Pensilvanya’yı sordum

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ABD Başkanı Donald Trump’ın daveti üzerine ABD’ye yapacağı ziyareti takip edecek gazeteciler arasında olduğumu öğrenince aklıma Twitter hesabımda sabitlediğim görüntü geldi. 

Twitter’da sabitlediğim görüntünün niye aklıma geldiğini anlatmadan evvel videonun hikâyesini yazayım: Fethullahçı Terör Örgütü’nün AK Parti hükûmetine yönelik yargı darbesi teşebbüsünün tam bir yıl sonrası, 2014 senesinin 15 Aralık akşamı. Dernekten çıkıp eve giderken içinde bulunduğum halk otobüsü FETÖ unsuru polisler tarafından durdurulmuş ve gözaltına alınmıştım. 28 Şubat darbesinden kalma bir dosya bahanesiyle de ertesi gün çıkarıldığım mahkeme tarafından tutuklanma... 

14 yıl sonra, 28 Şubat darbe günlerinden kalma bir dosya her ne olduysa birilerinin aklına gelmiş ve yıllar önce yerel mahkemenin verdiği hapis cezası Yargıtay tarafından onanmıştı. Anlaşılan FETÖ, Başkan Erdoğan’ı devirmek isterken bizim gibi düşmanları da ilk iş olarak etkisiz hale getirmek istiyordu. 

Mezkûr dava dosyası, 28 Şubat cuntasının beni ve aralarında 15 Temmuz şehidi Halil Kantarcı’nın da bulunduğu gönüldaşlarımı hapsettiği Bandırma Cezaevi’ne düzenlediği saldırıyla alâkalıydı. Cuntacılar kaldığımız koğuşlara günlerce gaz ve yangın bombaları atmışlar, bir arkadaşımızı katledip onlarcamızı da yaralamışlardı. Saldırıya uğrayan, diri diri yakılmak istenen, öldürülen bizlerdik ama yargılanan da biz olduk, ceza alan da; kendimizi diri diri yakmakla, öldürmek ve yaralamakla suçlandık ve hapis cezası yedik! 28 Şubat hukuku böyle bir şeydi… 

Cezaya itiraz etmiş, dosyayı Yargıtay’a taşımıştık. İtiraz üzerinden yıllar geçmiş ve açıkçası ben ve arkadaşlarım hayat gâilesi içinde davayı unutmuştuk. Biz unutmasına unutmuştuk ama FETÖ bizi hiç unutmamış olacak ki, 14 yıl sonra dosyayı Yargıtay'daki unsurlarının eliyle onattırıp hakkımızdaki hapis cezasını infaza verdi. 

İşte 2014 senesinde tutuklanmam bu dosyadandı. Tutuklanma kararı mahkemede yüzüme okunup cezaevine götürülmek üzere adliyeden çıkarılırken, “Haşhaşiler hesap verecek, Fetullah Gülen hesap verecek, Fetullah buraya gelecek” diye bağırmıştım. 6 aylık tutukluluk süresinden sonra yeniden yargılanmak üzere (ki yeniden yargılanma neticesi arkadaşlarımla birlikte beraat ettik) tahliye edildikten sonra, adliye çıkışı FETÖ hakkındaki sözlerimin yer aldığı adliye çıkışı videoyu Twitter hesabımda sabitlemiştim. 

Başkan Erdoğan’la ABD’ye gideceğimi öğrenince aklıma mezkûr videonun gelmesi bundandı. Beyaz Saray’a girmeden önce bizi karşılayan dostlara Pensilvanya’yı sordum. 4 saatlik bir mesafede olduğunu söylediler. “Vaktimiz olsaydı giderdik” deyince hep birlikte gülümsedik. FETÖ terör üssüne gidip terör lideriyle mülâkat talebinde bulunacaktım ama vaktimiz kısıtlıydı; hem vakit azdı hem de soracak sual çoktu! 

Heyette yer alan bir gazeteci arkadaşın “Senin Beyaz Saray’a gelmen ve senin bulunduğun bu yerde Başkan Erdoğan’ın Trump’tan Gülen’i istemesi şahsında onu alman gibi bir şeydi” demesi beni bir nebze de olsa teselli eden sözler oldu. 

5 sene önce söylediğim yerdeyim: Haşhaşiler hesap verecek, Fetullah Gülen hesap verecek, Fetullah buraya gelecek! 

Gelecek ve ben kendisiyle mülâkat yapacağım!..