Selahaddin E. ÇAKIRGİL
Selahaddin E. ÇAKIRGİL
selahaddincakirgil@gmail.com
Tüm Yazıları

‘Sersemletici'yi kullananlar da, ‘sersemlemiş' olamazlar mı?

Amerikan Başkanı Trump, Venezuela Devlet Başkanı Maduro ve hanımını, başkent Caracas'ta, 3 Ocak'ta, gece yarısı yatağından alıp, yargılamak üzere Amerika'ya götürmek şeklindeki 'adam kaçırma' eylemini gururla sahiplenmekle kalmıyor, bunu müthiş bir silahla gerçekleştirdiklerini belirterek, başka ülkelere de 'gözdağı' vermek şeklinde, ikide bir tekrarlıyor- hatırlatıyor.. Bugün İran makamlarına ise, yarın sıra başkalarına da gelecek, yani..

'İran anlaşmaya yaklaşmazsa, (yani ABD'nin dayattığı anlaşma metnini imzalamazsa demek istiyor) İran'a yazık olacak..' demeyi sürdürüyor. Roma İmparatorluğu döneminden, 2500 yıl öncelerden kalma, 'Teslim olun, barış olsun...' mânasındaki 'Pax Romana'nın, 'Roma Usûlü Barış'ın modernleşerek, 'Pax Americana..'ya, 'Amerikan Usûlü ve hattâ -Trump'ın kendi ismiyle anılmasını çok sevdiği örneklerde olduğu gibi- 'Trump Usûlü Barış dönemini yaşıyor dünya..

Bu kadar sâde ve basit.. 'Teslim olun, barış olsun..'

Ama, bu arada, Trump, kendilerine karşı koymanın kolay olmadığını, Venezuela'daki müthiş eylemlerini de yeni ve müthiş bir silah sâyesinde başarıyla tamamladıklarını anlatıyor; ama o silah hakkında daha fazla bilgi vermesinin kendisine de 'yasak' olduğunu da belirterek.. Ama, sonunda bu yeni silah hakkında yine de ilk ağızdan açıklamayı şerefini başkasına kaptırmak istemeyip, bu silahın özelliklerinden dem vuruyor..

Meğer, bu silah 'sersemleştirici' imiş.. İsim olarak ona bu özelliği verilmiş: "Discombobulator" (Sersemleştirici)..

Evet, dünya medyaları da silahı tartışmakta bugünlerde..

ABD Başkanı Donald Trump'ın, Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro'ya yönelik operasyonda bu silahın kullanıldığını öne sürüyor. Maduro kaçırıldığı zaman, kimileri, hırsız evin içindeyse, kapıya kilit vurmanın bir işe yaramayacağını söyledi, bazı muhafızların parayla elde edilmiş olabileceğini söyledi..

Ama, en dikkat çekici açıklamayı Trump kendisi yaptı. Trump, adının 'discombobulator" olduğunu söylediği bu silahla ilgili olarak New York Post gazetesine verdiği röportajda da "yeni silahın, Maduro'nun kaçırılmasında önemli rol oynadığını açıklıyor. Bu yeni silah, "karşı tarafın bütün savunma veya çatışma ekipmanlarının çalışmama'nı sağlıyormuş.. Yani, saldırmak için hedef olarak seçilen düşman tarafın bütün elektronik , manyetik , radyoaktif her ne sistemi varsa, savunma mekanizmasına yardımcı olabilecek bütün tesisleri 'negatif' durumuna getiriyormuş.. Trump, konu hakkında daha fazla konuşmak istiyor ama, "yasak" olduğunu da ekliyor..

Trump, "Venezuela'nın Rus ve Çin yapımı roketleri vardı, ama hiçbiri fırlatılamadı. Biz geldik, onlar düğmelere bastılar, ama hiçbir şey çalışmadı." diyor..

Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt de Venezuela Operasyonu'nun ardından sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, Venezuela'da bulunan bir kişinin açıklamalarına yer vermiş ve bir güvenlik görevlisinin de, "Venezuela'daki bütün radar sistemlerinin ânîden kapandığını" öne sürdüğü, "çok yoğun ses dalgasına benzer bir şey" algıladığını ve "kafası patlayacakmış gibi hissettiğini" iddia ettiği aktarılmıştı.

Venezuela'ya yönelik operasyonun ülke genelindeki radar, iletişim ağları ve hava savunma sistemlerini devre dışı bırakmayı amaçlayan koordineli saldırılarla başladığı sonradan açıklandı..

Trump'ın bu sözleri hayalî ve de korkutmak için uydurulmuş bir iddiadan ibaret de olamaz mı? Her ihtimal mümkün olabilir.. Belki de, kendileriyle işbirliği yapan ve yapacak olanları kurtarmak için uydurulmuş bir hayalî silahtır.

Nitekim, uzmanlar, söz konusu sistemin tek bir yeni silah olmadığını, mevcut teknolojilerin birleşiminden oluşmuş olabileceğini değerlendiriyorlar..

