Yazarlar

Mahir KAYNAK

Mahir KAYNAK

mkaynak@stargazete.com

Mücadele metotları

Günümüzde savaşlar küçük ülkeler arasında yapılıyor ama kimin planladığı bilinmiyor. Esad bir dönemde herkesi meşgul ediyor ve çatışmanın sonucu merak ediliyor. Şu soruyu sormuyoruz: İç savaştan Suriye ne kazanır? Esad ya da muhalefetin kazanması bölgede neyi değiştirir? Suriye’deki rejim kim tarafından ve neresi için, hangi amaçla icat edilmiştir? Bu rejimde Suriye halkının zerre kadar payı var mıdır?

Bu durum sadece Suriye için söz konusu değildir. Günümüzde yeni taraflar ortaya çıkmıştır ve bunlardan biri İslam ülkeleri ve örgütleridir. Oysa çatışmalardan hem devletlerin hem de halkların kendi ülkelerine faydası olmuyor ve bu çatışmalar başkaları tarafından planlanıyor. Bir örnekle bu konuya yaklaşabiliriz: 11 Eylül’de bazı müslüman teröristlerin ABD’de iki binaya uçakların çarpmasının planlandığı ve başarılı olduğu söylendi. Bu kişilerin hedefi neydi? Bu ABD’ye büyük zarar verir miydi yoksa ne yapılmasına sebep olurdu? ABD Afganistan’a girdi ve dünya üzerinde çok sayıda El-Kaide elemanı olduğu söylendi ve birçok yerde eylemlerine rastlandı. Yani dünyanın en güçlü devleti sayılan ABD El-Kaide karşısında eğiliyordu. Günün birinde El-Kaide liderinin öldürüldüğü ve cesedinin denize atıldığı söylendi.

***

Dünyada yeni bir cepheleşme yaratılmıştı. Bu cephenin bir tarafında Müslüman devletler ve örgütler vardı. Müslüman devlet veya örgütler tasfiye edilemiyor ve etrafın huzurunu bozuyor kendi ülkelerinde çatışmalara veya huzursuzluklara sebep oluyordu. Bazı yapılar bunların karşısına geçiyor ve ülke içinde bir karışıklığa neden oluyordu. Bir taraf dinin emirlerini yerine getirdiğini söylerken karşı taraf olaya siyasi açıdan bakıyor ve dinin siyasetin bir aracı olarak kullanıldığını söylüyordu. En çok zarar gören taraf dine karşı olmayan hatta önünde engel gördüğü şeyleri kaldıran ama laik olan yöneticilerin durumu oluyordu. İşin ilginç yanı bu durumu büyük güçlerin planlaması ve çağımızda siyasi mücadeleyi benzer şekilde uygulaması oldu. Geçmişteki sağcı solcu rekabeti yerini bir tarafı Müslüman olan yapılara bıraktı. Çünkü uluslararası rekabet Ortadoğu’da ve çoğunluğunda Müslüman halkın yaşadığı ülkelerde oluyordu. Buralarda operasyonlar buna dayanıyordu. Mesela ülkemizde yönetimi değiştirmek isteyenler iktidarların cumhuriyet ilkelerine aykırı davrandığı ve dini eğilimlerin ön plana çıktığını söylüyordu. Şimdi bu konuda bir operasyonla karşı karşıyayız. Bir tarafta dini söylemler ön plana çıkarken diğer taraf bundan şikayet ediyor ve dini eğilimleri güçlü olan kimseler ayrıştırılıyor. Yeni iki taraf kuruluyor ve bunların farklılıkları sadece bu konuya dayanıyor. Ne dünyadaki değişim ne bunun ülkemize etkisi ne de ne yapılması gerektiği tartışılmıyor. Dini bir cemaatin iktidarla çatışması sağlanıyor ve solcu kanat bunlara kapısını açıyor. 

Bir taraftan insanların inançlarını yerine getirmek için önünde engel varsa kaldırılmalı diğer yandan farklı bir hayat yaşayanlara karışılmamalıdır. Bu farklılığı siyasete getirenler inançlarını yerine getirmiyor diğer taraf ise insan özgürlüklerine müdahale ediyor. Bırakın istedikleri gibi yaşasınlar. Bilim adamları da siyasetin dini kılıfa sarılmasının doğru olup olmadığını söylemelidir.