Öğrencinin dersle kurduğu anlam bağını artırır. Ölçme ve değerlendirmeyi izlenebilir hale getirir.

Bu isim değişikliği yalnızca kelime değişikliği değildir, eğitimde niyetin, hedefin ve yöntemin netleşmesidir.

"İslam İnancı Esasları" ifadesi dersin bilişsel omurgasını açık biçimde tanımlar.

Bu teklif "sistemi baştan sona yıkalım" çağrısı değildir. Yönetilebilir, ölçülebilir, kademeli bir geçiş planı öneriyorum.

Beş adımda bu uygulamayı kolaylıkla hayata geçirebiliriz.

Bir, ders adının resmi mevzuatta güncellenmesi.

İki, kazanım dilinde küçük revizyon. "İnanç esasları" ve "terbiye" kelimelerinin program hedeflerinde görünür kılınması.

Üç, ölçme değerlendirmede iki eksenli rubrik. Biri inanç bilgisi rubriği, diğeri terbiye ve davranış rubriği.

Dört, pilot uygulama. Sınırlı sayıda il, farklı sosyolojik profiller, bir öğretim yılı, ön test son test, öğretmen gözlem formları, veli memnuniyet anketleri.

Beş, öğretmen hizmet içi eğitim modülü. İnanç esaslarını anlatma dili, terbiye ve değer öğretiminde etkinlik tasarımı.

Muafiyet ve alternatif düzenlemeler bugünkü çerçeve içinde korunur. Program dili bir yandan İslami omurgayı açıkça taşır, diğer yandan toplumsal barış dilini ve hak temelli yaklaşımı muhafaza eder.

İçerikte itikat ve terbiye varken adın kültürel muğlaklıkta kalması pedagojik olarak da sosyolojik olarak da sürdürülebilir değildir.

Bu ülkenin çocukları ne okuduğunu, niçin okuduğunu, hangi istikamete çağrıldığını açık bir dille bilmek zorundadır.

"Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi" adından "İslam İnancı Esasları ve Terbiyesi" adına geçiş, sembolik bir rötuş değil, eğitimde doğruluk ve açıklık ilkesinin gereğidir.

MEB'e arz olunur.

Bir not düşelim:

Ders adının değiştirilmesine dair raporlama, stratejik planlama, uygulama tasarımı, mevzuat uyumu, ölçme değerlendirme modeli, pilotlama takvimi, paydaş analizi ve saha koordinasyonu dâhil bütün süreci tafsilatlı ve kurumsal standartlarda projelendirip kapsamlı bir dosya halinde arz edebilirim...