Yazarlar

Yalçın AKDOĞAN

Yalçın AKDOĞAN

yalcinakdogan@stargazete.com

MİT ve isimsiz kahramanlar

İstihbarat örgütlerinin başarıları genelde sessiz başarılardır. Önlenen eylemler, yakalanan zanlılar, boşa çıkarılan saldırılar çok dikkat çekmez. Onlarca başarılı faaliyet ve engellenen eylem görünmezken gerçekleşen bir hadise büyük yankı bulur. Bu yüzdenistihbaratçılar büyük fedakârlıklarla ve çoğu zaman alkış almadan, kim oldukları bilinmeden çalışırlar. Gizli faaliyet sırasında şehit edilen istihbaratçıların adını kimse bilmez, duymaz…

Bazen ise başarı o kadar açık ve aleni olur ki, istihbaratçıları da açıkça alkışlamak ve hakkını teslim etmek gerekir. Reyhanlı saldırısının failinin Suriye’den yakalanıp getirilmesi de böyle bir başarı… Bu tür başarılar üzerinden istihbaratçıların hak ettikleri övgüyü dile getirmeli, onlara olan şükran duygularımızı seslendirmeliyiz. 

FETÖ hadisesi aslında tüm güvenlik ve istihbarat birimleri için büyük bir türbülans oluşturdu. TSK, emniyet (istihbarat) ve MİT FETÖ türbülansından dolayı bir nevi paralize olmuştu.

Güvenlik birimlerimiz yabancı güçlerin amaçlarına hizmet eden FETÖ’cü virüslerin saldırılarıyla sıkıntı yaşıyordu. Ardından FETÖ’cülerin tasfiyesiyle kurumlarda oluşan boşluğu kısa zamanda doldurmak, son derece nitelik/uzmanlık isteyen işlere adam bulmak ve mesleki kabiliyeti geliştirerek operasyonlar yapabilmek çok kolay değil. Çok sayıda örgütle eşzamanlı mücadele edebilmek ve büyük başarı kaydetmek başlı başına bir iş… 

Bugün hem silahlı kuvvetlerimiz, hem emniyet (özellikle istihbarat, terörle mücadele ve organize) birimleri, hem de Milli İstihbarat teşkilatımız FETÖ, PKK, DEAŞ gibi tüm terör örgütlerine karşı kahramanca mücadele veriyor, aslanlar gibi çarpışıyor. 

Hakan Fidan döneminde MİT’in ciddi bir yapısal dönüşümden geçtiği, hukuki mevzuattan teknik imkânlara, insan kaynağından operasyon gücüne kadar her alanda büyük gelişme kaydettiği biliniyor.

2012 başında Fidan’a yönelik FETÖ hamlesiyle başlayan iktidarı devirme ve Türkiye’yi kontrol altına alma sürecinde hem büyük badireler atlatıldı, hem de bu badireleri atlatabilmek için kurumların tehdidi savuşturma kabiliyetleri geliştirildi. 

Hatırlanacak olursa 2014 yılında MİT kanununda değişiklik yapılmış, MİT’in yetki ve kabiliyetleri arttırılmıştı. O zaman bu kanuna karşı muhalefet başta olmak üzere bazı çevreler sert eleştiriler getirmiş, Türkiye’nin muhaberat devletine dönüşeceği, temel hakların askıya alınacağı, istihbarat kurumlarının dokunulmazlık kalkanına alınarak keyfiliğe yönelebileceği gibi çok haksız eleştiriler yapılmıştı. 

Oysa vatan için canını verecek bir fedakârlıkla devleti ve vatanı için çalışan istihbaratçıların nasıl haksız saldırılara maruz kaldıkları MİT tırları operasyonuyla ortaya çıkmıştı. FETÖ’cülerin devletin milli güvenliğine karşı nasıl pervasızca kumpas kurabildiğini görmüştük. 

O dönemde gerçekleşen yasal değişiklikle MİT hem haksız saldırılara karşı korunaklı hale geldi, hem de yapısal dönüşümünü hızlandırma imkânı buldu. 2017 yılında kanun hükmünde kararnameyle yapılan değişiklik de MİT’in yeni vizyonunda önemli bir kilometre taşı oldu.  

Hakan Fidan, FETÖ’nün başlattığı saldırı dalgasında ilk hedefe konulan sembol isimlerden biriydi ama asıl hedefin Türkiye’yi ele geçirmek olduğu biliniyordu. 

Fidan tüm saldırılara karşı hem kurumunu korudu, hem teşkilatı geliştirdi, hem de çok boyutlu mücadele alanında büyük başarılar elde etti. 

Cumhurbaşkanımızın tam desteğini arkasına alan Fidan ve MİT, bugün FETÖ’cülerle mücadeleden PKK/PYD ile mücadeleye, Suriye ve Irak denklemindeki faaliyetlerine kadar önemli başarılara imza atıyor. 

İlişkilerin iyi olduğu bir ülkeden işbirliği ve yardımlaşmayla aranan hedefleri almak ile ilişkilerin hasmane olduğu bir ülkede operasyon yapmak tamamen farklıdır. Yabancı servislerin cirit attığı bir bataklıkta Reyhanlı saldırganını yakalamak bu açıdan takdire şayandır. 

Bugün tüm güvenlik birimlerimiz terör örgütleriyle kaynağında mücadele ediyor, inlerine girerek sonuç almaya çalışıyor. Terörle mücadelede oyun değiştirici hamleler yapmak sonuca ulaşmak için hayatidir. İHA ve SİHA’lar gibi imkânlar veya istihbarat birimlerinin teknik ve insan istihbarat kaynaklarını geliştirmesi mücadelede büyük avantajlar üretmiştir.