Coşkun BAŞBUĞ
Coşkun BAŞBUĞ
coskun.basbug@star.com.tr
Tüm Yazıları

Püf noktası

Trump 29 Aralık 2025 tarihinde Florida'daki özel konutunda Netanyahu ile beşinci kez bir araya geldi.

Epeydir bu görüşmenin yapılacağı konuşuluyordu ancak gün saat belli değildi. Sonunda o da belirlendi ve ikisi bir araya geldi.

Görüşmenin gündeminde dünyanın yakından takip ettiği önemli konular vardı. Bu konular içinde Filistin-Gazze, Suriye, İran, Lübnan öne çıkan başlıklardı.

Esasında bu konuların her biri başlı başına kitap konusu, her biri kendi başına dünya meselesi ve bunların her biri tek başına savaşlara sebep olabilecek boyutta tehlikeli konular.

Aynı zamanda bu konuların her biri 2026 da dünyayı ciddi manada meşgul edecek konular.

Türkiye Açısından...

Görüşmeyi en yakın takip eden ülkeler içinde Türkiye başı çekiyordu.

Bu ilgi boşuna değildi çünkü görüşmede Türkiye'yi ilgilendiren iki kritik başlık vardı,

Filistin ve Suriye.

Elbette İran ve Lübnan ile ilgili konularda Türkiye'yi yakından ilgilendiriyordu ama bir Filistin ya da Suriye kadar değil.

Malum Ankara uzunca bir süredir Gazze ve Suriye ile ilgili konuları sürekli mercek altında tutuyor.

Çünkü özellikle Suriye'de olan olaylar Türkiye'yi çok yakından ilgilendiriyor. Orada yaşanan her türlü olay doğrudan ya da dolaylı olarak Türkiye'de etkileri hissediliyor.

Gazze ne alaka diyenlere cevabı hatırlarsınız geçtiğimiz aylarda Erdoğan vermişti;

"Anadolu'nun savunmasının Gazze'den başladığını göremeyecek kadar kör müsünüz"

Türkiye şu an için daha çok bu iki konu üzerinden meseleye yoğunlaşıyor, bu iki konu üzerinden görüşmeyi yakından takip ediyor.

Hedef Türkiye...

Görüşmede konuşulacak konu başlıkları çok gibi görünse de aslında bu ziyaretin ana konusu, görüşmede üzerinde en çok hesap yapılacak olan ülke yazının başında da belirttiğim gibi kesinlikle Türkiye.

Peki neden?

İsrail Terör Örgütü (İTÖ) her şekilde Türkiye ile karşılaşmak, Türkiye ile yüzleşmek durumunda kaldı da ondan.

Katil İTÖ nereye giderse gitsin, nereye el atarsa atsın karşısında Türkiye'yi buluyor.

İşte bu nedenden dolayı Katil İTÖ her şer işin, her şer planın karşısında en büyük engel Türkiye'yi görüyor.

Bu nedenlerden dolayı eğer İTÖ olarak görüşmelerde Türkiye'yi ana konu yapıyorsan Suriye ve Filistin konusunu da mutlaka görüşmenin ana gündem maddesi yapmak zorundasın.

Suriye ve Filistin'de bir takım kirli hesapların varsa Türkiye'yi mutlaka dikkate almak zorundasın.

İşte tüm bu nedenlerden dolayı Trump ile Netanyahu arasında yapılan görüşmelerde ana konu Türkiye, Suriye ve Filistin oldu.

Korkulan Sorular...

Netanyahu'nun Trump'la yapacağı görüşmede uykularını kaçıran iki kritik konu ve iki kritik soru vardı.

Bu konular ve bu sorular tahmin ettiğiniz gibi Suriye ve Filistin ile ilgili olanlardı.

Uyku kaçıran konu, kâbus gösteren sorular ise şunlardı;

Türk Askeri Gazze'ye girecek mi?

Suriye'de SDG'ye yönelik bir askeri operasyon ya da harekât olacak mı?

Bu sorular İsrail'in, hele hele Netanyahu denilen katilîn asla duymak istemediği, en korktuğu sorulardı.

Ancak ne demiş atalar, korkunun ecele faydası yok.

Netanyahu'nun korktuğu başına geldi ve iki gazeteci birbiri ardına o kâbus soruları sıralayıverdi.

Gazeteci lafı eğip bükmeden çok net sordu;

"Türk Askeri Gazze'ye girecek mi?"

Trump'ın bu soruya verdiği cevap katil Netanyahu'ya soğuk duş etkisi yaptırdı.

"Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı çok iyi tanıyorum. Kendisi benim çok iyi bir dostum. Ona saygı duyuyorum. Bibi (Netanyahu) de ona saygı duyuyor. Aralarında bir sorun çıkmayacak. Bir sorun yaşamayacağız."

Bu cevap anlayana en kibar haliyle "ben bu konuya sıcak bakıyorum, onun için didişme" demekti.

Trump'ın cevabı karşısında Netanyahu'nun olmayan yüzünün gerim gerim gerildiği kameralardan kaçmadı.

İkinci Soğuk Duş...

Netanyahu'ya ikinci soğuk duşu yaşatan ise bir diğer gazetecinin sorduğu soruydu.

"İsrail'in Suriye ile ilişkileri nasıl olacak?"

Trump'ın bu soruya verdiği cevap Katil Netanyahu'ya verilen bir diğer ayar cevaptı.

"Suriye'nin yeni Cumhurbaşkanına (Şara) saygı duyuyorum, kendisi güçlü biri. Suriye'nin şu anda ihtiyacı olan da bu. İsrail'in onunla iyi geçinmesini umuyorum."

Trump bu cevapla anlayana Suriye ile de didişme, SDG denilen yapının da arkasında durma demek istedi.

Benim gibi konuları yakından takip edenler Netanyahu'nun olmayan yüzünün bir kere daha gerildiğini net olarak gördüler.

İhtiyatlı İyimserlik...

Ben Trump'ın yaptığı açıklamalarda Türkiye ile örtüşen bir siyaset güttüğü ve söylemlerinde samimi ve iyi niyetli olduğu kanaatindeyim.

Elbette Trump'ın bu sözlerine bakıp her yeri güllük gülistanlık göstermek de doğru değil.

Ancak nasıl ki bu sözlere çok anlam yüklemek doğru değilse yine aynı sözlere bakıp "Trump İsrail'e destek verdi, Türkiye'yi dışladı" demek de doğru değil.

Bekleyeceğiz ve hep birlikte göreceğiz...

Bu konuda ihtiyarlı iyimseriz.

Püf Noktası...

Esas tüm bunlardan çok daha önemlisi, işin püf noktası olan atladığımız bir husus var.

Türkiye bu gelişmelere bakıp da,

Türkiye gelişmelere tepki verirken Amerika acep ne der ki diyerek pozisyon alan bir ülke değil ki...

Türkiye gelişmelere tepki verirken Avrupa acep ne der ki diyerek pozisyon alan bir ülke değil ki...

Türkiye kendine bağımsız politikalarını belirleyen ve bunu da sonuna kadar uygulayan bağımsız bir ülke.

İspatı yakın zamanda yaptığımız Fırat Kalkanı, Zeytin Dalı, Barış Pınarı gibi harekâtlar...

O günlerde bugünkünden çok daha gergin ve gerilimli bir süreç vardı. Türkiye hiçbirine bakmadan yıktı geçti.

Yanıma gelirsen yürür giderim, karşıma geçersen yıkar geçerim.