Resul TOSUN
Resul TOSUN
rtosun@star.com.tr
Tüm Yazıları

PKK hâlâ aktif!

Suriye'nin kuzeyinden Akdeniz'e uzanan İsrail güdümlü bir yapılanmaya Türkiye ilk darbeyi yaptığı askeri operasyonlarla vurarak engelledi. Buradaki maşalar DEAŞ ve SDG idi.

Bu kez İsrail, Suriye'nin güneyinden başlayıp doğudan yukarı çıkarak Davud Koridoru adını verdiği bir yapıyı devreye soktu. Buradaki maşalar da Dürziler ve SDG idi.

Türkiye'nin de desteğiyle 29 Ocak itibarıyla bu senaryo da çöp oldu.

Böylece PKK terör örgütünün uzantısı olan PYD/YPG'nin Suriye Demokratik Güçleri(SDG) adıyla meşruiyet senaryosu da tarih oldu.

10 Mart 2025'ten bu yana imzaladığı anlaşmayı uygulamamakta direnmek bir yana, özerklikte ısrar eden SDG, 29 Ocak'ta entegrasyonu kerhen kabul etti. Kerhen diyorum çünkü kendi yayın organlarında böyle söylüyorlar.

Böylece Siyonist propagandanın etkisiyle sanki bölgenin en kalabalık halk desteğine sahip en güçlü askeri örgütüymüş havası basılan SDG'nin şişirilmiş bir balon olduğu ortaya çıktı.

Varılan mutabakat ile bütün hükümet kurumlarının Suriye devletinin kontrolüne geçecek olması, bütün gümrük ve hudut kapılarının Suriye hükümetine devredilmesi ve silahlı unsurların Suriye ordusuna entegresi SDG'nin öyle abartıldığı gibi bir güç olmadığının son müşahhas delilidir.

Her şeyden önce Kamışlı, Haseke ve Aynularab (Kobani) zannedildiği gibi tamamı Kürt nüfustan oluşan şehirler değil.

Ever Kürt nüfusun yoğun olduğu şehirler ama bu şehirlerde nüfusun tamamı değil ortalama olarak yarısının Kürt kökenli olduğunu bölgeyi tanıyanlar biliyorlar. Kaldı ki bütün Kürtler de PKK'lı değil!

SDG'nin işgal edip çekildiği diğer bölgelerde Arap nüfusu %75'e varan oranıyla baskın nüfus zaten.

Aslında gelinen noktayı İbni Haldun'un gözüyle değerlendirecek olursak, asabiyesi (destekleyici akraba veya halk) olmayan yönetimler bitmeye mahkûmdur. Deyruzzur ve Rakka'dan hemen çekilmelerinin temel sebebi asabiye eksikliğidir!

18 Ocak mutabakatının uygulama metni sayılan 29 Ocak mutabakatını kabul etmeleri de yeterince asabiyelerinin (destekçilerinin) bulunmamasıdır!

Asabiyenin eksikliğinin yanı sıra 'mühimmatsız, parasız ve en önemlisi stratejik derinliksiz kalan bir yapının, devletin düzenli ordusu karşısında direnme şansı kalmamıştır.'

29 Ocak mutabakatına göre SDG'nin Haseke ve Aynularab (Kobani)'deki kuvvetlerinin 4 tugay halinde Suriye ordusuna entegre edilmesi kayıt altına alınmış.

Bir tugayda ortalama 2 bin asker vardır. 4 tugay, taş çatlasa 10 bin asker eder.

Hani bunların 100 bin donanımlı eğitimli kuvvetleri vardı?

Olmadığını kendileri de biliyordu ama güvendikleri dağlara kar yağdığı için arazideki gerçekliği kabul etmek durumunda kaldılar.

29 Ocak mutabakatının kademeli uygulamasında bir aksaklık olmazsa -ki SDG 10 Mart mutabakatını da aynı şekilde kabul etmiş ama on ay oyalamıştı yine oyalayabilirler- yani askeri ve idari entegrasyon tamamlanırsa;

Suriye'nin kuzeydoğusu dâhil tüm toprakları merkezi yönetime bağlanacak,

Çatışma riski azalacak, azalacak diyorum çünkü PKK hâlâ aktif olarak faaliyet sürdürüyor ve eylemleri körükleyebilir!

Enerji kaynakları, sınır kapıları ve güvenlik yapıları tek elden (Şam yönetimi tarafından) yönetilecek,

Yerinden edilen kişilerin güvenli dönüşü sağlanacak,

Kürt kökenli Suriyeliler Esed döneminde mahrum kaldıkları tüm haklara kavuşacaklar.

Böylece SDG'nin varlık gerekçesi de ortadan kalkacaktır.

Gelinen nokta Terörsüz Türkiye ve Terörsüz Bölge hedeflerinin önündeki en önemli engellerden birinin kalktığının tezahürüdür.

Engellerden biri diyorum çünkü tek engel SDG değildi.

PKK hâlâ aktif. Bakın Diyarbakır Anneleri hâlâ evlatlarını bekliyorlar. PKK madem kendini feshetti ve silah bıraktı neden hâlâ o annelerin çocuklarını göndermiyor?

Türkiye'nin bundan sonra PKK'nın inleri olan Kandil ve Sincar'a odaklanması Terörsüz Bölge hedefi için kaçınılmazdır!

Terörsüz bölgenin önündeki en büyük engel de İsrail'deki terör devletidir. SDG'yi kışkırttıkları gibi Dürzileri de kışkırtıyorlar Nusayrileri de!

Özetle, 29 Ocak mutabakatıyla Suriye'nin doğusundaki terör yapılanması resmen sona ermiştir.

Kazananlar, devlet olarak Suriye ve Türkiye'dir.

Toplum olarak kazananlar ise Arabıyla Türküyle Kürdüyle tüm Suriyelilerdir.

Kaybedenler ise terör ve destekçileridir.

Ancak en büyük kaybeden durumundaki İsrail boş durmayacaktır. Terör eylemlerini teşvik edecek ve destekleyecektir. Şu anda Süveyda'da yaptıkları gibi.

O yüzden bu süreçte olması gereken iki şey var;

birincisi örgütün silahlı kanadı olan YPG'nin kendini feshetmesi,

ikincisi de siyasi kanadı olan PYD'nin -PYD'nin bir siyasi parti olarak siyaset yapması entegrasyonun bir parçası olabilir- demokratik siyasete entegre olarak terör eylemlerine karşı tavır almasıdır.

Aksi takdirde bölgeden terör haberleri gelmeye devam edecektir!

Netice itibarıyla başta yazdığım gibi Siyonizm'in büyük oyunu bozulmuştur.

Suriye'nin istikrarı Türkiye'nin istikrarıdır.

İnşallah İran üzerinde oynanan oyun da aynı şekilde bozulur.