Yazarlar

Yiğit BULUT

Yiğit BULUT

yigitbulut@stargazete.com

Not artırımına ek olarak...

Yiğit BULUT tüm yazıları

Cümleyi bitireyim; Türkiye tek hamlede en az 100 milyar doları kasasına koyabilir!

Sevgili dostlar, olan ve olması muhtemel artırımlara ek olarak atacağım bazı küçük adımlar ile dışarıdan gelecek 80-100 milyar dolara ek olarak bir “100 milyar doları” daha rahatlıkla kasamıza koyabilir veya “piyasalara dolaşıma sokabiliriz”!

Bu detaya geçmeden çok sorulan bir soruya cevap arayalım; notumuz arttı ama neden İMKB’de satış var?

Cevap çok zor değil, bunu “artış olsa bile TEKNİK gerçeklere dikkat başlığı” altında bu köşede sorgulamıştık.

Neden mi?

1- Dünya piyasalarında YUNANİSTAN odaklı kaygı ve buna bağlı satışlar dalga dalga gelmeye devam ediyor. Yunanistan için artık 200 milyar euro lazım ve bu parayı verenlerin “geri alma ihtimali olmadığını bilerek” vermeleri gerekli...

2- Amerika’da OBAMA’nın kazanması olumlu ama yeni yol haritasını görmek isteyen piyasalar, yıl sonu öncesi 2012 pozisyonlarını sorguluyorlar...

3- Kaybeden tarafların “ters hareketi zorlama” istekleri gayet doğal. Altın fiyatlarındaki 1700 dolar altına düşüş ve sonra gelen alım, “stopları” yedi! Bu hareket, işi bilenlerin beklediği bir hareketti ve gerçekleşti ama bitmedi, şimdi 1700 doların altının bir daha zorlanması gerekli!

4- İMKB’de her şey OLUMLU fakat genel kural geçerli; HERKESİN GÖRDÜĞÜ YOL KAZANDIRMAZ! Herkes artacak dediği anda artmaz! Önce ters hareket oluşur sonrasında yukarı hareket en olumsuz anda gelir!

5- İMKB’de 72,500 üstünde en az 3 gün kapanış gerekli ve bu TEKNİK GEREKLİLİK hala oluşamadı! 72,500 üstünde taban oluşturup ayağını basması gerekli ki; YUKARI daha sert bir alım gelsin!

6- İMKB’de görev değişikliği olana kadar geçen 24 ayda bazı konuları gündeme getirmiş, “yanlış olduğunu düşündüğüm uygulamaları” kamuoyu ile paylaşmış ve özellikle “kör havuz” sistemine çok ağır eleştiriler getirmiştim... “Ekonomik bir dev oma yolunda giden Türkiye’de sermaye piyasalarının buna daha çok katkı yapması” zorunluluğu HALA DEVAM ediyor! YENİ düzenlemeler ve KÖR havuz gibi yapıların acilen düzenlenmesi gerekli! amacıyla sessizliğimi bozmak ve bazı noktaların altını çizmek istiyorum...

Sonuç 1: Düşen faiz ve diğer bileşenler İMKB’de OLUMLU sinyal üretse bile 72,500 üstünde taban oluşma savaşı bitmedi! Bu taban oluşmadan yani üstünde gecelik hacimli kapanışlar oluşmadan yukarı hareket başlamayacak! Ama şu notu da düşmem lazım; orta ve uzun vadede “AYIKLAMA” olduktan sonra kesin yukarı hareket var!

Gelelim notlarımıza ek olarak marjinal fayda sağlayacak adımlara...

Bu noktada soralım; neydi daha önce de YAPMALIYIZ dediklerimiz?

NOT ARTIŞI öncesi de “paylaştıklarımı” aynen aktarmak ve bugün “durum nasıl” notumu da eklemek istiyorum;

1- Dünya elektronikleşmeye giderken, İMKB son yıllarda aldığı 100’ün üstünde yeni personelle 500 kişiye yaklaşmış durumda. Bir uzmanın ortalama maaşının 5000-8000 TL arasında olduğunu, bir bölüm müdürünün milletvekilinden fazla maaş aldığını düşünürseniz, sırtımızdaki yükü daha iyi anlarsınız. Bugün maalesef değişen bir şey yok! Çok ağır bir “personel yükü” ve büyüklüğünün yanında “marjinal faydası çok düşük” bir yapı var!

