Nuh ALBAYRAK
Nuh ALBAYRAK
nuhalbayrak@star.com.tr
Tüm Yazıları

Sarıkamış'tan Tehcir'e...

Aralık hüzünlü bir aydır biraz, Sarıkamış'ı hatırlatır. "Sarıkamış İttihatçı hırsının eseri, tehcir ise Sarıkamış'ın ürünüdür" demiştik. "Devlet Yıkan Tefrikalar" kitabımızın bir bölümünde . Bu tespitimizin nedenlerini şöyle açıklayabiliriz:

İttihatçılar, asıl meslekleri olan askerî konularda bile isabetli karar veremiyorlardı. Masa başından yayınladıkları her emrin, cephede hemen gerçekleşeceğini zannediyorlardı. 15 Aralık 1914 tarihinde Doğu Cephesindeki Köprüköy'de bulunan ordu karargâhına giden Enver Paşa, kış ortasında taarruz talimatını yerine getirmeyen ve aynı zamanda Harbiye'den hocası olan 3. Ordu Komutanı Hasan İzzet Paşa'nın "Etrafı görüyorsunuz. Kış bastırmıştır. Burada; bu şartlarda bir ordu hareketi iyi netice vermez. Yollar müsait hale gelince düşmanı imha için hareket edeceğim" cevabına çok sinirlenmiş, "Hocam olmasaydın seni idam ettirirdim" demişti. Bu gözü dönmüşlük karşısında hiçbir şey söyleyemeyen İzzet Paşa, 18 Aralık'ta Enver Paşa'ya gönderdiği bir telgrafla istifa etmek zorunda kalmıştı. Sevk ve idareyi bizzat devralan Enver Paşa, kâğıt üzerinde her şeyi mükemmel şekilde anlatmış, kışlık giyeceği hatta ayakkabısı bile olmayan askerlere, "Çarığınız, paltonuz olmadığını biliyorum ama Kafkasya'ya ulaşınca nimetlere kavuşacaksınız" diyerek aklınca moral verip işi bitirmişti!

Enver Paşa 19 Aralık'ta "taarruz" emrini imzalamıştı... Harekât 22 Aralık'ta başlayacaktı. Ancak, plân yaptığı haritada minik çizgilerle gösterilen yalçın dağlar metrelerce yükseklikte karla kaplıydı. Emri veren paşanın, kışın en sert ve acımasız olduğu günlerde bu dağların nasıl aşılacağı hakkında hiçbir fikri yoktu. Nitekim harekâtla birlikte şiddetli tipi de başlamış, yoğun kar yağışı günlerce devam etmişti. -25 dereceye düşen ayazda ilerlemek imkânsız hale gelmişti. Akla ziyan emirler yüzünden aklını kaybeden askerler zangır zangır titriyor, kucakladıkları kar kütlesini kemirerek öfkesini izhar ediyordu! Bir günde 10 binden fazla asker kar altında kalarak can vermişti. 28 Aralık günü Sarıkamış'a ulaşan aç ve perişan askerin sayısı 5 bini bile bulmuyordu. 55 bin mücahidin büyük bölümü donarak, az bir kısmı da çarpışmalarda şehit olmuştu. Sarıkamış'a ulaşanları da Ruslar, uzun menzilli top atışlarıyla kırmaya başlamışlardı. Felâketi bütün çıplaklığıyla gören Enver Paşa, orada daha fazla kalmanın kendisi için tehlikeli olacağını düşünerek, komutayı "Bu işi yaparız" şeklinde rapor veren ucuz kahraman Hafız Hakkı Paşa'ya bırakarak Erzurum'a kaçmıştı!

Nasıl bir karakter eseridir bilinmez, 80 binden fazla askerimiz, onun ihtirası ve cehaleti sebebiyle beyhûde kırılmıştı. Ama o 1915'in ilk günlerinde özel tren ve büyük bir şatafatla İstanbul'a dönmüş, kahramanlara mahsus gururu, kendisini karşılayan İttihatçıları bile şaşırtmıştı. Çıldırtan bir umursamazlıkla, "Gittik, gördük, saldırdık, geri döndük" demişti. Bu da yetmemiş, İstanbul'da şenlikler yapılmış, havaî fişek gösterileri düzenlenmiş, ziyafetler verilmişti.

Oysa bu gafletin faturası çok ağır olacaktı.