Yazarlar

Halime Kökçe

Halime Kökçe

hkokce@stargazete.com

Öcalan'ın kurbanları!

Halime Kökçe tüm yazıları

Tüm dünya Müslümanları olmasa da Türkiye bugün Kurban Bayramını kutluyor. Bayramımız mübarek olsun, ‘Kurban’ın zahiri ve asli anlamına yaraşır bir bayram olsun! Firakların sulha ermesi umuduyla, kurbanlarımızın kabul olması, Arafat’ta vakfeye duran beş milyon hacının hac dualarının sağanağına ortak olma ve bugün itibariyle 44 gündür açlık grevinde olan mahkumların ‘hay-ata’ yol bulmaları duasıyla, bir kez daha bayramımız mübarek olsun. Amin!

Bayramlaştık bayramlaşmasına ama meseleye hangi kelam ile gireceğim, bilemiyorum. Bir kurbandan başka bir kurbana nasıl geçeceğim, kiminin ‘ölüm orucu’, kiminin ‘açlık grevi’ dediği, bu hayatını kurban etme, ya da intihar da diyebileceğimiz ve bence adını Öcalan’ın koyması gereken eyleme nasıl geçeceğim...

Devlet Kürtçe konuşacak

 

Evet, ‘hay-atın’ yavaş yavaş sonlandırıldığı bu ‘sunak’ın adını Öcalan koymalı. Kendisine uygulanan tecridin kaldırılması için başlatılan bu ‘adak töreni’nin, siyasal bir talebi, siyaset dışı bir sahaya süren bu metafizik eylemin son bulması için tez elden Öcalan’a konuşma imkanı sunulmalı.

Hükümet tarafından, müzakerelerin her an başlayabileceğinin, gerek görüldüğünde hiç kompleksiz ikinci Oslo görüşmelerinin start alabileceğinin gizli saklı değil, tüm Türkiye’nin önünde zikredildiği, PKK’nın siyasi kolu olarak inisiyatif alması beklenen BDP’nin kimi vekillerin bile “ikinci Oslo başlamış olabilir-yok, bence başlamadı” ihtilafına düştüğü bir vasatta “Öcalan’a tecridi kaldırın” talebini kendini öldürmek suretiyle dile getirmenin anlamı nedir? Abdullah Öcalan’ın zaman zaman ailesiyle görüştürüldüğü bilinmesine, hatta açlık grevi sürmekte iken bir görüşmenin gerçekleşmiş olmasına rağmen Öcalan’dan bu ölüm eylemlerinin sona erdirilmesine dair bir çağrının gelmemesinin anlamı nedir? Bu bir “ kendini Öcalan’a kurban etme eylemi” dir.

Sonra anadilde eğitim talebini ele alalım; Adalet Bakanı Sadullah Ergin’in “bizim için talimat hükmündedir” dediği ancak müzmin agresif muhaliflerin “kıytırık bir metin” muamelesi yaptığı “63 maddelik yol haritası”nın “Kürtçe savunmayı” ve “anadilde kamu hizmetini” hedef olarak ortaya koyduğu ve akabinde KCK davalarında Kürtçe savunmaya gösterilen direncin kırıldığı haberleri gelirken, Kürtçe kamu hizmetinin uygulamaya konulmasının fiili olarak “devletin Kürtçe konuşması” anlamına geleceği ortadayken, anadilde eğitim için bir nevi “intihar eylemi” ortaya koymak, o eylemi yapanların PKK’ya kurban edilmesidir, tıpkı kendi bedenini bomba yapan gencecik PKK’lılar gibi.

Sonra bu kurban verme eylemini seyre gidenlerin, bu ölümcül eylemin son bulması için ikna ediciler olmak yerine “moralleri yüksek, ölüm orucuna devam etmekte kararlılar”, şeklinde havadisler taşımaları bu “kurban törenini kutsamaktır” aynı zamanda.

‘Devrimci açlık grevi’

 

Sonra köşelerinden hükümete ölüm oruçlarını durdurma çağrısı yaparken iki cümle de bu intihar eylemini yaptıranlara, gidip bu sunak’ı alkışlayanlara, ölüme gidenlere şehitlik mertebesi yakıştıranlara etmeyenler; onlar da bu kurbanı kutsuyorlar ve dahası bütün bu “toplu ayin” bir “hayata dönüş operasyonuyla taçlansın” diye sinerji topluyorlar.

Devrimci halk ayaklanması” olmadı “devrimci açlık grevi” olsun, belki buradan bir yol bulunur devrimci halk ayaklanmasına... Hem bunca kurbanın adandığı bu sunak’ın bir karşılığı olmalı öyle değil mi?

Bence şu mübarek günde, hem hükümet yetkilileri hem BDP’liler bayramlaşmaya gitsinler ve ikna etsinler açlık grevinde kendini kurban edenleri. Daha fazla gecikmeden, ölüme değil ‘hay-ata’ yol bulabilecekken... Bu kurban etme törenini BDP bitirmiyorsa, Öcalan bitirmiyorsa Hükümet bitirsin, bozsun bu oyunu. Bayramımız bayram olsun, mübarek olsun!