Mustafa KARTOĞLU
Mustafa KARTOĞLU
mkartoglu@stargazete.com
Yazarın Sayfası

Propaganda değil, siyasi tarih müzesi

11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, memleketi Kayseri’de kendi adını taşıyan üniversitenin kütüphane ve müze bölümünün açılışını dün Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile birlikte yaptı.

Açılıştan önce, aralarında benim de bulunduğum 5 gazeteciyi ağırlayan Gül, projenin hikayesini  ve amacını anlattı.

“Dünyanın pek çok yerini gezdim ve özellikle müzeler ve kütüphaneler uğrak yerim oldu. Amerika’da başkanlık kütüphaneleri çok ilgimi çekmişti. Cumhurbaşkanlığım sonrasında da bu projeyi gündeme aldık. 

Burada eski Sümerbank bez fabrikası vardı, Sümerbank kapanınca harabe halde kalmıştı. Burayı bir siyasi tarih müzesi ve bir cumhurbaşkanlığı kütüphanesi haline getirme fikrini Prof. Hasan Bülent Kahraman hayata geçirdi; restorasyon mimarisini Emre Arolat, yapımını da Rönesans İnşaat üstlendi.”

Gül’ün gözünden yakın tarih: Müze, Cumhuriyet’in kuruluşundan itibaren on yıllar halinde yakın tarihi görsel ve işitsel olarak anlatan bir siyasi tarih müzesi. Dönemlerinin siyasi aktörlerinin ve darbelerin arşiv görüntülerini izleyebiliyor, Türkçe ve İngilizce özet metinlerini okuyabiliyor, gerektiğinde sisteme bağlı tablet bilgisayarlar üzerinden daha derinlemesine bilgilere erişebiliyorsunuz. 

Bu sadece bir görsel ve işitsel sunum değil, aynı zamanda yakın siyasi tarihin çok geniş bir arşivi. 

Müzeye bir bölüm daha eklenecek; 15 Temmuz. 

Müzede, Kurtuluş Savaşı’nı veren kahramanların alın terini taşıyan kalpaktan, Amerikan yardımı olarak gönderilen süttozu kutularına kadar dönemlerini simgeleyen pek çok eşya da  sergileniyor. 

Gül, cumhurbaşkanlığı döneminde çeşitli ülkelerden kendisine hediye edilen değerli eşya, nişan ve ödülleri de bağışlamış, sergileniyor.

Özetle; görseller, eşya, kitaplar, gazete kupürleri, siyasi hayatından önemli kareler ve konuşmalarından sözlerinden yapılmış alıntılarla Gül’ün düşüncelerini ve siyaset tarzını yansıtan bir müze amaçlanmış ve bu başarılmış. 

Hasan Bülent Kahraman, “Dünyadaki pek çok müzeyi, Amerika’daki başkanlık müzelerini gezdim, araştırdım” dedi sohbetimizde.  Benim gördüğüm, bundan sonra dünyanın herhangi bir yerinde devlet başkanlığı müzesi kurmayı düşünenler Kayseri’ye de gelecekler.

Kütüphanede ise şimdilik 18.000 kitap var. Tam adıyla Cumhurbaşkanlığı Abdullah Gül Müze ve Kütüphanesi. Yani cumhurbaşkanlığı şemsiyesi altında. Hem Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ndeki kütüphaneye hem de uluslarası kitap ödünç alıp verme sistemine dahil edilmiş. Kütüphane yeni kitaplar ve süreli yayınlarla daha da zenginleştirilecek.

Hedefim öğrenciler: Gül, bana göre, hayalini iki cümleyle özetledi: “Canlı bir kültür sanat merkezi olsun, gençlere ilham kaynağı olsun istiyorum; bir propaganda merkezi değil. 

Siyasete girmek isteyen gençleri burada görmek isterim en çok; özellikle de öğrencileri.”

Siyasi yorum da yok, sakal da...

 Sohbetimiz sırasında Gül, ‘siyasi soru’ denemesini ise başarıyla savuşturdu. “Nasıl görüyorsunuz”a “Bunu başka bir vesileyle konuşalım, şimdi kütüphane ve müze konumuz” cevabını verdi. Sadece şunu ekledi: “Aktif siyasetin içinde değilim, sadece düşüncelerimle katkı yapmaya çalışıyorum, konferanslarla... Sayın Cumhurbaşkanımız ve Sayın Başbakanımıza da aktarıyorum elbette.” Müzeyi gezerken İngiltere’de okuduğu günlerde çekilmiş sakallı bir fotoğrafını gösterdim, “Tekrar bırakmayı düşünür müsünüz” diye sordum. Gülümsedi, “O dönem öyleydi” demekle yetindi.

‘NASIL CUMHURBAŞKANI OLURUM’ OYUNU

‘Ben oynamadım, ya kaybedersem!’

Müzenin enteresan bir bölümü de interaktif bilgisayar oyunu; Gül’ün deyimi ile “Nasıl cumhurbaşkanı olurum” oyunu. Burada halkın beklentilerini, taleplerini, onları karşılayacak hizmetleri görüyor ve  devleti yıpratmadan, ekonomiyi bozmadan karşılamaya çalışıyorsunuz. Karşılayabildiğiniz ölçüde de siyasi popülarite kazanıyor ve  cumhurbaşkanlığına yaklaşıyorsunuz. 

11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, oyundan söz ederken, gülümseyerek “Çok beğendim ama ben hiç oynamadım” dedi; “Ya kazanamazsam?!”