2- Dünya borsalarında memur diye bir kavram yokken, İMKB’deki personelin yansından fazlası memur. Bu gerçeği de hala değiştiremedik! Dünya borsaları sadece “elektronik işlem platformlarından” oluşma yolunda evrim geçiriyor, biz “memur saltanatında” Osmanlı’yı aratmıyoruz.

3- İMKB’nin en önemli gelir kaynağı; devlet borçlanma senetleri trade’i üzerinden alınan komisyon. Bu işlemin İMKB’de yapılması ve maliyetin artırılarak komisyon ödenmesi kadar anlamsız bir durum olamaz. Boşuna maliyet artıyor, konunun İMKB ile alakası yok! YOK ama borçlanma yükünü artıran bu duruma el atan da YOK!

4- Binanın işletme maliyeti korkunç boyutlara ulaşmış durumda. İMKB gibi bir borsanın dünya genelinde büyüklüğü bir oda-server’lar ve 30 kişiyi geçmezken, binaya giren broker’larla birlikte 500-1000 arası kişinin çalıştığı bir yer! Dünya genelinde hiçbir borsa binasında böyle bir “giriş-çıkış” masraf döngüsü yok! Bugün durum aynen devam ediyor ve “transformasyona” dönük adım haberi henüz gelmedi!

5- Piyasa derinliğimiz “ekonomik genleşmemizin” yanından bile geçmiyor. ABD ve hatta “krizler bölgesi” AB’de “piyasa büyüklükleri” zaman zaman “milli gelirin 1,7 katına ulaşırken”, bizde piyasa toplam değeri hala milli gelirin % 50’si seviyesinde. Türk Halkının piyasası anlaması ve katılması için atılan adım yok!

6- “Halka Arz” seferberlikleri “yüksek fiyattan şirket satma” şeklinde algılanırken, piyasa enstrümanlarını geliştirmek ve halkın varlıklarını ikna ederek çekmek için toplu bir “zihniyet devrimi” hala bize çok uzak! Böyle bir denklem içinde bankalarda kuzu kuzu yatan yüz milyarlarca doların kaymağını neredeyse bedavaya bankalar yiyor!

7- “Kör Havuz” sistemi halen devam ediyor ve her geçen gün piyasayı bitiriyor! Uygulandığı ülkelerde “piyasayı geri dönüşsüz” tahrip ettiği bilimsel olarak kanıtlandı!

Sonuç 2: NOT ARTIŞI YETMEZ! BİZİM DE KAFAYI DÜZELTMEMİZ GEREKLİ! Türkiye’nin 2007-2011 arasında Amerika ve Avrupa gibi krize girmediğini de dikkate alırsak; İMKB’nin daha doğrusu Türk sermaye piyasasının çok hızlı büyümesi gerekirdi. Ama olmadı! Olamadı! Şimdi oturup birlikte düşünelim; neden yapamadık? Ve bundan sonra nasıl yapacağız?

Sonuç 3: Türkiye makro ekonomik hamleler ve ekonomik dinamiklerindeki sıçramalar ile adeta devleşirken “Sermaye Piyasaları” bu tempoya ayak uyduramadığı gibi ülke “bu enstrümanları kullanamadığı için” fazlasını yapacağı yerde yapamıyor! Halkın birikimleri, altınları, varlıkları “enstrümanlara çevrilemeden” boş yatarken Türkiye çok daha büyük bir “atılımı” ıskalıyor!

Son söz: NOT ARTIŞI yetmez! Bıktırana kadar “amatör yatırımcıların sesi olmak adına” yazmaya devam edeceğim! Atılacak adım çok! Sadece İMKB ve SPK’nın gayretiyle de olacak işler değil! Gerekirse “Para-Değerli Metal ve Sermaye Piyasaları Bakanlığı” kurularak Türkiye’nin atabileceği adımlar süratle hayata geçirilmeli... Birkaç örnek vereyim; 1- Kamu Bankalarının % 51’i elimizde kalacak şekilde kalan bütün paylarını halka paylaşalım, 2- TPAO’ya yeni imtiyazlar tanımlayarak ortaya çıkan yapının % 49’unu halka satalım, 3- Aselsan, Havelsan, MKE, Roketsan gibi şirketleri Savunma Endüstri Holding çatısı altında toplayıp % 49’unu arz edelim... Bunlar en kolay adımlar... Önümüzde bunlar gibi birçok seçenek var! Ben sadece bir garip Yiğit’in aklına gelenleri yazıyorum, bu adımları atacak her bürokratik makamda ÇOK bilenler var! Biz halk olarak bekliyoruz; HAYDİ YAPIN DA BİZ DE SEVİNELİM!