
Hayırlı Ramazanlar. Oruçlarımız makbul, dualarımız kabul olsun.
Bugün iki konudan söz edeceğim.
İlk bakışta birbirinden bağımsız gibi duran ama aslında aynı fotoğrafın iki karesini oluşturan iki başlık...
Birincisi Terörsüz Türkiye Raporu,
İkincisi ise AK Parti Güneydoğu Anadolu Bölge Teşkilat Toplantısı.
Biri Meclis'te ortaya çıkan siyasal mutabakatı gösteriyor, diğeri sahadaki nabzı.
Ve bu ikisi birlikte okunduğunda ortaya "yeni dönem siyaseti" çıkıyor.
47 "EVET" NE DEMEK?
Komisyon raporu dün yayınlandı.
Artık içerik herkesin malumu.
Ancak asıl dikkat edilmesi gereken şey metnin satır araları değil, oylama sonucu.
47 "evet" oyu...
Bunu 600 sandalyeli Meclis'e tatbik ettiğinizde raporun 546 milletvekilini temsil ettiği görülüyor. Bu oran, teknik olarak bir yasa değil belki; ama siyaseten bir anayasal mutabakat zeminine işaret ediyor.
Evet, hukuken bir tavsiye metni.
Ama siyaseten bir taahhüt metni.
Bir yol haritası.
Hatta "yeni siyaset" döneminin en güçlü referanslarından biri.
MUTABAKAT SAHAYA İNMİŞ Mİ?
Elbette makul eleştiriler var. Olmalı da.
Ancak Türkiye'nin savunma gücüyle tasfiyeye zorladığı bir yapının kalıcı biçimde ortadan kaldırılmasına yönelik yaklaşımı bütünüyle reddetmek, meseleyi eksik okumaktır.
Her şey herkesin içine sinmeyebilir. Ama devlet aklı dediğimiz şey, ateş çemberinin ortasında makul politika üretme kapasitesidir.
Bazı siyasetçiler "taban memnun değil" diyor.
Ben aynı kanaatte değilim.
Bunu rapor yayınlanmadan hemen önce katıldığım bir toplantıda bir kez daha gözlemledim. Geçtiğimiz hafta sonu Gaziantep'te gerçekleştirilen AK Parti Güneydoğu Anadolu Bölge Teşkilat Toplantısı'ndan söz ediyorum.
"HERKES ALKIŞLIYOR" ZANNETMEYİN
"AK Partili toplantı, elbette itiraz olmaz" diye düşünebilirsiniz.
Ama tablo öyle değil.
Bir süredir teşkilat çalışmalarını yakından takip ediyorum.
Sanki yarın seçim varmış gibi bir canlılık var.
Ve daha önemlisi: Dinleme kültürü var.
Toplantı formatı klasik bir sunum zinciri değil.
İlk gün konuşmalar ve sunumlar var.
İkinci gün ise çalıştay sonuçları ele alınıyor.
Çerçeve çiziliyor ve il il gündemlere geçiliyor.
İl başkanları, il teşkilat başkanları mutlaka söz alıyor.
Bazen ilçe başkanlarına doğrudan soru yöneltiliyor.
Konuşmak isteyen söz alabiliyor.
Basına kapalı bölümlerde eleştiri dozu daha da artıyor.
İyiyi ve doğruyu arayan, sorgulayıcı bir zemin var.
Ve dikkat çekici olan şu:
Eleştiriler not ediliyor, çözüm için geçici komisyonlar oluşturuluyor.
Bu yaklaşımın izdüşümü Genel Merkez'de de hissediliyor.
İŞİN KALBİ: ÇALIŞTAY
Bence toplantıların en kritik kısmı çalıştay bölümü.
Katılımcılar 12-13 kişilik gruplara ayrılıyor.
Her masada bir yönetici, bir raportör var.
Sorular net:
Verimliliği nasıl artırabiliriz?
Toplantıların niteliği yeterli mi?
Üye çalışması ne durumda?
Sandık bazlı organizasyonda neredeyiz?
İl ve ilçe başkanları açıkça konuşuyor.
Genel Merkez, ilçenin fotoğrafını doğrudan görüyor.
Aynı zamanda teşkilatlar arasında bir farkındalık ve tecrübe aktarımı oluşuyor.
Bu yöntem, sadece rapor üretmiyor; zihinsel bir eşik de oluşturuyor.
YENİ DÖNEMİN MERKEZİ: MAHALLE
Teşkilat Başkanı Sayın Ahmet Büyükgümüş'ün çizdiği perspektifin merkezinde net bir odak var: Mahalle.
Yeni dönemin anahtar kavramı mahalle teşkilatlanmasının restorasyonu.
Mahalle ikna edilir ve canlı tutulursa ilçede hareket başlar.
İlçeden ile, ilden ülkeye yayılan bir dalga oluşur.
Buna sandık bazlı organizasyon kabiliyeti ve dijital alanda güçlenme eklendiğinde tablo tamamlanıyor.
Görünen o ki yakın zamanda sahada daha görünür, daha organize bir yapı ortaya çıkacak.
Sayın Büyükgümüş başkanlığında genç ve tecrübeli, ne yaptığını bilen bir ekip var.
Ve ciddi bir hazırlık yapılıyor.
ORTAK KANAAT
Toplantı sonrası birçok teşkilat yetkilisiyle konuştum.
Terörsüz Türkiye süreci öncesi ve sonrası sahayı kıyaslıyorlar.
Şöyle diyorlar:
"Bu süreç bize kendimizi daha rahat anlatma, gidemediğimiz yerlere gitme imkânı sağlayacak."
Bu yalnızca bir parti için değil, tüm siyaset için geçerli.
Bir normalleşme alanı açılıyor.
Belki de on yıl sonrasının siyasetini bugünden okumak gerekiyor.
Meclis'te oluşan mutabakat ile sahadaki hareketlilik birleştiğinde ortaya çıkan tablo şu:
Türkiye yeni bir siyasal evreye giriyor.