Yazarlar

Ahmet KEKEÇ

Ahmet KEKEÇ

akekec@stargazete.com

Önce hocanın tırnağı olun!

Ahmet KEKEÇ tüm yazıları

"Halkın gazetesi” lejandıyla çıkan bir gazete var. İsmi BirGün... Böyle paçavraları okumuyorum. “Marifetleri”nden, internet mecralarına konu oldukça haberdar oluyorum. 

Bir vakitler, ismi “Ümit” olan ve medya eleştirileri yazan (terbiyeli) bir çocuğu salmışlardı üzerime. “Terbiyeli” dememin nedeni var... Kırıp dökmeden, “özenli” olmaya çalışan bir dille konuşuyordu. Ama boş konuşuyordu. Mesela matematik bilgisini konuşturuyordu, “kümeler”den filan söz ediyordu, “Yaa, gördün mü?” demeye getiren cümleler kuruyordu ama sonuçta bir şey söylemiyordu... “Nedir bu halleriniz?” sorusuna ise cevap bulamıyordu...

Sonra, Kadir Cangızbay diye biri çıktı... Solcu BirGün gazetesinin akademi kökenli yazarlarından biri... Bir tarihte, rahmetli Nurettin Topçu’nun kurucusu olduğu “Hareket” dergisinde yazılarını okurdum... Kemal Tahir’e düşkün olduğum yıllarda... “Toprak” ve “mülkiyet” konularında ilginç şeyler söylerdi. Ciddi bir adammış intibaı uyandırırdı. Ya da ben öyle zannederdim.

Günün birinde, BirGün sayfaları arasında bir makaleyle çıkageldi.

Bir küfür yazısıyla, evet...

Ben, demokrasiden hoşlanmayan, özgürlüklerin iadesini “kafa kesme özgürlüğünün ilk adımı” olarak değerlendiren, barış ihtimali karşısında hafakanlar geçiren, “halkın gazetesi” lejandıyla çıkmasına rağmen sürekli halkın değer tercihleriyle savaşan BirGün gazetesinin niçin bu halde olduğunu, niçin son zamanlarda “tape gazeteciliğine” yöneldiğini ve paralel terör örgütünün yayın organı gibi çıktığını soruyordum.

Cevap, gazetenin yöneticilerinden değil, Prof. Kadir Cangızbay’dan geldi.

Şöyle bir cevap (ismimi veriyor ve yazdıklarının bana cevap olduğunu hatırlatıyor ): “Katır nasıl ses çıkarır? Anırır mı? Kişner mi? Fino sesi çıkartan katırlar, katır sesi çıkartan finolar... Finolar oysa havlar... Babası aygır, anası eşek katırlar kişner, ama aynı zamanda anırır...”

Haa, yanlış anlamamalıymışız, fino İtalyancada “ince/zarif” demekmiş.

Kadir Cangızbay kendisini mahkemeye vereceğimden korkmuş, kültürünü konuşturarak “zekice” önlem alıyor. Araya, “gözünün önünde oluşan Brueghel ve Bosch’un tablolarındakilere mümasil fantasmagorik imgeler” türünden laflar sıkıştırmayı da ihmal etmiyor tabii... Böyle de tabansız bir adam!

Hayır, elbette mahkemeye vermedim.

Kadir Cangızbay uzun süre bu korkuyla yaşadı. (Dava açmadığımı bu yazı vesilesiyle öğreniyor. Yeni eserlerini bekleriz.)

Uzattığımın farkındayım.

Sözü,  BirGün gazetesinin, rahmetli Ali Nar hoca hakkında yaptığı rezil habere getirmek istiyorum.

Biliyorsunuz, hocanın cenazesine Cumhurbaşkanı Erdoğan, Başbakan Davutoğlu, bakanlar ve çok sayıda üst düzey AK Parti yöneticisi katılmıştı.

BirGün gazetesi, yememiş içmemiş, oturmuş, Ali Nar hocanın birtakım “ilginç fikirlerini” bulmuş... (İfade BirGün gazetesine aittir.) Diyesi imiş ki Ali Nar hoca, “Farklı inanç grupları ifadesi yanlış, bunlara gavur denilmelidir...” Hoca ayrıca, erkeğin birden fazla kadınla evlenebileceğini savunuyormuş ve “reformcu” diye nitelediği Diyanet Teşkilatı’na saldırıyormuş.

Haberi okuyunca, “Eee?” diyorsunuz.

Eee, ne olmuş yani?

Ne olmuş Ali Nar hoca birtakım ilginç fikirlere sahipse?

Böyle insanlar “insan” yerine konulmaz, böyle insanlara su verilmez, böyle insanların cenaze namazı kılınmaz... Bunu mu demek istiyorsunuz? (Elbette bunu demek istiyorlar ve cenaze törenine saldırıyorlar. Birilerinin bunlara insanlık vecibesini hatırlatması gerekiyor.) 

Tanıdığım ve bildiğim rahmetli Ali Nar hoca, evet, birtakım ilginç fikirlere sahipti... Edebiyatla iştigal ettiğimiz yıllarda, sık sık karşı karşıya gelirdik. Anlaşamazdık. Çatışırdık yani... Hoca (kendince) estetik sorunlarıyla ilgilenirdi. Bu konuda bazı çeviriler yapmıştı. Estetik kavramlarını ve bazı yazar isimlerini okunduğu gibi yazardı. Bu konuda anlaşamazdık mesela... Biz gençleri fazla “batıya angaje” bulurdu. Dostoyevski, Camus, Exupery okuduğumuz için eleştirirdi. Modern şiirden hazzetmezdi. Serbest şiir yazanları “şair” bile saymazdı. Kendine mahsus bir edebiyat ve dünya görüşü vardı. Bunun sürdürücüsü oldu. Değerli kitaplara, değerli makalelere imza attı. İlginç bir bilim-kurgu romanı yazdı. Ve
son derece fedakâr, cefakâr bir insandı.

Hocayla edebiyat ve estetik görüşü örtüşmeyen onlarca arkadaşımız, o gün cenaze törenindeydi. Ben şehir dışında olduğum için gidemedim. Orada bulunmayı çok isterdim. Ama “arkadaşlar” olarak hocayı hep saygıyla, minnetle ve rahmetle anacağız...

Bir şey daha:

İlginç fikirlere sahip olmak tecziye nedeniyse, son zamanlarda birtakım “ilginç” ve (hatta) “faşizan” görüşlere yataklık eden BirGün gazetesinin yaşaması gerekiyor.

Kaldı ki tüm BirGün müktesebatını toplasanız, Ali Nar hocanın tırnağı etmez.

Bu da bu şekilde “kayıtlara” geçsin!