
Söylentiye göre Halep'ten göç eden biri, gerekli gereksiz, Halep'te iken yaptıklarından abartılı bir şekilde söz edermiş. Bir gün bir toplantıda, atlayıp sıçramaktan konuşurken, Halepli palavracı, "Ben Halep'te kırk arşın yer atladım." deyince, orada bulunanlardan biri, dayanamamış, "Be birader Halep oradaysa arşın burada, atla da görelim." demiş.
Tam PKK'nın Suriye'deki varlığına uyan bir darbımesel.
Siyonist/Emperyalist çevrelerin adını Suriye Demokratik Güçleri (SDG) koyarak meşrulaştırmaya çalıştığı PKK'nın Suriye uzantısı terör örgütü, güvendiği dağlara kar yağdığını görmeyecek kadar basiretten yoksun!
Esip gürlüyorlardı, fırsat buldukça HALEP'te kurtarılmış bölge ilan ettikleri mahallerden (Eşrefiye, Şeyh Maksud) saldırarak terör eylemleri yapıyorlardı.
Şam yönetimi SDG'nin entegrasyonunu içeren 10 Mart Mutabakatı gereği mühlet sonu olan 31 Aralık'a kadar sabırla bekledi.
31 Aralık geldi geçti, SDG 10 Mart mutabakatını uygulamak yerine bozmayı ve özerklikte ısrar etmeyi sürdürdü.
Şam'ın uzattığı zeytin dalına sırtını döndü ve sabır taşı çatladı.
Suriye güvenlik güçleri Halep'in merkezindeki kurtarılmış bölgelere operasyon düzenleyerek 3 gün içinde SDG'yi süpürdü çıkardı!
Dün saat 15.00 itibarıyla tüm operasyonların bittiği açıklandı.
Bu yazıyı kaleme aldığım saatlerde güvenlik güçleri bir taraftan temizlenen mahallelerde teröristlerin döşediği mayınları ve tuzakları temizliyorlardı bir taraftan da Teşrin barajı bölgesinde teröristlerin saldırılarına cevap veriyorlardı.
Operasyon devam ederken SDG'nin ne ABD imdadına yetişebildi ne İsrail ne de diğer destekçileri.
Tam tersine SDG bir terör örgütü refleksiyle Halep'tekilerin kendilerine bağlı olmadığını ilan ederek kendi adamlarını açıkça sattı, Türkiye'nin de talep geldiği takdirde destekleyeceği açıklaması yaptığı Suriye ordusuyla karşı karşıya gelmekten korktu.
ABD her ne kadar operasyona karşı çıkmadıysa da Suriye temsilcisinin ağzıyla SDG'yi korumaya devam etti!
Gelen haberlere göre SDG militanları kendilerini korumadığı için Haseke'de ABD üssüne saldırmışlar!
Halep'in teröristlerden temizlenmesine en sert tepkiyi TBMM'de temsil edilen DEM Parti gösterdi.
Başka bir ülkenin partisiymiş gibi "Türkiye'yi uyarıyoruz: Gerilimi tırmandıran değil, diyaloğu güçlendiren bir politika izleyin. Kürtler diz çökmez. Kobani'de direndiler, Halep'te de direnirler." diye açıklama yaptı. Şehrin teröristlerden arındırılmasını ağır silahlarla sivillere saldırı olarak niteleyerek hakikati tersyüz etmeye çalıştı.
İddia edildiği gibi operasyon Kürtlere karşı değil teröristlere karşı yapıldı ve şehir teröristlerden temizlendi siviller de Kürt'üyle Arap'ıyla Türk'üyle evlerine dönme hazırlığı yapıyor.'
Böylece teröristlerin Halep'te direnemedikleri gibi Fırat'ın doğusunda da direnemeyecekleri ortaya çıktı.
Öyle anlaşılıyor ki SDG'nin 10 Mart mutabakatıyla yönetime entegre olarak çok şey kazanması mümkünken bu tavrıyla tamamen silinip süpürülecek.
Aslında Halep'te yapılan operasyon tam bir askeri operasyon değildi. Diplomasiyle cerrahi ameliyat arası hibrit bir operasyondu, SDG ona bile dayanamadı.
Oysa SDG bu tavrını sürdürürse Fırat'ın doğusuna yapılacak olan operasyon tam bir askeri operasyon olacak ki, SDG'nin zerre kadar aklı varsa hemen silah bırakıp entegrasyonu kabul eder.
Çünkü Suriye ordusunun yanı sıra aşiretler de tetikte bekliyor.
SDG'nin işgal ettiği bölgede nüfusun yüzde 75'ini Araplar oluşturuyor.
Ve Arap aşiretleri Şam yönetimine SDG'ye müsamahakâr davrandığı için kızgınlar ve işaret bekliyorlar.
İşareti aldıkları an belki ordunun desteğine bile ihtiyaç kalmadan aşiretler SDG'yi söküp atacaklar!
SDG yolun sonuna geldi ama hâlâ meseleye at gözlüğüyle bakmaya devam ediyor.
Öte yandan mesele sadece Suriye'yi ilgilendirmiyor.
911 km. müşterek sınırıyla Suriye'deki her gelişme Türkiye'yi yakından ve doğrudan ilgilendiriyor.
Dolayısıyla Suriye güvenlik güçleri SDG'yi etkisiz hale getirecek güçte görünüyorlar, güçlerinin yetmemesi halinde Türkiye her türlü desteği vermeye hazır olduğunu ilan ederek teröristlere son ikazını da yaptı.
Yani SDG'nin günleri sayılı.
Ya hemen teslim olur tüm hükümet kurumlarını Şam yönetimine devrederler, silahlarını hükümete teslim ederler, entegre olarak barışçı bir şekilde mesele halledilir ve kazançlı çıkarlar ya da etkisiz hale getirilerek tarih olurlar.
Kılavuzu Siyonist/emperyalist olanların yenilmeye mahkûm oldukları müsellem bir kaziyedir.
SDG'nin kılavuzu da Siyonist/emperyalist olduğuna göre?!