Yazarlar

Halime Kökçe

Halime Kökçe

hkokce@stargazete.com

Mücadeleden musafahaya Reis’ten Hoca’ya

Halime Kökçe tüm yazıları

Necip Fazıl mücadele adamı olarak bilinir. Lafını esirgemeyen, her şartta doğru bildiğinden vazgeçmeyen bir öncü... Biz yetişemedik ona ama bugün siyasetteki ve düşünce dünyasındaki pek çok isim, üstad Necip Fazıl’ın ‘büyük Çile’sinin evladıdır. Tayyip Erdoğan da Necip Fazıl okumuştur, Ahmet Davutoğlu da. Eminim pek çok şiirini ama özellikle Sakarya’yı ezbere biliyordur bugün Meclis sıralarında oturan AK Parti vekillerinin pek çoğu. “Yüzüstü çok süründüm ayağa kalk Sakarya” mısraı bir ülkü olmuştur bu nesil için. Bugün yemin ederek resmen 12. Cumhurbaşkanımız olacak olan Recep Tayyip Erdoğan işte bunu başardı. Hem Türkiye’yi hem de bu ülkenin sessiz çoğunluğunu yüzüstü sürünmekten kurtardı. Bunu başarmadan ikinci aşamaya, ihya-inşa ve restorasyon dönemine geçilemezdi. En zoru bu ilk aşamaydı ve bu zoru ancak Tayyip Erdoğan gibi gözünü budaktan sakınmayan, acaba o ne der bu ne der diye düşünmeyen bir dava adamı başarabilirdi.

***

Bizim kuşak daha çok Sezai Karakoç ve İsmet Özel okudu ve Karakoç’un da aralarında olduğu İkinci Yeni şairlerini. Necip Fazıl’ın mücadeleciliğinin şekillendirdiği kadroların açtığı yolda yeni bir evredeyiz. Bu, medeniyet perspektifinin hakim olacağı bir inşa dönemi olacak.

AK Parti’nin dün gerçekleştirilen 1. Olağanüstü Kongresinde bunları düşündüm. AK Parti’nin yeni Genel Başkanı ve Başbakan Ahmet Davutoğlu Sakarya şiirini okurken bunu düşündüm. Daha lise talebesiyken okul kantinindeki masanın üzerine çıkıp okuduğu Sakarya’yı dün de kongre salonunda okudu.

Sadece AK Parti içindeki bir bayrak değişimi değildi yaşanan, Türkiye için de yeni bir döneme geçildiğini düşündüren bir atmosfer ve heyecan vardı salonda ve salon dışındaki 10 binlerce insanda.

Her zamanki gibi çok iyi organize edilmiş bir kongre gerçekleştirdi AKk Parti. Bu, partideki disiplin ve çalışkanlığın bir yansıması kuşkusuz ve galiba AK Parti’nin başarısının sırrı da burada: Hiçbir ayrıntıyı es geçmiyor, her zaman tam kadro sahada ve inanmış, çalışkan insanlarla birlikte. Bu başka hiçbir siyasi kadronun sahip olmadığı bir avantaj.

İhtilaflar milletin huzuruna çıkmadan meşveretle ve suhuletle hallediliyor. Böyle olunca da olağanüstü kongrede bile bayram havası hakim oluyor.

***

Bu yeni dönem, AK Parti’nin siyasi bir parti olmanın ötesinde bir harekete dönüştüğü, gençleştiği ve ‘Yeni Türkiye’ kavramının içinin doldurulduğu bir dönem olacak. Milletin iradesinin önündeki vesayet mayınlarının temizlendiği, vesayet odaklarından temizlenen ordu, yargı, emniyet gibi kurumlara yenilerinin yerleşemeyeceği şekilde demokrasinin kurumsallaştığı bir dönem olacak. Erdoğan’ın paralel yapıyla mücadeleyi her fırsatta vurgulaması bundan. Ahmet Davutoğlu isminin tercih edilmesinde etkili faktörün bu husus olduğunu kongre konuşmasında yeniden Yeni cumhurbaşkanı Erdoğan ve yeni Başbakanımız Davutoğlu aynı ruhu taşıyan konuşmalar yaptılar. Erdoğan “tutkum, davam, aşkım” dediği siyasi hareketi AK Parti teşkilatına emanet ederken emindi. Emin ellere bıraktığını ifade etti. Davutoğlu davayı daha ileri taşıyacak bir kararlılıktaydı. Bu kadar önemli bir davanın bir emanetçiye emanet edilmeyeceğini bilmeyenlerin yakıştırmalarına da cevap vermiş oldu aslında.

En dikkat çeken husus ise “ben yoksam parti, dava zayıflar” düşüncesinde olanlara verdiği mesajlardı. Ve bir o kadar da ilk Meclis’e yaptığı vurgu, bütün farklı kimliklerin tek bir millet olarak aynı vatan toprağında ve aynı meclis çatısında varolabildiği farklılıkların çatışma değil uzlaşma bahanesi olduğu ‘Yeni Türkiye’ vurgusu.

AK Parti yeni Genel Başkanı ve Türkiye yeni Başbakanıyla ‘Yeni Türkiye’nin icracısı olacaktır.

Yeni Türkiye’de küsler barışacak, tokalaşacak demokrasi kurumsallaşacak, mutlaka yeni bir anayasa yapılacak, rejimin ötekileştiren, düşmanlaştıran yönleri tasfiye edilecektir.

Muhalefet de artık ‘Yeni Türkiye’ye ayak uydurmak zorundadır. Halkın yüzde 52 onayıyla seçilen Cumhurbaşkanının yemin törenine katılmayan bir muhalefet lideri artık kendi partisindekilere bile ümit verememektedir.

AK Parti 12 yıldır hem kendini hem de Türkiye’yi yenileyebilmenin karşılığında halkın onayını alıyor. Son iki yılda Erdoğan, boyun eğmez tavrı sayesinde bir kaç darbe girişimini atlatarak Türkiye’yi ve partisini bu sıkıntılı süreçten güçlendirerek çıkarmayı başardı. Şimdi bu sayede musafahattan bahsedebiliyor.

Sıkılmış yumruklar tokalaşamaz, unutmayalım.

Erdoğan partisine veda ederken 77 milyona elini uzatıyor.