Hasan Hüseyin ÖZ
Hasan Hüseyin ÖZ
hasan.oz@star.com.tr
Tüm Yazıları

Savaşın anatomisi

Kırk yıllık söylem gerçeğe dönüştü. İran ile ABD-İsrail hattı arasındaki gerilim uzun yıllardır tehditler, yaptırımlar ve vekâlet çatışmaları üzerinden yürüyordu. Bu kez ise doğrudan askeri saldırıyla yeni bir evreye girdi. Son bir haftadır ortalık ateş denizine döndü. Ben her zamanki tezimi tekrarlamış olayım, artık savaş bitirebilecek ve düzen kurabilecek güç yok dünyada.

Üstelik ABD İsrail ikilisi diplomasiyi de bir imkan olmaktan çıkardı. Zira, ilk saldırı müzakereler devam ederken yapıldı. Arabulucu Umman, tarafların bir anlaşmaya yaklaştığını açıklamıştı. İran'ın nükleer programı üzerinde sıkı uluslararası denetimi kabul etmeye hazır olduğu konuşuluyordu.

Karar ne ABD Kongresi tarafından onaylandı ne de uluslararası bir kurumdan yetki aldı. Karar Washington'da verildi. Ama sonuçlarını tüm bölge ve hatta dünya ekonomisi yaşıyor.

Savaşın başlarında Donald Trump ve ekibi operasyonun kısa süreceğini söyledi. Önce birkaç gün denildi. Ardından dört hafta konuşuldu. Bugün ise çatışmanın aylar sürebileceği konuşuluyor. Bu coğrafyada yaşayan herkes bunun ne anlama geldiğini bilir: savaşlar hızlı başlar ama kolay bitmez.

Meselenin hiçbir zaman güvenlik olmadığını herkes biliyor. Asıl mesele enerji yolları üzerindeki hakimiyet. Enerji akışını kontrol etmek modern dünyada ekonomik ve siyasi güç anlamına geliyor. Bu nedenle enerji aynı zamanda bir jeopolitik araçtır. Başka bir ifadeyle enerji, küresel rekabette bir silah gibi kullanılabiliyor.

İran bu denklemde önemli bir yer işgal ediyor. Çünkü Basra Körfezi ve Hürmüz Boğazı üzerinden geçen petrol ve gaz akışı dünya ekonomisinin ana damarlarından biri. Bu hattı kontrol etmek demek, küresel enerji akışını kontrol etmek demek.

Öte yandan sahadaki gelişmeler aynı zamanda ideolojik bir mobilizasyona da dikkat çekiyor. ABD'de yükselen din savaşları söylemi, siyasetin dilini daha sert ve daha mutlak hale getiriyor. Soykırımcı Netanyahu'nun "Amelek" göndermeleri, düşmanı yok edilmesi gereken varoluşsal bir tehdit olarak tanımlayan bir anlama sahip. Yine Siyonistlerin "Büyük İsrail" stratejisi gerilimin etki alanını genişletiyor.

Bu tür söylemler çatışmayı yalnızca jeopolitik bir rekabet olmaktan çıkarıp daha derin bir ideolojik mücadeleye dönüştürme riski taşıyor. Böyle bir atmosferde gerilim kolayca tırmanabiliyor.

Ve enerji yolları, ideolojik söylemler ve jeopolitik hesaplar birbirine karıştı şimdiden.

Savaşın ekonomik etkileri ise net şekilde hissediliyor. Enerji fiyatları yükseliyor. Petrol ve gaz piyasaları dalgalanıyor. Küresel ticaret yolları baskı altına giriyor. Türkiye'den Avrupa'ya, Asya'dan Afrika'ya kadar geniş bir coğrafya bu dalgadan şimdiden etkilendi.

Bir de şöyle bir gerçek var...

Trump yönetimi operasyonun sınırlı maliyetli olacağını söylemişti. Ancak bugün savaşın günlük maliyetinin milyar dolarlara ulaştığı konuşuluyor. Üstelik bu faturayı yalnızca savaşan ülkeler ödemiyor. Enerji fiyatları yükseldikçe dünyanın her yerinde insanlar ödüyor.

GÖLGEDEKİ BÜYÜK HESAPLAŞMA

Washington Post'a göre ABD'li yetkililer, Rusya'nın İran'a Orta Doğu'daki Amerikan savaş gemileri ve uçaklarının konumlarına ilişkin istihbarat sağladığını iddia ediyorlar. Haberi yapan Amerikan basını olsa da ateş olmayan yerden duman çıkmaz sözünü karine kabul etmekte fayda far.

Eğer bu iddiaların bir kısmı bile doğruysa, İran'a yönelik saldırı artık yalnızca bölgesel bir çatışma değil, büyük güçlerin sahaya giderek daha açık biçimde dahil olduğu daha geniş bir jeopolitik hesaplaşmanın parçası haline geliyor.