İbrahim Güneş
İbrahim Güneş
Tüm Yazıları

Sessiz ve derinden

Aslında tezgah hiç değişmiyor...

Sadece kimi "Züccaciye dükkanına girmiş fil gibi" bunu yapıyor.

Kimi sessiz ve derinden...

Örneğin Trump tam anlamıyla fil gibi davranıyor...

Venezuela Devlet Başkanı Maduro'yu kaçırdı. Yerine Rodríguez'i getirdi... En son baktığımda Venezuela Meclisi yabancılara maden yataklarını açan yasal düzenlemeyi kabul etmişti.

Zaten çok öncesinde Venezuela petrolü ABD'ye akmaya başlamıştı bile... Avrupa, Rusya'ya karşı hamlesini mesela televizyon dizilerinden devşirdiği Zelenski ile yaptı...

Evdeki hesap çarşıya uymadı...

Aynı şekilde Macaristan'da Orban'ı devirmek için altılı ittifak kurup bir belediye başkanını aday göstermiş kaybetmişlerdi. Ancak zaman su gibi akıyor. Ve Macaristan'da bu kez Orban kaybedecek zira "Gençler desteklemiyor" yorumları yapılıyor...

Bu süreçte ABD'nin İsrail ipiyle kuyuya inip, Hamaney'i öldürüp ardından da Meclis Başkanı Kalibaf gibi bir ismi Tahran'da yönetime geçirme planı da tutmadı. Ağır bombardıman İranlıları ayrıştırmak yerine birleştirdi. Çin ise aynı taktikleri ABD'nin aksine daha sessiz ve derinden yapıyor. ABD'nin İran'da çuvallamasından Tayvan'daki yöneticiler de belli ki cesaret almış durumda. 10 yıl sonra Tayvan ile Çin arasında temas kuruldu... Tayvan'ın CHP'si de diyebileceğimiz ana muhalefet partisi KMT'nin Genel Başkanı Cheng Li-wun, Pekin'e gitti... Çin Devlet Başkanı Şii Cinping ile buluştu.

Çin Devlet Başkanı Şii, "Tayvan bizimdir. Aksi düşünülemez" mesajı verdi. Tayvanlı muhalefet lideri "Barışçıl birleşmeden" bahsetti.

Her ne kadar Tayvan'daki iktidar şu anda ABD yanlısı olsa da her an her şey olabilir...

Peki ABD, Tayvan'dan vazgeçebilir mi?

Çok zor zira Trump'ın da itiraf ettiği gibi...

ABD ucuz maliyet hesabıyla çip teknolojisini Tayvan'a transfer etti, onlar 30 yılda teknolojiyi öyle bir yere getirdi ki artık vazgeçilmez hale geldiler. Özetle Trump, Çin'i enerji üstünden kuşatmaya çalışıyor olabilir. Ama Çin'de ABD'nin teknolojik üstünlüğünü elinden alıyor...

Bu süreçte Trump'ın nisan ayında Çin'e yapacağı ziyaretin mayıs ayına ertelenmesini de küçük bir not olarak buraya bırakayım. Artık ABD medyasında dahi Trump'ın güç kaybettiği, ABD'nin dünya devi, hegoman devlet ünvanının tartışılır hale geldiği konuşuluyor.

Tabii unutmamak gerekiyor ki filler tepişirken olan hep çimenlere oluyor... Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın güçlü liderliği aslında Türkiye'yi hangi kuşatmalardan koruduğunu da net olarak gösteriyor...

Tabii anlamak isteyene...

BİR TÜRLÜ SEVEMEDİLER

Onlar için ne yaptığının, ne ürettiğinin hiçbir anlamı yok.

Onlardan yana mısın, değil misin?

Gerisi hikaye...

Öyle bir zihniyetleri var ki, ağzınızla kuş tutmayı bırakın uçak yakalasanız nafile...

CHP'li Namık Tan, sosyal medyadan Selçuk Bayraktar'ı hedef alan bir mesaj paylaştı... Hani şu "Mavi Vatan" için "Mavi Masal" diye Meclis'te konuşma yapan eski büyükelçi...

CHP'nin gölge dışişleri bakanı Tan, bu kez de "Avrupa'nın hava savunma sistemi olan SAMP-T için damat İtalyanlarla anlaştı. Bizimkilerin fikri değişti" diye yazmış... Zamanında S400 alınmasını eleştirmiş. Oysa azıcık vicdanı olan herkes nasıl bir süreç işlediğini biliyor.

