
Siyasi bir sorumluluğu olmadığı, devletin ve milletin menfaatlerini gözetmek görevi dolayısıyla temkin ve tedbir makamında bulunmadığı halde Trump'ın keyfi öyle istediği için Maduro'nun haydutça bir operasyonla yatağından alınarak derdest edilmesini coşkuyla karşılayan meslektaşlarımız var. Bu coşkuyu anlamak zor!
Akılları sıra Maduro'nın meşruiyetini sorguluyorlar. ABD'nin haydutluğu olmasa, sair zamanda konuşabileceğimiz başlıklar yok değil. Ki o konuları da Venezuela'nın petrolünü millileştirme kararından sonra ABD'nin bu ülkeye uyguladığı ambargoya değinmeden konuşamayız.
Tuhaf haller vesselam!
Esed için kurmadıkları cümleleri Maduro için kuranlar var. "Seçimlere şaibe karışmışmış, meşru bir devlet başkanı değilmişmiş". Maduro'ya müstahak demeye getiriyorlar. Demokrasi ve seçim işlerinin ABD ve Batı bloku tarafından nasıl keyfi değerlendirildiğini bilmiyorlarmış gibi.
ABD'nin, darbeyle yönetime el koyup halkın üzerine ateş açma emri vermiş Sisi'yi işbaşında tutabilmek için nasıl desteklediğini, Körfez'deki monarkları paraları için el üstünde tuttuğunu bilmesek Maduro'nun gayrimeşru ilan edilmesini bir nebze anlayacağız. Ayrıca gayrimeşru ise bile; bu ABD'ye Venezuela'ya ve kaynaklarına çökme hakkı mı veriyor ki Maduro'nun meşruiyeti üzerinden Trump'ın haydutluğunu alkışlıyorsunuz.
Bir de kendisinin genel başkanlığı bile şaibeli iken önce Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Maduro'ya sahip çıkmadığını diline dolayıp, "bu ne vefasızlık" türünden gevelemelerle pirim yapmaya çalışan, bu tutmayınca, daha vahimi Cumhurbaşkanı'na "Bu fotoğrafa iyi bak Erdoğan" diyerek Maduro'nun akıbetini misal göstermeye kalkan zübük tıynetli muhalefete şaşırıyoruz.
Öylesine acul bir davranış ki yaptığı CHP'li gazetecilere bile "yok artık" dedirtti. Ama bugün Özgür Özel'in yaptığından utanan kimi muhalifler, çok eski değil 9-10 sene önce, Erdoğan'ın darbe ile alaşağı edilme ihtimalini sevmiş, kızım sana diyorum gelinim sen işit kabilinden Mursi'ye yapılan darbeyi "yüzde 52 ile gelmişti" manşetiyle haberleştirerek Erdoğan'a ayar vermeye kalkmıştı.
FETÖ'cülerin marifetiyle Tayyip Erdoğan'ın hapse atılacağı günü dört gözle bekliyorlardı. Dolayısıyla Özgür Özel'in şuursuzluğuna şaşırıyoruz ama daha önce hiç bu denli fahiş hatalar yapmadıklarından değil şaşkınlığımız. İnsan hiç mi ders almaz, hiç mi taş üstüne taş koymaz diyerek şaşırıyoruz.
Muhalefetimizin dünyadan haberi yok. Millet ülkeyi emanet etmemekte haksız değil. Dünya kurtlar sofrası olmuş, böyle bir ahval ve şerait altında milletin menfaatlerini, ülkenin selametini tehlikeye atmaktan kaçınan temkinli tavırları anlamak ve desteklemek yerine provokasyon dili kullanan Özgür Özel'in bu yaptıklarının muhalefete de zerre miktar faydası yok. Bunu fark etmemesi ise ayrı bir zavallılık.
Paylaşım savaşlarının miadı doldu zannediyorduk; dünya bundan böyle egemenlik devriyle sonuçlanan savaşlara sahne olmaz diyorduk. Şimdilerde tam olarak ne yaşadığımı ve neler yaşayacağımızı bilmediğimiz bir tedirginlik ve belirsizlik içindeyiz. Trump'ın Rusya yapıyor, İsrail yapıyor ben neden yapmayayım diyerek başladığı bu eşkıyalık nerede duracak belli değil. Bu şartlar altında bizim gibi ülkelerin iç huzurunun sağlam olması çok önemli. Sorunlarını hale yola sokması hayati.
Muhalefetimiz ise Türkiye'nin hayati konularına kayıtsızlığı ve şuursuzluğu ile maalesef hiç güven vermiyor.