ABD ordusunun, sistem ve ekipmanları devre dışı bırakmak için 'Uzun Menzilli Aktif Akustik Uyarıcı (LRAD), elektronik harp sistemleri ve "Stuxnet" benzeri siber araçları halihazırda kullandığı, LRAD ve benzeri sistemler, yüksek ve yönlendirilmiş ses dalgaları yayarak uzaktan uyarı ve kalabalık kontrolü sağladığı biliniyor; bazı uzmanlar ise "discombobulator"un yüksek güçlü bir mikrodalga sistemi olabileceğini öne sürüyor. Bu tür bir sistemin, fizikî bir patlama yapmadan, hedefin hem teknik altyapısını, hem de biyolojik etkilerini geçici olarak etkisiz hale getirebileceği ve bundan ayrı olarak, "discombobulator"un gerçekten yeni bir silah mı, yoksa mevcut teknolojilerin farklı bir isimle sunulması mı olduğu sorusu, "Discombobulator" teriminin, siber, elektronik ve akustik askerî sistemlerin kombinasyonu olabileceği ihtimali de ayrı bir konu..

Ancak, bu müthiş bir silah ise, hasım taraf için kullanılmak istendiğinde, o sersemletici etkilerin, onu kullananları da etkilemeyeceğine dair bir yöntem geliştirilmiş midir? Ya da, bu 'sersemleştirici' açıklamayı yapanlar, bu noktayı düşünemeyecek kadar kendileri de sersemlemiş olamazlar mı?

Trump, evvelki gün, News Nation televizyonuna verdiği mülakatta da, ABD ordusunun Maduro'ya yönelik operasyonda "ABD'nin daha önce kullanılmamış askerî teknolojiler kullandığını" söyledikten sonra, 'ABD'nin kimsenin bilmediği silâhlara sahip olduğunu" iddia etmesi ve, 'bu gibi tehditlerini sıkça yaptığının' hatırlatması üzerine, 'Bazen tehditlerin işe yaradığını ve bazı hedeflere ulaşmak için kolaylaştırıcı rol oynadığını' belirtmesi de ilginçti ve bu silahın bir "gizli ses silahı" olduğunu belirtmiş bulunuyor.. Ve 'İran lideri Seyyid Ali Khameneî ve diğer üst dereceli kimselerin yerinde olsam, aynı yerde uzun süreli uyumazdım..' diyor.. Ve ayrıca, 'İran'da rejimin değişmesinin en iyi çözüm yolu olacağını' belirtiyor.

İran'ı bilmem ama, rejimler öyle temennilerle değişebilseydi, bu satırların sahibi de, dünyanın geleceğinin selâmeti için, her şeyden önce, Amerika'daki rejimin değişmesinin en iyi çare olduğunu söylerim..

Bu arada, ABD Adalet Bakanı Pam Bondi'nin, Maduro ve eşi Cilia Flores hakkında ABD'de suç duyurusunda bulunulduğunu, Amerikan mahkemesinde yargılanacağını açıklarken, 'ABD'ye karşı makineli tüfek ve yıkıcı cihazlara sahip olma" suçlamalarının yöneltildiğini açıklamasının ilginç ve komik bir durum olduğunu da belirtelim..

Bu arada, ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio'nun, Münih Güvenlik Konferansı'nda evvelki gün yaptığı konuşmada, 'ABD'nin Avrupa'nın çocuğu' olduğunu belirtip, 'Biz birbirimize aidiz' demesi, üzerinde durulması gereken bir 'inanç, kültür ve medeniyet birlikteliği'ne işaret etmesi, 'ABD ve Avrupa olarak, biz birlikteyiz. Biz tek bir medeniyetin, Batı medeniyetinin parçasıyız. Yüzyıllarca süren ortak tarih, Hristiyan inancı, kültür, miras, dil, atalarımız ve atalarımızın birlikte yaptığı fedakârlıklarla şekillenen, ulusların paylaşabileceği en derin bağlarla birbirimize bağlıyız" demesi ve 'Avrupa'yı "Batı medeniyetinin en büyük güçlerinden biri" olarak tanımlayıp, Mozart'tan Beatles'a, Dante'den Rolling Stones'a kadar Avrupa kültürünün şaheserlerini sıralaması, 'Biz Amerikalılar için vatanımız Batı yarımkürede olabilir, ancak biz her zaman Avrupa'nın çocukları olacağız" ifadesini kullanması; "İkinci Dünya Savaşı sonrası ortaya çıkan düzeni "tehlikeli bir yanılsama" olarak nitelendirmesi, "Zafer sarhoşluğu bizi 'tarihin sonuna' inandırdı. Her ulus liberal demokrasi olacak, ticaret bağları ulus-devleti aşacak, kurallara dayalı düzen milli çıkarların yerini alacak ve sınırsız bir dünyada herkes dünya vatandaşı olacaktı. Bu aptalca bir fikirdi, insan doğasını ve 5 bin yıllık tarihi hiçe saydı ve bize çok pahalıya patladı" diye konuşması, üzerinde durulması gereken ilginçlikte olsa gerek..