
Suriye Ordusu'nun, 16 Ocak gecesi başlattığı harekât, Fırat Nehri'nin batısında, terör örgütü SDG/PYD/PKK'nın işgali şehirlerin altındaki şehirlerin kurtarılması ile sonuçlandı. 18 Ocak akşamı, 44 saatte 5 zafer elde edilmiş oldu.
Bu yazının yazıldığı sırada Fırat'ın doğusunda da Suriye Ordusu, kontrolü sağlama harekâtını sürdürüyor.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Suriye'nin kuzeyini işgal altında tutan silahlı unsurların provokasyonlarına rağmen emir komuta zinciri içinde hareket eden Suriye Ordusu, başarılı bir sınav vermiştir" dedi.
911 kilometrelik Türkiye-Suriye sınırının terörden temizleniyor olması, tüm sınır kapılarının Şam yönetiminin kontrolüne geçmesi, Türkiye'nin güvenliği açısından elbet çok önemli.
PKK, Suriye'nin kuzeyinde bir terör devleti kurma hayali için "100 bin savaşçımız var" diyordu.
Suriye Ordusu karşısında hiçbir varlık gösteremediler. Kaçarken, kilometrelerce uzunluktaki tünellere bile giremediler.
ABD ve İsrail'in kendilerini terk etmesi, terör örgütü için başka bir yıkım oldu.
Kandil'deki PKK elebaşları, yenilgi ve ortada bırakılma şaşkınlığı ile paniklediler, adeta travma yaşıyorlar.
Murat Karayılan, Batı'nın kendilerini kullanıp sattığını söyleyerek; ABD, İngiltere, Almanya ve Fransa'yı hedef aldı. "Siz Kürtlere müttefikiz dediniz. Şimdi ne oldu da müttefikinizi böyle bir saldırıyla yüz yüze bırakıyorsunuz? Bu yaptığınız riyakârlıktır" dedi.
Sahadaki SDG'lilerin, koalisyondan yardım istediğini ancak iki gündür cevap alamadıklarını belirterek, "verilen sözlerin bir anlamı yokmuş" diye de ekledi...
PKK/KCK Yürütme Konseyi Üyesi Karasu, Terörle mücadeleyi "Kürtsüzleştirme" yalanıyla çarpıtarak Türkiye'deki vatandaşları ve Kürt gençlerini ayaklanmaya çağırdı.
Kimyası bozulan, panikleyen sadece PKK elebaşları değildi.
DEM Parti yöneticileri de zıvanadan çıktılar. Dün partilerinin Grup Toplantısını Nusaybin'de Suriye sınırında yapan DEM'liler, milletimizin nasırına basıp açık provokasyona yeltendiler.
Grup konuşmasını ilk olarak Eş Genel Başkan Tülay Hatimoğulları yaptı.
"Rojava'daki katliamın sorumluluğu; Şara yönetimi, IŞİD ve onları destekleyen uluslararası güçlerdedir" dedi.
Hala bir umut besledikleri için ABD'ye karşı temkinli bir dil kullanarak "uluslararası güç" ifadesini tercih etti.
Diğer Eş Genel Başkan Tuncer Bakırhan çok sinirliydi.
"Kuzeydoğu Suriye'de bir katliam var. Kuzeydoğu Suriye'de bir soykırım var. Rojava'da Kürtler tek, dünya bir olmuş Kürtlere düşmanlık yapıyor, soykırım yapıyor" dedi.
Hani dünya sizi destekliyordu?
Hani ABD size binlerce TIR silah veriyor, eğitiyordu?
Şimdi Suriye rejimini suçlarken, "asıl suçlu onun arkasındaki o sahtekâr, o ikiyüzlü güçlerdir" diyorsun.
Tuncer Bakırhan'ın haddini gerçekten aştığı bir lafı var ki, içindeki bütün kini dışa vuruyor.
"Kuzey Kıbrıs'taki Türklere devlet, Kürtlere statüsüzlük, kimliksiz diyen herkes riyakârdır, Kürt düşmanıdır" herzesini yedi.
Kıbrıs Türk'ü, EOKA'cı Rum çetelerine karşı vatanlarını savunarak devleti hak ettiler.
Siz ise Türkiye'de binlerce askerimizi, emniyet güçlerimizi, masum vatandaşlarımızı katlederek, vatanımızı parçalama ihanetine ve ayrı devlet kurma hayaline saplandınız...
Ham hayalleriniz, milletimizin Çanakkale ruhuna ve Türkiye'nin gücüne çarpınca şimdi Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Devlet Bahçeli'yi suçluyorsunuz. Cumhurbaşkanı Erdoğan ise milletimizin hislerine tercüman oluyor:
"Tercihini bizden yana kullanan yaklaşık 28 milyon kardeşimizin yanı sıra, sandığa iradesini farklı şekilde yansıtan vatandaşlarımız da Türkiye'nin kaptan köşkünde bizlerin olmasından dolayı hamdediyor. Coğrafyamızı kuşatan krizlere baktığında kendini güvende hissediyor. Bugün bir kez daha itimatları, teveccühleri, özellikle de hayır duaları için 86 milyonun tamamına teşekkür ediyorum."