
Suriye sahasında uzun yıllardır devam eden parçalanmışlık, vekâlet savaşları ve fiilî bölünmeler, ilk kez bu denli kapsamlı ve koşulsuz bir entegrasyon metniyle karşı karşıya. Suriye Arap Cumhuriyeti ile SDG arasında, Suriye ordusunun sahadaki belirleyici üstünlüğü sonrasında ortaya çıkan "Ateşkes ve Tam Entegrasyon Anlaşması", yalnızca askerî bir mutabakat değil; aynı zamanda Suriye'nin üniter devlet yapısına evrilmesi yolunda stratejik bir dönüm noktasıdır.
Metnin ilk maddesinde yer alan derhal ve kapsamlı ateşkes ilanı, çatışmanın fiilen sona erdirildiğini tescil ederken; SDG unsurlarının Fırat'ın doğusuna çekilmesi, silahlı özerklik arayışının sona erdiğini göstermektedir. Bu, sahadaki çok başlı güvenlik yapılarının tasfiyesine yönelik açık bir adımdır.
SDG DOSYASI KAPANIYOR, SURİYE YENİDEN BİRLEŞİYOR
Takip eden maddelerle Deyrizor, Rakka ve Haseke vilayetlerinin idari ve sivil kurumlarıyla birlikte Şam'a devri, devlet egemenliğinin ülke genelinde yeniden tesis edilmesi anlamına gelmektedir. Özellikle mevcut personelin devlet kadrolarına entegre edilmesi, uzlaşmacı ve kapsayıcı bir devlet refleksinin öne çıktığını göstermektedir. Bu yaklaşım, iç savaş sonrası normalleşmenin temel şartlarından biridir.
Sınır kapıları ile petrol ve gaz sahalarının merkezi hükümetin denetimine geçmesi ise yalnızca güvenlik değil, ekonomik egemenlik açısından da kritik önemdedir. Devletin doğal kaynaklar üzerindeki kontrolünü yeniden sağlaması, terör ekonomisinin ve silahlı yapıların finansmanının sonlanmasına hizmet etmektedir. Üniter devletin olmazsa olmazı, mali ve enerji egemenliğidir.
Beşinci madde, SDG mensuplarının bireysel olarak Savunma ve İçişleri Bakanlıklarına entegre edilmesini öngörerek, kolektif silahlı yapıları ortadan kaldırmayı hedeflemektedir. Rütbe ve hakların korunması, entegrasyonun cezalandırıcı değil dönüştürücü bir çerçevede ele alındığını göstermektedir. "Kürt bölgelerinin özel statüsünün muhafazası" ifadesi ise kültürel ve idari hassasiyetlerin tanındığı, ancak siyasi ayrışmaya izin verilmeyen bir formülü işaret etmektedir.
GÜÇ YOLUYLA UZLAŞMA
PKK bağlantılı Suriye vatandaşı olmayan unsurların ülke dışına çıkarılması taahhüdü, Suriye'nin terörle arasına net bir mesafe koyduğunu ve komşu ülkelerin güvenliğini önceleyen bir yaklaşım benimsediğini ortaya koymaktadır. Bu madde, özellikle Türkiye başta olmak üzere bölgesel aktörler açısından ciddi bir güven artırıcı unsur niteliğindedir.
DEAŞ dosyasının tamamen Şam yönetimine devredilmesi ve Suriye'nin bu konuda uluslararası koalisyonla, özellikle ABD ile koordinasyonu sürdürme iradesi, Suriye devletinin "meşru ve sorumlu aktör" olarak konumlanma çabasını yansıtmaktadır. Terörle mücadelede devlet dışı aktörlerin dönemi kapanmaktadır.
PARÇALI GÜVENLİKTEN MERKEZİ OTORİTEYE
Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle Kürt ve Süryani kültürel haklarının tanınması, mülkiyet iadeleri ve kayıp dosyalarının ele alınması ise entegrasyonun yalnızca güvenlik değil, toplumsal barış boyutunu da kapsadığını göstermektedir.
Sonuç olarak bu mutabakat, silahlı özerklikten siyasi bütünlüğe, parçalanmış güvenlikten merkezi devlete, terörle iç içe geçmiş yapılardan meşru kurumsallığa geçişi simgelemektedir. Tüm eksikliklerine rağmen bu metin, terörün olmadığı, üniter ve egemen bir Suriye'ye doğru atılmış en somut ve geri dönülmesi zor adımlardan biri olarak tarihe geçmeye adaydır.
Suriye'de artık silahların değil, devletin konuştuğu bir dönemin kapısı aralanmaktadır.