Yazarlar

Ahmet KEKEÇ

Ahmet KEKEÇ

akekec@stargazete.com

Ne bereketli ‘bitirme’ planıymış birader!

Ahmet KEKEÇ tüm yazıları

Hükümet, askerle el ele vererek “cemaati bitirme” planı hazırlamış... Bu plan 2004’te MGK’da görüşülerek karara bağlanmış.

Kaç gündür yaza yaza tüketemedikleri konu bu.

Peki, plan uygulanmış mı?

Bağımsız gazeteci Neşe Düzel’in yönettiği Taraf gazetesi “uygulanmış” diyor. Bu işi Başbakanlık Uygulamayı Takip Koordinasyon Kurulu (BUTKK) üstlenmiş. Başbakanlık Müsteşarı Ömer Dinçer bir yazı yazarak, irticai eylemlerin takip edilmesini istemiş, filan...

Bu takibat sonucunda ne olmuş, cemaat hangi zararı görmüş?

Bunu şimdilik bilemiyoruz. (Bağımsız gazeteci Neşe Düzel’in yönettiği Taraf “çok zararlar oldu” diyor...)

Bilemiyoruz ama kurulun başındaki Başbakanlık Müsteşarı Ömer Dinçer, dönemin generalleri tarafından “en azgın irticacı” olarak suçlandığına göre, zarar ziyan büyük olmalı.

İşin ilginç tarafı şu:

Bağımsız gazeteci Neşe Düzel’in yönettiği Taraf, dershane konusunu 2004 yılındaki “plana” bağlıyor...

O gün orada (yani MGK’da) öyle konuşulduğu için bugün dershaneler kapatılmak isteniyormuş.

Daha da ilgincini söyleyeyim:

Bağımsız gazeteci Neşe Düzel’in yönettiği Taraf’ı okuyanlar, Başbakanlık Uygulamayı Takip Koordinasyon Kurulu’nun, sırf “cemaati bitirmek” için kurulduğunu sanacak. Hani MGK kararlarını (ve elbette 2004 toplantısında alınan kararları) uygulama görevi bu kurula verilmişti ya... Başbakanlık Müsteşarı da yazı yazmıştı hani... (Tafsilatlı bilgi Yıldıray Oğur’un yazısında mevcut... Mutlaka okuyalım.)

Dershanelerin kapatılmasını da bu kurul takip edecek herhalde...

Fakat sıkı durun:

Bağımsız gazeteci Neşe Düzel’in yönettiği Taraf, ilgili haberinde, Başbakanlık Uygulamayı Takip Koordinasyon Kurulu’nun dönemin Başbakanı Mesut Yılmaz tarafından kurulduğunu yazmıyor...

Bu kurul, Başbakan Erdoğan’ın 2010 yayınladığı bir genelgeyle ortadan kaldırılmıştı...

Bunu da yazmıyor...

Bugüne kadar yayınlanmış ve içinde “irtica, gerici faaliyet, cemaat, ışık evleri” geçen bütün genelgelerin altında Mesut Yılmaz ve Bülent Ecevit imzasının bulunduğunu da yazmıyor.

Bu genelgelerin yine Erdoğan tarafından “yürürlükten” kaldırıldığını da yazmıyor.

Tuhaf bir gazete...

Tuhaf bir habercilik...

Dahası, müthiş bir mavra malzemesi... İnsanın anında Ahmet Hakan Coşkun olası geliyor...

Hani Kanal 7’de çalıştığı (yani henüz palazlanmadığı ve gidecek yeri bulunmadığı) için mecburen “demokratik duruş” sergileyen ve bu “özelliğini” sata sata bitiremeyen Ahmet Hakan Coşkun... AK Parti hakkındaki kapatma davası karşısında “sevinçli bir telaşa” kapılan ve bunu gizleme gereği bile duymayan Ahmet Hakan Coşkun... 27 Nisan e-muhtırasında aynı telaşlı sevinç içinde “ötesini bile söylerim arkadaş” diyerek tipik bir Ertuğrul Özkök sinisizmi sergileyen Ahmet Hakan Coşkun...

Buyuruyor ki muhterem (özetle), “Tamam, 2004 yılındaki Gülen’i bitirme planının zerresi bile devreye sokulmadı ama Başbakan’ın attığı imza da hafiften karizmasını çizdi...”

Birincisi muhterem, ortada “Gülen’i bitirme planı” diye bir şey yok...

Herhangi bir plan da yok...

İçinde Gülen’in isminin geçtiği bir “tavsiye kararı” var...

İkincisi... MGK’da atılan imzalar, “Tamam, ben bu tavsiyelere uyacağım” anlamına gelmez. O imzalar, “Bugünkü MGK’da bu konular görüşülmüştür” demek içindir. Tutanak imzalarıdır yani. Başka da bir şey değildir.

Madem “sevinçle” ortalara fırladın, hiç değilse işin doğrusunu öğren, kendini rezil etme...