Selim ATALAY
Selim ATALAY
http://www.selimatalay.com
Yazarın Sayfası

Şimdilik öylesine sürükleniyor

ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden, 3 Temmuz Perşembe günü Başkan Obama ile haftalık öğle yemeğini yedi... Başkan ile Yardımcısı her hafta en az bir öğlen Beyaz Saray’da baş başa yemek yerler ve gidişatı konuşurlar... Beyaz Saray’da öğleden sonra Barzani’nin özel temsilcilerinin Ulusal Güvenlik Danışmanı Anthony Blinken ve ekibiyle görüşmesi vardı. Görüşme sürerken Biden bu salona -kapıdan uğradı- ve Kürt temsilcilerle görüştü. Biden ardından Başbakan Erdoğan ile telefon görüşmesi yaptı.

Beyaz Saray’ın Irak dosyası yıllardır Başkan Yardımcısı Biden’da... Biden ondan önce 30 yıllık Senatör ve Senato Dış İlişkiler Komitesi Başkanıydı. Irak ve diğer dış politika dosyalarını herkesten iyi bilir... Bu arada Beyaz Saray protokolüdür: Konuklar başkanın ya da yardımcısının eşiti değilse ve de görüşmek lazımsa, makama alınmazlar. Beyaz Saray’da konuklar eşitleriyle görüşürken, o toplantıya Başkan ya da Yardımcısı kapıdan uğrar, ortadan girer ve bitmeden çıkar... Böylece hem fiilen görüşmüş, hem de resmen görüşmemiş olurlar. Biden, Barzani’nin özel kalem müdürü Fuad Hüseyin ve Dışişleri yetkilisi Falah Mustafa Bakir ile olan toplantıya kapıdan uğradı.

Bu toplantıya ilişkin kısa açıklamada Biden ve Hüseyin’in, Irak’taki bütün toplulukları kapsayacak yeni bir hükümet kurulmasının öneminde birleştikleri- bildirildi. Adettendir, açıklamalarda tarafların ayrıldıkları değil, birleştikleri unsurlar yazılır.

Bu görüşmede Kürt heyeti Biden’a -Ama siz 2006’da Irak’ın üç federal bölgeye ayrılmasını savunmuştunuz, o gün işte geldi- dedi mi, bilmiyoruz. Biden’ın senatörken yazdığı bu yazı çok gürültü kopartmış -ABD Irak’ı parçalamaya çalışıyor- iddialarına yol açmıştı. Kopan gürültünün ardından Biden yazının yanlış anlaşıldığını söyledi ve bir daha da uzun süre Irak’a idare biçimi önermedi.

Aslında Kürt Heyeti’nin bir gün önce buluştuğu Dışişleri Bakanı Kerry’nin sözcüsü de, Beyaz Saray sözcüsü de -Birleşik Irak- vurgusu yapmayı sürdürüyor. Dışişleri çarşamba günü -Iraklı liderler yeni sınırlar çizmeye uğraşmak yerine IŞİD tehdidine odaklanmalılar- dedi. Bölünmenin, terör örgütüne yarayacağını söyledi.

Beyaz Saray çarşamba günü -Birleşik Irak, güçlü Irak’tır. ABD demokratik çoğulcu birleşik Irak’ı desteklemektedir ve Irak’ta bütün ilgili tarafların bu hedefe yönelmesi çağrısı yapmayı sürdüreceğiz- dedi.

Barzani’nin -Bağımsızlık- konuşmasını Washington biliyor. Ancak Dışişleri Bakanı Kerry daha geçen hafta Irak’taydı ve Erbil’de Barzani’ye -Bağdat’a katıl ve orada etki sağla- telkini yaptı. Kerry Kürtler’in -geleceğe ilişkin hedeflerini- tartışmadı, ancak şimdi kısa dönem çıkarlarının -birleşik ve egemen Irak’ın istikrarında olduğunu- söyledi.

Bu görüşmeden bir hafta geçmeden de Barzani mecliste referandum-bağımsızlık konuşmasını yaptı. Konuşma gerçi meclisin kapalı oturumunda yapıldı, ancak ajanslarda tüm videosu var. Yine Kerry’nin Erbil ziyaretinin hemen ardından Washington’a yollanan Hüseyin de Irak’ın zaten bittiğini, Kürtler’in eskiye dönmeyeceğini, Bağdat egemenliğini kabul etmeyeceğini, bağımsızlık olmazsa en azından ve şimdilik kaydıyla Bağdat ile konfederasyon kurabileceklerini söylüyor. Hüseyin bu duruma ABD şimdilik itiraz etse de, sonra alışacağını savunuyor.

Irak’ta ABD’nin en rahat olduğu, en rahat hareket ettiği bölge, Kürdistan. Hatta Bağdat’a son haftada ABD askerleri yollanıken, bir kısmı Kuzey’e geçti bir bölgesel karargah Erbil’e kuruldu. Ancak ABD’nin önceliği Irak’ın bir kısmında rahat etmek değil, diğer bölgelerin terör ve kontrolsüzlük yuvası olmaması. Irak’ın bölünmesi, merkezi idarenin ülke çapında etki ve kontrolünün bitmesi, otorite ve egemenlik boşluğu olan bölgelerin oluşması- demek. Buralarda minik devletçiklerin -terör derebeylerinin doğması, ABD’nin kabus senaryosu. Bu durumda Bağdat Şiiler’e, dolayısyla İran’a bırakılmış olacak. Irak’ı Irak yapan petrolün Kuzey yatakları Kürtler’in, Güney’i de Şiiler’in elinde kalıyor. Gerçi petrol çıkarmak ve ihraç etmek sürekli istikrar gerektirir. Kargaşa içindeki Irak’ın petrolü kimseye yar olmaz.

Bu arada Suudi Arabistan’ın Irak sınırına asker yığdığı ve IŞİD sızmasına karşı hazırlık yaptığı bildiriliyor. Suudiler’in sınırı tek başına geçmeyecekleri varsayılabilir, ancak düşük ihtimalli de olsa -Irak’ta istikrar için komşuların ortak müdahalesi- senaryolar arasında.

ABD’nin bir Irak planı var mı? Bir planın, yaptırım ve uygulama gücü gerektirdiği düşünülürse, ABD’nin Irak’ta plan dikte ettirme, uygulatma niyeti ve gücü yok. Telkinlerle de Irak’ın bir yere gitmeyeceği anlaşılıyor... Kürtler, Kerkük’ü elde tutarak pazarlık kozlarını yükseltiyorlar. Kürt temsilcilerin Washington açıklamalarından anlaşılan, Kerkük’ün Irak Kürdistanı sınırları içine alınmasını ve petrol ihracatına Bağdat’ın karışmamasını istiyorlar. Bağımsızlık dedikleri bu... İhracattan Bağdat’a bir pay verecekler, ama o kadar... Şu durumda Kürtler’in Bağdat’a ihtiyacı olmayabilir, ancak Şii ve Sünniler’in Kerkük petrolüne ihtiyacı var... Öte yanda Irak’ın geleceği her geçen gün Suriye’nin geleceği ile birleşiyor... ABD şu an gelişmeleri yönlendirme çabasında, ancak gelişmeler kontrolden çıkarsa ABD’nin oyun kurma gücü kuşkulu. Irak’ta plan da yok, planı tek başına uygulayacak güç ve makam da yok.

twitter.com/selimatalayny