ABD Patriot vermedi. NATO müttefiklerimiz İspanya dışında hava savunma füzelerini söküp götürdü. Türkiye'nin talep etmesine rağmen de ne Patriot verdiler ne de SAMP-T hava savunma sistemini... Tan'ın eleştirisinin aksine Selçuk Bayraktar'ın İtalyanlarla ortaklığı Türkiye'ye Avrupa'nın kapılarını açıyor. Yüreğinin Türkiye için çarptığına tüm kalbimizle kefil olabileceğimiz Bayraktar ailesi belki de bu yüzden her daim hedefte oldu, oluyor. Zira memlekette yerli ve milli olmak aynı zamanda hedef olmak anlamına geliyor. Rahmetli Özdemir Bayraktar'ın gözyaşlarıyla izlediğimiz belgeselinde Siyonizm'in aparatı FETÖ'cüler tarafından nasıl yıldırılmaya, engellenmeye çalışıldığını izledik, gördük.

Ukraynalılar "Bayraktar" diye şarkılar yazarken, dünya medyası övgüler düzerken, Teknofest gençleri Selçuk Bayraktar'ın yolundan yürüme hayali kurarken, CHP'lilerin sistematik olarak Baykar'ı, Bayraktar ailesini hedef almasının bir sebebi olmalı... Sebebini siz düşünün artık. Ancak şunu net olarak söylemek isterim ki, ne Tan gibilerin, ne de CHP'deki devşirme vekillerin gücü onlara yetmez, hem bu millet onları Nuri Demirağ'ın yalnızlığına terk etmeyecektir. Hem de Baykar artık bir dünya markasıdır.

Bugün Selçuk Bayraktar hangi ülkenin kapısını çalsa, anında vatandaşlık alır, fabrika kurması için milyarlarca dolar teşvik alır. Ama buna rağmen Bayraktar kardeşler babalarının yolundan yürümektedir. Bu yüzden CHP'li isimlerin ve CHP medyasının karalamaları kayadan toz bile alamaz...

ÖZEL-TRUMP: ÇARESİZLİK

CHP Genel Başkanı Özel'in ruh halini ben biraz ABD Başkanı Trump'a benzetiyorum. Siz ne dersiniz?

Önce işaretleri paylaşayım. Sonra takdiri size bırakayım...

Trump, Epstein dosyaları baskısı altında.

Özel, CHP'deki taciz iddiaları.

Trump, yakın çevresine güvenemiyor. Hep bir hezeyanlı hali var.

Özel, kurmayları için "İmamoğlu'nun adamı" endişesi yaşıyor.

Trump'ın ruh haline göre değişen açıklamaları var.

Özel'in de bir dediği bir dediğini tutmuyor.

Ve her ikisinin de çektiği kağnı çamurdan çıkmıyor...

Trump'ın hali tez konusu bu yüzden biz Özel ile devam edelim.

Zira pavyoncudan yoldaş yapmaya kalktı. Eline yüzüne bulaştı.

Şimdi de önce ara seçim istedi...

Herkes "İmamoğlu'nu milletvekili adayı gösterip dokunulmazlık zırhıyla yargıdan kaçırmayı planlıyor" diye düşündü...

Sonra öyle bir açıklama yaptı ki, İmamoğlu'nun üstüne deyim yerindeyse toprak attı... Kelimesi kelimesine açıklaması bu...

"Eğer Ekrem İmamoğlu mal varlığında belediye yönetiminden sonra izah edemeyeceği bir kuruşu varsa, bir metrekare toprağı varsa Ekrem İmamoğlu bu ülkenin Cumhurbaşkanı adaylığına layık değildir."

Ne diyelim İmamoğlu, sadece Sarıyer'deki 2 milyar liralık üçüz villayı nasıl olup da 15 milyon liraya satın aldığını bir de üstüne mal varlığı listesinde bu bilgiyi neden gizlediğini açıklasa yeter...

Zaten açıklayamadığı için de İmamoğlu her duruşmada "Bu dava siyasi, kumpas var" söylemlerine sarılıyor. Ancak Silivri yalnızlığı anlamak isteyene çok mesaj veriyor. Üstüne bir de İmamoğlu'na yakın isimlerin dahi umudunu kestiği, Özgür Özel'e yaklaşmaya çalıştığı yönündeki kulis bilgileri eklenince durumun rengi netleşiyor...